Siyah Bayraklılar Hareketi ve İsrail

İsrail sokakları BenyaminNetanyahu protestolarıyla sallanıyor. Bu gösteriler öyle sıradan, vaka-yıadiyeden de değil. Protestoların öncülüğünü ise “Siyah Bayraklılar Hareketi” yapıyor. Ancak bu Siyah Bayraklıların, Irak’ta duyduğunuz kendilerini Siyah Sancaklılar diye tarif eden DAEŞ terör örgütüyle ilgisi yok. Tamamen İsrail iç dinamiklerinin oluşturduğu aktivistler bunlar.

Peki, İsrail’de siyasi ajandayı kökünden sarsan ve tarihte benzerine de pek rastlanmayan bugünkü duruma nasıl gelindi? Kısaca hatırlamaya çalışalım.

Yolsuzluk iddialarıyla görevdeyken yargılanan ilk başbakan olan Netanyahu’nun üzerindeki toplumsal baskı, salgın sebebiyle şiddetini azaltmış ve 17 Mart’ta yapılması gereken yargılaması da bu yüzden ertelenmişti.  Şimdi iş değişti. Protestocular gecikmiş tepkilerini ortaya koyuyor ve onu “suç başbakanı” olarak nitelendiriyorlar. Dün Covid-19’un koruma kalkanının altına giren Netanyahu, bugün ikinci dalga salgınla beraber, süreç yönetimindeki başarısızlıkları ile birlikte katmerli sıkıntılar yaşıyor. Yolsuzluk suçlamalarıyla zaten başı iyice ağrıyan Netanyahu, salgının eklediği ekonomik problemler ile de köşeye sıkışmış gibi görünüyor. Ne Donald Trump’ın bahşettiği (!) ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınması kararı, ne sözde “Yüzyılın Anlaşması”, ne de Netanyahu’nun gündem değiştirmek için İran karşıtı açıklamalarını artırması iç kamuoyunu teskin etmeye yetmiyor. Gün aşırı Suriye’yi bombalaması da artık gündemi değiştiremiyor. Öyle ki İsrail’de işsizlik oranı yüzde 21,6’yı buldu. Geçtiğimiz hafta iş bulanların sayısı 689 olurken, işini kaybedenler ise üç katı yani yaklaşık 2000 kişiyi geçti. İşte bu yüzden Netanyahu protestoları dalga dalga başbakanlık konutunun önü dâhil her şehre yayılıyor. Bu gösterilerin ne zaman ve nasıl duracağı da çok belli değil ve kimse şu anda bu soruya cevap veremiyor.

İsrail bu şartlarda bir bilinmeze doğru son hızla gidiyor. (https://www.ynetnews.com/article/Byyhch5eD?utm_source=ynetnews.com&utm_medium=social&utm_campaign=twitter&utm_term=Byyhch5eD).

Ayrıca bilindiği gibi İsrail tarihinde ilk defa 11 ay gibi kısa bir dönemde 3 genel seçim yapılmıştı. İlk ikisinde hükümet kurulamamış ve mecburen 2 Mart’ta üçüncü seçime gidilmişti. Bu protestolar tekrar bir seçimi gündeme getirebilir mi, belki. Seçim dışında yükselen tansiyonu dindirecek tek seçenek ise “Bibi evine dön” sloganlarının karşılık bulması, yani Netanyahu’nun istifası. Ancak bu istifa ile Netanyahu’nun partisi Likud dışında mevcut durumda yeni bir koalisyon kurulabilir mi o da belli değil, hatta zor bile denilebilir. Çünkü 120 sandalyeli parlamentoda 36 sandalyesi bulunan Likud, İsrail sağını konsolide edebilen tek parti ve hükümet kurmaya yetmese de toplamda sağ ittifak olarak 58 sandalye ile seçimden çıkmışlardı. Bununla birlikte Likud ve sağın irili-ufaklı diğer partileri dışında kalan muhalefet partileri ise Müslüman Arapları temsil eden 15 sandalyeye sahip olan Birleşik Liste ile hareket etmeye çekiniyor. Yani kelimenin tam anlamıyla aforoz edilmekten korkuyorlar. Bu yüzden de muhalefetin koalisyon seçenekleri oldukça sınırlı bir hal alıyor.(https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israilde-netanyahu-gantz-koalisyonunun-arka-plani/1847680).

Diğer taraftan özellikle salgının getirdiği atmosferde bütün dünyada sosyo-psikolojik alanda değişimler yaşanırken, Z kuşağı, kimlik siyasetinin daraltıcı etkileri gibi tartışmalar ön plana çıkarken, İsrail içinde de dünyada olup-bitenlerin izdüşümlerini görmek mümkün. Her ne kadar Siyonist ideolojinin işgal, baskı, şiddet ve zulüm üzerinde şekillendirdiği bir yapı varlığını sürdürmeye devam etse de halk arasında bu yapıyı eleştirenlerin ve artık gidişatın kabul edilemez olduğu gerekçesiyle karşı duranların sayısı da gün geçtikçe artış gösteriyor.
Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki, bugün İsrail artık kendi halkını da yoruyor. Yolsuzlukların getirdiği yoksulluktan dolayı İsrail halkı da artık olup-bitenleri ciddi olarak sorguluyor. İsrail’in kendi güvenliği adına yaptığı her şey ayağına dolanıyor, dolanmaya devam edecek. Hak-hukuk tanımayan girişimleri arttıkça herkes gerçek yüzünü daha iyi görüyor, uyananların sayısı daha da artacak. Irkçılığın diğer toplumları yok sayan en bariz örneği olan Siyonizm’in, insanlık için hangi büyük tehlikeleri barındırdığı ortaya çıktı. Bundan sonra da en ateşli destekçileri dâhil herkeste bu tehlikeli gidişata muhalif tavır gün geçtikçe çok daha belirgin hale gelecek. Öyle görünüyor ki insanlık vicdanının kabul etmediği ırkçı ve baskıcı rejimin sonu, hem içerde hem de dışarıda vicdan sahibi insanların öne çıkıp inisiyatifi ele almalarıyla birlikte her geçen gün daha da yaklaşmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.