Ayasofya, Arafat meydanı gibiydi…

Hepimize hac görüntülerini anımsattı.

İnsanlar meğer 86 yıldır ne denli özlemişler anne mabetle buluşmayı. Ne meydan kaldı, ne cadde.

Ayasofya’ ya yakın olabilmek isteyenler birbirlerine saygılı.

Ona yaklaşmak isterken kardeşlerini incitmekten çekinmekteydiler.

Onu göremedikleri çok uzak noktalarda bile doya doya Ayasofya’ yı terennüm ettiler, kokusunu ciğerlerine çektiler, ondan haber getiren kardeşlerine teşekkür ettiler.

Nasıl bir sevdaydı bu.

Ne kadar hasreti çekilmiş tarihi bir gündü. Fethi yeniden yaşamak.

Bir milletin kalbinden çalınan büyük mabede kavuşmak.

Cemaat olarak anne mabedin ellerine kapanmak.

Bu nasıl görkemli bir gündü ki Temmuz’un yakıcı güneşini ellerinin tersi ile itip de yaşlı kadınlar, bebekler, beli bükük dedeler, gençler.

Sanki İstanbul’ un fetih gününü yeniden yaşamakta idiler.

Bu ne sevinçli bir gündü ki, “Ayasofya bayramı” diye takvimlerine işaret etmekteydiler 24 Temmuz’u.

Sadece İstanbul’un bayramı mı?

İzmir’den, Ankara’dan, Bursa’dan, Edirne’den, Hakkâri’den, yurt dışından yola çıkıp da gönüller sultanı mabede akan insanların yüzünde düğün, bayram, şölen sevinci vardı.

Erkekler için Ayasofya Meydanı, Sultanahmet Meydanı ve Yerebatan Caddesi; kadınlar için Sultanahmet Türbesi yanındaki alan ile Mehmet Akif Parkı tahsis edilmiş, yekpare dolmuş cemaat de Yenikapı’ya kaymıştı.

Sanki hac eylemi İstanbul’a taşınmıştı. Ayasofya Meydanı, Arafat meydanı olup çıkmıştı.

Her şehir, Ayasofya’nın bayramını kutlamaktaydı.

Isparta’dan Ayasofya ve çevresine serpmek için, Fatih’in fetih yaşını telmih için 21 ton gülsuyu, gül lokumu gönderilmiş, Antep, baklavalar benden demiş, Kızılay halka yemek dağıtarak Ayasofya bayramına renk katmıştı. Ayasofya’nın bayramına, anne mabedin sevincine diğer camiler de ortak olmaktaydılar.

Her yerde Ayasofya coşkusu, neşvesi, ahengi vardı.

Yurdun en uzak camilerinde insanlar, kalplerine Ayasofya’yı almışlardı.

Nasıl büyük sevdaydı ki bu.

Avrupa’da açtıkları camilere, Ayasofya ismini veren bu memleketin mensupları, bulundukları her yerde onun sevgisi ile yüreklerini bir pınar gibi suvarmakta idiler.

Bu ne büyük bir kutlamaydı ki, Ayasofya’ ya komşu camiler de sabaha kadar açık kalarak kandillerini söndürmeyeceklerdi.

Yine Fatih’in fetih yaşını telmih için tam 21 cami; sabaha kadar açık kalarak Ayasofya sevdalılarını ayazda bırakmayacaktı.

Olur ya, Ayasofya maşuklarının bir şeye ihtiyacı bulunabilirdi.

Gece Ayasofya’ya sığmayacaklardı belki. Belki teheccüdü kılacaktı yaşlı bir baba.

Belki bebeğini uyutacaktı otel parası olmayan genç bir anne.

Bayram çocuğu gibi coşkulu olan bu komşu camiler de, tamamen tarihi simalardı;    

“İshakpaşa Camii, Akbıyık Camii, Kapıağası Camii, Laleli Camii, Nakilbent Camii, Pertevniyal Camii, Beyazıt Camii, Atikalipaşa Camii, Kaliçeci Hasan Camii, Hoca Piri Camii, Köprülü Camii, Mimar Hayrettin Camii, Firuzağa Camii, Yerebatan Camii, Molla Fenari Camii, Cezeri Kasım Paşa Camii, Nuruosmaniye Camii, Sokullu Mehmet Paşa Camii, Sultanahmet Camii, Hacı Beşirağa Camii, Nalbant Camii.”

İstanbul; taşı toprağı ile mescidi çeşmesi ile kedileri kuşları, yaşlısı genci ile hayatının en güzel bayramını yaşadı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.