Beynimizin kodlanmışlığının anketi

“Hepimizi, Amerikan taraftarı yapmışlar” dersem kızmayın.

Sizin, Amerikan yanlısı olmadığınızı biliyorum.

“Haydin Amerika’ya karşı seferberlik başladı” deseler eli silah tutan sağdan soldan herkesin katılacağını da bilirim ama…

Biz, bir testten geçtik aslında.

Afganistan cihadını hatırlayın.

Camilerde, salonlarda, futbol sahalarında yapılan toplantılarda, radyo, televizyon ve gazetelerden verilen banka numaralarıyla yardım toplanmış, erkeklerimiz ceplerindekini, kadınlarımız bileziklerini bağışlamışlardı.

Binlerce gencimiz, Rus askerlerine karşı Afgan Müslümanlarını savunmak ve Rus askerlerini geri püskürtmek için cihat aşkıyla gittiler.

Şehit olanlar oldu. Gaziler oldu.

Kolunu, bacağını Afgan dağlarında bırakan gazilerimiz dolaşıyor şimdi Türkiye’de.

Başarılı da oldular.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin askerlerinden sağ kalanlarını püskürttüler ve komünist birliği paramparça ettiler.

Hayat boşluk kabul etmez.

Komünistlerin boşalttığı yerlere kapitalist Amerikan’ın askerleri yerleşince, vantilatörün düğmesine kim bastıysa fırtına bitti.

Dalgalanmalar duruldu.

Ülke de güllük gülistanlık oldu ve o günden bu güne kadar Afganistan işgali gündemden düştü.

Düşman karşımıza George Bush olarak çıkarsa gerekeni yaparız ama Mehmet Akif Ersoy merhumun ifadesiyle, “Adı Osmanlı ruhu Yunanlı” biri karşımıza çıkarsa adına kurban oluruz biz onun.

Hani savaş uçaklarını satan devletler, uçağı hangi devlete satacaksa ona göre uçağın beynine dost ve düşman ülkeleri kodluyor ve öyle satıyor.

Onun dostu olan senin düşmanın ise ve onunla savaşa girersen, uçak onun paralel ve meridyeni arasına silah atmıyor ya, işte biz de eğitim yoluyla farkında olmadan kodlanıyoruz.

Dinimin düşmanları arasında fark gözetiyoruz ve o “dost” diye kodlanan düşmana karşı beyni şeker damlası verilmiş deney faresi gibi uysallaşıyoruz.

İkinci bir deney.

Ortaokul ve liselerde Kur’an-i Kerim ve Sevgili Peygamberimizin hayatı seçmeli ders olarak kanunlaşmıştı.

Kanun metni: 30.03.2012 tarih ve 6287 sayılı Kanun’un 9. Maddesi’ne göre: “…Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur…”

Şimdi siz, bu metinden ne anlarsınız.

En yakınınızdaki okul müdürüne kadar gidip sorunuz ve bu seçmeli dersler okutuluyor mu?

Ben işi eğitim olan ve geçimini de bu yöndeki çalışmalarından sağlayan dürüst birine sordum, “Bir araştırma yapıldığını bilmiyorum ama bizim kolejde herkes derse girecek şekilde motive edildi. Ancak okulların çoğunluğunda okutulmuyor. En sağlam bildiğimiz müdür arkadaşlar, ‘Seçen veya isteyen yok. Biz ne yapalım, zorlayamayız ki’ diyorlar” dedi.

İşte bu savunma, kodlanan beynin dost aleyhine kurşun sıkması ve dinime düşman olanların gafil askeri olması için kodlanmışların göstergesidir.

Kanun metnini yeniden okuyalım: “…Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur…”

“İsteğe bağlı” ve “seçmeli” kelimeleri ne anlama gelir?

Kodlama, açık seçik ifadelerle olduğu gibi havayı oluşturmakla da kodlanır.

İslam enstitüsünden mezun olan bir öğretmen, yıllar önce gittiği lisede, müdürü ilk ziyaret edişinde, “Öğrencilerden din dersini seçen olmadı” bilgisinin alır.

Göreve yeni başlayan, stajyerliği, müdürün iki dudağı arasında olan öğretmen, on beş gün içinde hem bilgisini hem bileğini kullanarak seçmeli olan bu dersi istemeyenler dilekçe versinler durumuna getirir ve okulda bir tek öğrenci velisi, “Ben din dersi okutulmasını istemiyorum” diye dilekçe vermedikleri gibi Ege Denizi’nin turistik şehrinin en gözde sevilen hocası oluverir.

Havayı oluşturanlar, öğrencilerin veya velilerin serbest istek ve seçimine giden yolu kapatıyorlar, tek tercih bırakıyorlar.

Şöyle de yapılabilir, isteyenler ve istemeyenler dilekçe versinler ve çoğunluğun seçimine göre hareket etsinler.

“İsteyenler” dilekçe verince geri kalanlar “din dersi istemiyorlar” anlamına alınması da tehlikeli.

“İstemeyenler” dilekçe verdiklerinde, dilekçe vermeyenlerin hepsi istiyor anlamına da gelmeyeceğinden, iki taraf da versin ve çoğunluğa uyulsun.

Eroin bağımlısından daha tehlikeli olan makam veya maaş bağımlısı olanlar, içinizden bana laf-u güzaf yetiştirmeye kalkmayın.

Allah’tan korkun, görevinizi yapın, maaşınızı helalleştirmeye çalışın.

Tenimizi korumak için yediklerimizin, içtiklerimizin, elbiselerimizin ve barınaklarımızın tabii/organik olması için dikkatli davrandığımızdan daha fazla, canımızı korumak için aldığımız bilgilerin, tabiatı yaratan, tabiat kanunlarını yürürlükte kılan Rabbimizin hem tabiat kanunlarını, hem ilahi kanunlarına uygun hareket edelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.