İçeriden ve dışarıdan aynı tespit!..

İktidarın uygulamalarına yönelik eleştiriler giderek artıyor. Bu artış sadece dışarıdan gelmiyor aynı zamanda içeriden de yapılıyor. Özellikle yakın zamana kadar AK Parti’ye toz kondurmayan bir takım tanıdıklar, bir diğer ifadeyle geçmişte birlik olduğumuz, ancak AK Parti’nin iktidar olması ile orada saf tutmayı tercih edenlerde de giderek bir çözülme görünüyor. Tabandan gelen eleştiriler iktidar sahiplerini ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama 11. Cumhurbaşkanı, aynı zamanda AK Parti kurucuları arasında yer alan ağabeylerden Abdullah Gül’ün eleştirileri üzerinde durmak istiyorum. Daha doğrusu bu eleştirilere AK Parti yönetiminden ne tür bir cevap gelir merak ediyorum. Ama Sayın Abdullah Gül’ün eleştirilerini görmezden ve duymazdan gelmeleri zor olacaktır. Sayın Gül’ün eleştirilerini duymazdan gelmek geçmişlerini inkâr anlamına gelebilecektir. Söz konusu eleştirileri alkışlamak ya da eleştirmekten öte ana noktalarını aktararak okuyucularımın yorumuna bırakmak istiyorum. Çünkü biz yeri ve zamanı geldikçe gördüğümüz yanlışları dile getirmeye çalışıyoruz. Ancak, iktidar sahipleri öyle bir noktaya ulaşmış bulunuyorlar ki, onlara göre yapılan eleştiriler partici bir anlayış olarak değerlendiriliyor. Bunun da ötesinde uzun süren iktidar yıllarının sonucu olsa gerek her yaptıklarının doğru olduğunu, yanılmalarının mümkün olmadığı gibi bir anlayışa sarıldıkları için iyi niyetli eleştiriler bile kabul görmüyor. Bırakın kabul görmesini kendilerini gözden geçirmeye bile gerek duymuyorlar. Hatta geçmişte birlikte yürüdükleri arkadaşlarından bir eleştiri gelecek olursa tüm sorumluğu onların üzerine atabiliyorlar. Buna rağmen birlikte yola çıktıkları Sayın Gül’ün bazı değerlendirmelerini aktarmak istiyorum:

 “Türkiye’de insan kaynağı gıpta edilecek düzeydedir, kurumsal kapasitesi de öyle. En kolay iş üstün nitelikli insan kaynağını ve kurumsal yapıyı tekrar etkin hale getirmek, bürokraside ehliyeti ve liyakati önde tutarak bürokratların devlet terbiyesi ile tarafsız ve çok çalışmalarını temin etmektir.”

Bu tespitler ile ülkeyi yönetenlerin ileri sürecekleri bir takım mazeretlerin geçersizliğine, yani, yerim dar diyerek yapamadıklarının sorumluluğundan kurtulmalarının mümkün olmadığına vurgu yapılıyor.

Sayın Gül, değerlendirmesinde ekonomideki kötü gidişata şöyle dikkat çekiyor:

“Maalesef Türkiye bir süredir uzun vadeli, iyi düşünülmüş veriye, analize ve uzmanlığa dayalı bir stratejinin noksanlığını hissetmektedir. Finansal ve ekonomik göstergelerdeki ciddi bozulmalar bir geriye gidişe işaret etmektedir. Yılların tasarrufu ile biriktirilen varlıklar ciddi miktarda değer kaybetmektedir. Bu durum kaygı vericidir.”

Sayın Gül’ün değerlendirmelerinden kısa bir alıntı daha yaparak, yorumunu okuyucularıma bırakmak istiyorum:

“Dünya ekonomisinin yüzde 5 küçüleceği, Avro bölgesinin yüzde 10’un üzerinde daralacağı tahmin ediliyor. İhracatının yüzde 60’ını Avrupa’ya yapan bir ülke olarak bizim açımızdan durum kötü.”

Gönül elbette iyi olmasını, ülkenin iyiye gitmesini arzu ediyor. Bunu sağlama görevi de ülkeyi yönetenlere düşüyor. Onlar ise tozpembe tablolar çizerek toplumu adeta bir hayal dünyasına mahkûm etmenin peşindeler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.