Çiçek kadınlar ve diğerleri…

Aslında ne kadar yanlış algılara sahipmişim.

Onunla konuşurken kurduğu düzgün cümlelere şaşakalıyorum.

Bu kadar konuya vakıf olmasının altında tahsil arıyorum.

Yok, be abla, diyor.

Ardı ardına nefesler çekip sonra yazı yazmışta, düşünüyormuşçasına sigarasını kalem gibi dik tutup anlatıyor:

“Abla naçar kaldım benim için çalışmak nur nimet. Evde hamamböceği kadar kıymetim yok. İşe gidip evden uzaklaşınca adamın yeri geniş olmakta. Televizyonu ile baş başa kalmakta. Eve geldiğimde pişir, yıka, temizle, koş, ütüle. Eve para getir. Taşı. Alışveriş.

İnsanlar acıyıp, evine bırakalım, poşetlerin yeri süpürmekte derler. Kamburum çıkmıştır taşımaktan ona acırlar zahir.

Benim adam arabası ile başka kadınları gezdirir. Oysa o arabanın büyük kısmını ben çalışıp biriktirdim. Başka kapıları temizleyerek.”

Sigarasından peş peşe nefesler çekiyor. O kadar da haksızlık yapma diyorum ne kötüler var bak eşin başınızda, bir ailesiniz bu zamanda artık çok rahat yuvalar dağılabilmekte.

“Yok, be abla; dağılmasını istemekte de ben anlamazlıktan gelmekteyim. Kırk yılda bir arabasına binsem ki doktora giderken ya da alışverişi toplu taşıma ile taşırım hadi bir düğüne gittik, gidene kadar bağıra bağıra o arabadan bir kere de ağlamadan inmem. Sanki niye bindin der, açıp kapıyı otobana atlayasım gelir. Yılan çıngırağı gibi kocamın sesini duymamak için kulaklarımı kapatırım. Başka kadınlara çok nazik olan adam bana düşman.

Benimle kalsa iyi, çocuklarına da düşman; evde küfür, bağırtı, hakaret bana yaptın bari şu sabilere yapma derim. Küçük çocuğum çişi bırakmıştı yeniden altına yapmaya başladı, büyük okulunda çok başarısız.”

Peş peşe birkaç sigara daha içti.

Tanımadığım eşi için iyi özellik arıyorum, devir çok değişti çok daha fena haberler duymaktayız diyorum fakat geç bunları dercesine beni dinlemiyor:

“Abla sen yatılı çalışmak nedir bilir misin, gecekondu yaptırdık borcumuz çok deyip gündüz işlerini az buldum, bırakıp iki küçük bebeyi anacığıma, yatılı başladım işe; temizlik. Geceleri başımı yastığa koyduğumda nevresim ıslanırdı gözyaşlarımdan. Çocuklarımı özlerdim kocamı da özlerdim, burnumda tüterdi. İzin günü uçarak eve giderdim o beni hiç özlemezdi, bilgisayarında her seferinde değişik kadınlar bulurdum. Ben borçları düşündüm, o kendini.”

Acaba bu adamın hangi iyi özelliğini bulmalıyım diye düşünmekteyim. O hikâyesinin yeni bölümüne geçiyor:

“Artık yaş aldım tecrübe kazandım, terfi ettim, temizlik yapmıyorum, çaylara ve yemeklere bakmaktayım. Bahçede sırtına hırkasını alıp oturan yaşlı kadına nasıl özenmekteyim. Onun huzurlu simasına bakmak bana da iyi gelmekte. Evi de özlemiyorum artık kocamı da. Çocuklar başka. O yaşlı kadın çiçekler arasında dolaşırken, ben onu mutfağın penceresinden izliyorum. Ne olurdu sen olarak doğsaydım da şu yaşını ben görseydim, Çiçek Kadın diyorum. Mutlaka doğum yaptığında kocan etrafında pervane oldu sana, çiçekler getirdi, bu huzur o çiçeklerin ayağına serildiğindendir. Benim doğumlarımda adam, ziyaretime bile gelmedi, değil çiçek getirsin.

O yüzden abla, yeryüzünde bir çiçek kadınlar var bir de diğerleri yani bizler.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.