İmanın elle tutulur hali

İslam dini, Müslüman olanlara yeni bir hayat sunar.
Bu hayat, Hazreti Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed ve bütün peygamber aleyhisselamlar tarafından yaşanmış, denenmiş, uygulanmış ve insanlığın güvenini kazanmış ki, İslam’dan zamanla ayrılan Yahudiler, Hıristiyanlar, Budistler ve bütün, “Biz, dindarız” diyenler bile ayrıldıkları o peygamberlerin istemediği heykelleriyle din duygularını tatmin etmeye çalışırlar.
İslam dini, yaşanırsa etkisini gösterir.


Yemeğin karın doyurduğunu bilmek açlığı gidermez.
Aç bir profesör, yemeklerin ihtiva/içerdiği gıdaları anlatırken anlattıkları ona fayda vermez, açlıktan baygınlık geçirebilir.


“Ekmek karın doyurur” cümlesini yetmiş bin defa tekrarlayanın açlığı gitmez.
Kerrat cetvelini ezberleyen ilkokul öğrencisi, onun neye yaradığını bilmeden ezberler.
2x1=2, 10x10=100


Hâlbuki bu basit bilgi olmadan aya gidilemez, sanayi işlemez, teknoloji gelişemez, coğrafya ölçülemez.
Yani, bilginin hayata uygulanması gerekir.


Onun için Rabbimiz, Sevgili Peygamberimizi, “Büyük bir ahlak üzere olduğunu” (Kalem süresi ayet 68/4) ve bizim için en güzel örnek olduğunu haber verir. (Ahzab süresi ayet 33/21).
Ahlakının örnekliğinin görülmesi için onun inandığı gibi yaşanması gerekir.
Amerikalı sarışın, mavi gözlü tiyatrocu bir hanım, zenginlerin gidebildiği lisede çocuğunun bulaştığı uyuşturucudan Amerikan tıbbının kurtaramadığı oğlunu kurtarmak için daha önce hiç gelmediği İstanbul’a gelir.


İyi insanlarla karşılaşır ve Müslüman olmaya karar verince beni çağırdılar.
Müslüman oldu.
Birkaç ay sonra Kurban Bayramı gelince, kendisine de kurbanın vacip olduğunu öğrenince, kurbanlık koç alır, keser ve eşimle beni yemeğe davet eder.
Gittik, yemeğini yedik, yemek yerken anlattı: “Kurbanımı kendim kestim, parçalara ayırdım, üçte birini komşulara verdim, üçte birini fakirlere dağıttım, üçte biri evde kaldı. Keserken ve parçalara ayırırken inancıma ellerimle dokundum” demişti.
“İnancıma ellerimle dokundum.”
Beni etkileyen cümle işte burası.


Sevgili Peygamberimizi ve kurban kesme konusunda da örnekliğini hatırladım.
Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre sünnet olan kurban kesme ibadetini Sevgili Peygamberimizin kendi elleri ile kestiğini, çocukken Sevgili Peygamberimizin yanına gelen ve onun himaye ve eğitimiyle büyüyen Enes (Allah ondan razı olsun) rivayet ediyor:


“Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem iki tane (boynuzlu) alaca koç kurban kesti. Ayağını kurbanların ön kol kemiği üzerine bastığını, besmele ve tekbir getirdiğini, (Bismilah Allah-ü ekber dediğini) ve kendi eliyle kestiğini gördüm” diye rivayet ediyor. (Buhari, Sahih, K. Edahıy, bab 9, Müslim, Sahih, K. Edahıy, bab 3).


Gücümüz oldukça kendi ibadetlerimizi kendimiz yapalım.
Sevgili Peygamberimizin bir işareti üzerine onun o iki tane kurbanlığın kesilmesi görevini yerine getirmede ashab-ı kiramın yarış yapacağını biliyoruz ama Sevgili Peygamberimiz, kendi ibadetini kendisi yapmıştır.
Kurban bayramında, ailenin tatlı telaşı bile ibadettir.
Kurbanlık satın almalara çocuklarınızla beraber gidiniz.
Beğendiğiniz kurbanlık konusunda onların da beğenisine önem veriniz.
Keserken yanınızda bulunsunlar.


Besmelenizi ve tekbirinizi duysunlar.
Ayağını tutsunlar. Bıçak getirsinler.
Şehirlerde belediyelerin, köylerde muhtarların gösterdiği yerlerde kesiniz.
Eğer gösterilen yer yoksa uygun bir yerde, temiz ve çevreyi kirletmeyecek şekilde keserseniz çocuklarınızı da bu konuda eğitmiş olursunuz.


Kurbanın üçte ikisini dağıtırken, dağıtıma aile bireylerinin hepsinin katılması için aile fertlerini ayrı ayrı gönderiniz ki vermenin, ikili temasın, hediyeleşmenin tadını alsınlar.
Doya doya, 24 saatin her saniyesi ibadet içinde geçsin.
Uyurken bile yorgunluğun verdiği ağır uyku arasında ince ince yorgunluk sızısı bile ibadete sayılır.
“Ameller, niyetlere göre değerlendirilir.”


“Ayyy, çocuklara kan akıtılmasını nasıl gösterirsiniz” mantıksızlığına aldanmayınız.
Et yemeyip de ot yiyenlere bir şey demem.
Et yiyip de ot yemeyenlere de bir şey demem.
Ama et yiyenlerin ot yiyenlere, “Dalında yeşil yapraklar arasında hayata kırmızı kırmızı bakan domateslerin, kolunu kanadını kırmaya nasıl vicdanınız elverir demelerine de, ot yiyenlerin, et yiyenlere söylediklerine de çok söylenecek var.


“Çocuklara bu kesimleri nasıl gösterirsiniz?” diyenler, altı yedi yaşındaki çocuklarının cep telefonunda, tabletinde, bilgisayarında oynadıkları oyunlarda insanların nasıl vahşice parçalandığını hatırlayıversinler.
Eksi-artı elektrik akımı arasında kalıp çarpılmışlar gibi, dinime düşmanlarla, dinimi sevenler arasında kalanların sözlerine kulak vermeyiniz.
Ona da bir parça et gönderiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.