Sıkışma

İktidar partisi son 4-5 yıldır, özellikle bir sıkışma içerisinde. Daha önceleri, biraz da küresel ve yerel, siyasi ve ekonomik konjonktürün yardımıyla geçiştirilen bu hal, son yıllarda değişen koşullarla birlikte iyice hissediliyor. Baştan beri ideolojik bir temel yerine pragmatik ve günlük söyleme dayalı olmasına rağmen, artık günlük siyaseti bile “geçiştirecek” bir söylemi üretemiyor.

Böyle olunca da aynı fasit daire etrafında dönmek kaçınılmaz hale geliyor. Gerçi baştan beri “sokaktaki adama” hoş gelebilecek klasik ezberler ve klişeler toplumun önüne siyaset diye konuyordu. Ciddi meselelere kalıcı çözümler yerine günü kurtaracak birtakım adımlar atılıyordu. Bugün de bu hal sürdüğü gibi eldeki medya gücü marifetiyle de bolca gereksiz gündem ve polemikle bir kör döğüşü siyaseti izleniyor.

Eldeki “kullanışlı” medya, sayıca çok olmanın verdiği avantajla halkın gündemi yerine kendi “üretilmiş gerçeklerini”, en alelade bir “propaganda makinesi”nden farksız şekilde sunmaktan çekinmiyor, yüksünmüyor. En gereksiz konu başlığı veya en faydasız polemik, günlerce toplumu meşgul edebiliyor. İnsanın izlemeye birkaç dakika bile tahammül edemediği birtakım zevatın, körü körüne yaptıkları iktidar savunuları da illallah dedirtiyor, başkasının yerine utanmaya neden oluyor.

Siyaseten topluma verecek bir mesaj veya çözüm önerisi kalmayınca, ya eski defterler açılıyor ya da düşmanlaştırılmış olan muhalefete karşı yeri geldiğinde “bel altı” vuruşlar yapılıyor. Geçtiğimiz yerel seçimde bu siyasetin en seviyesiz örneklerini bizzat gördük. Muhalefetteki partilere yönelik olarak “illet”, “zillet”ten başlayıp “terör destekçiliğine”, hatta “hainliğe” uzanan bir utanç yelpazesinde, türlü çeşitli hakaretler edildi, ithamlarda bulunuldu.

Yıllarca Türk toplumunu oyalamış olan pragmatik, çıkarcı siyasetin aynı ayak oyunları bugün bile sürdürülüyor, ki bu durum bir yerden sonra “cambaza bak” oyunundan farksız bir hal alıyor. Toplumun, insanların sıkıntıları, dertleri için çalışmak yerine, topu taca atmak veya bir günah keçisi icat etmek için bir kısır döngüye sokuluyor siyaset.

Ekonomik anlamda, başlarda küresel sıcak paraya yüksek faizler ödeyip ülkeye çeken ve bu “el parası”na güvenerek de bol keseden harcayan toplum,, bu yanlış politikanın neticesini son birkaç yıldır çekiyor. “Borç parayla ve inşaatla büyüme” olarak formüle edilebilecek olan bu çarpık model, aslında son 4-5 yıldır ciddi şekilde kırmızı alarm veriyordu. Ancak o ilk sinyaller geldiğinde bile “günü kurtarma” ve “seçim odaklı” pragmatik siyasetten vazgeçilmedi. Sorunları ileriye ötelemek ve daha da büyütmek adına “günü kurtarmaya yönelik” pansuman tedbirlere girişildi. Kısa vadede olumlu netice vermiş gibi görünen tedbirlerin gerçek neticesinin son birkaç yıldır süren ekonomik sıkıntı veya buhranla yaşıyoruz.

Hem siyasette hem de ekonomideki sıkıntıların gerçek nedenlerini ortaya koymak ve bunlarla yüzleşmek yerine, sürekli hayali düşmanlar ve günah keçileri aramak, hem siyaset kurumunu yoruyor ve yıpratıyor, hem de toplumu… Her olumsuz durumu dış güçlere, “ülkenin kötü olmasını isteyen” (!) muhalefete, “küresel finans çevrelerine”, “içimizdeki İrlandalılara” vs yükleyen siyaset, bir kere de “bu meselede hatalıyız, bunu düzelteceğiz” dese, mesele kalmayacak aslında.

Yanlış politikalardan dönmek yerine başkalarını suçlamanın dozajını artırdıkça, tabir-i caizse “safları sıklaştırıp” toplumsal kamplaşmayı keskinleştirdikçe, aslında kendisini “ötekileştirmiş” oluyor iktidar. Geçen günlerde yapılan ve Yassıada’yı da bir “beton bahçesi”ne çeviren açılıştaki manzara da bunu yansıtıyor gibi. AKP ve MHP Genel Başkanları haricinde kimselerin olmadığı veya çağırılmadığı bir “demokrasi şöleni”!

Sürekli aynı fasit dairede, adeta bir patinaj halinin ekonomideki yansıması da her şartta ve durumda kamu bankalarının “yeni” bir “kredi paketi” açıklaması oluyor! Vatandaşın önüne konan tek çözümün(!), bankaya faizle borçlanmak olması bile aslında bir sıkışmışlığı gösteriyor sanki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.