Anneler ve oğullar…

Mekkeli inanmayanlar için Peygamberimiz deli, sihirbaz ya da şairdi.

Ne ki kadınlar, babalarından ya da eşlerinden farklı bakmaktaydılar.

Mescitte Kur’an okuyan Ebubekir’i dinlemeye gelenler arasında kadınlar da vardı ve onlar erkeklere göre Kur’an’dan daha fazla etkilenmişlerdi.

Bu duruma vakıf olan erkekler; “Ebubekir’in, kadınlarımızı ve çocuklarımızı fitneye düşüreceğinden korkuyoruz…” demişlerdir.

Ebu Sufyan, Bizans İmparatoru Herakleios’a, İslâm’a girenler hakkında bilgi verirken; “Muhammed’e uyanlar zayıflar, düşkünler, gençler ve kadınlardır” der.

Zenginler, soylular, erkekler değil; kadınlar, gençler, yoksullar, köleler bağlanmıştır önce İslâm’a.

İlk Müslüman olan erkeklerin de, babaları değil önce anneleri Müslüman olmuşlardır. Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Talha, ez- Zubeyr, Abdurrahman b. Avf ve Ammar b. Yasir, babalarından önce anneleri Müslüman olan oğullardır.

Mekke’nin katı toplumunda yoksulların, kölelerin İslâm’ı seçip de zulme ve işkencelere uğramaları, erkeklere göre daha nahif olan kadınları etkilemiş, yeni dine ısınmalarını sağlamıştır.

Hz. Peygamberin amcaları Ebu Leheb ve Ebu Talip de Müslüman olmamış hatta diğer amcası Abbas da çok sonraları İslâm’a girmiştir. Ki Abbas’ın hanımı Lubane, Hz. Hatice’den sonra Müslüman olan ilk kadındır. Ebu Talip Müslüman olmadan vefat etmiş fakat eşi Fatıma, Peygamberimize destek olmuş ve İslâm’a girmiştir.

Cahiliye geleneğinin kadına olumsuz bakışına bir reddiye olarak da, onlar erkeklerden önce İslâm’a girdiler.

Azatlı köle Sümeyye, İslâm’a girmiş, Ebu Cehil’in işkence esnasında bu yaşlı anneyi öldürmesi, ilk şehit olarak tarihe geçerken, oğlu Ammar’a, annesinin yarım bıraktığı yolu tamamlama ilhamı kalmıştır.

Merhametli Ebubekir, bu ilk köle Müslümanların işkencelerine son vermek için onları satın alıp özgürlüğe kavuşturur. Lubayne, Zinnîre, Ummu Ubeys, Bilal’in annesi Hamame bunlardandır. Müslüman olmadan önce Hz. Ömer de bir cariyeyi İslâm’dan vazgeçirmek için yoruluncaya kadar dövmüş, onun da imdadına Ebubekir yetişip, satın alıp hürriyetini bahşederek işkenceden kurtarmıştır.

Hz. Ömer kendisinden önce Müslüman olan kız kardeşi Ümmü Cemil’e de işkence yapmıştır. Peygamber kızı Fatıma da işkenceden pay almış, Kureyşli bir genç tarafından başı yarılmıştır.

Zulümlere karşı Hz. Peygamber, ilk Müslümanlara Habeşistan’a hicreti önerir.

O zorlu koşullarda hicrette kadınlar da vardır.

Habeşistan’ın tercih edilmesinin bir sebebi de Peygamberimizin dadısı Ümmü Eymen oralıdır. Köle statüsündeki Ümmü Eymen’in yeni dinde belirleyicilik vasfı çok önemlidir, sevgili dadısının hatırı o kerte büyüktür ki, onu da zulümlerden uzaklaştırmak için Habeşistan’a gönderir.

Bu göç esnasında kadınlar büyük meşakkate uğradılar evet Mekke’deki gibi işkence yoktu ama Hz. Osman’la evli, peygamber kızı Rukiye, hicret yolunda bebeğini düşürür. Güzelliğinden ötürü orada rahatsız edilir. Yine Reyta isimli hanım, dönüş yolunda vefat eder.

Kadınlar, Habeşistan hicretinde başka sınavlarda yaşar. Ümmü Habibe’nin kocası orada İslâm’ı bırakıp Hıristiyanlığa girer. Ümmü Habibe kocasına uymaz, dininde kalır, ileride eşinin ölümü üzerine bu mücadelesi hürmetine, Hz. Peygamber onunla evlenir.

Bir başka Habeşistan muhaciri Sevde bint Zem’a, kocasının orada İslâm’ı bırakıp Hıristiyanlığa girmesine karşın Müslümanlıktan vazgeçmez. Hz. Hatice’nin vefatından sonra Sevde; ileri yaşında ve çok çocuklu olmasına rağmen, Hz. Peygamber onunla evlenerek, çektiği sıkıntılardan sonra onu onurlandırır.

Hicret esnasında bu hanımlar, iki ülke arasında iyi niyet elçiliği de yapmışlar. Grubun başkanı konumundaki Cafer b. Ebi Talip’in hanımı Esma, orada dünyaya getirdiği Abdullah’la beraber Habeş kralının oğlunu da emzirmiştir. Esma iki ülke arasındaki iyi ilişkileri hayatı boyunca sürdürmüş, İslâm’a giren Habeşliler ona gelip, göç hatıraları taşıyan bu kadına “ülkelerinin haberlerini” vermişlerdir.

İslâm’ın Habeşistan’da yayılmasında, kadınların önemli katkıları olmuştur.*

Kadınların İslâm’a verdikleri destansı güzellikteki desteğe, yarın da devam edelim inşallah…

* Geniş bilgi için bkz. Rıza Savaş, “Asr-ı Saadette Kadın ve Aile Hayatı”- Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslâm, Haz. Vecdi Akyüz, Beyan Yayınları, İstanbul 1995. S. 230-243.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.