Önce AB örnek olmaktan çıkartılmalı

Bu ülkede uzun yıllardan beri topluma örnek olarak Hıristiyan dünyası gösterildi. Hayatın her alanında Batı, bir diğer ifadeyle Hıristiyan kültüründen kaynaklanan değer yargıları ideal olarak gösterildi. Kısacası, Batılılaşma taklitçilik olarak öne çıkartıldı. Israrlı bir şekilde ilerlemek ve gelişmek için ille de Batı’ya (Hıristiyanlara) benzemek gerektiği bu ülkenin kendilerini aydın olarak takdim eden kendi toplumuna yabancılaşmış kesimleri tarafından savunuldu. Bu iş kısa bir sürede olmadı. Uzun yıllar değişik kadrolar ve isimler tarafından bu Batı taklitçiliği sürdürüldü. Bu taklitçiliğe bazı gerçek aydınlar, “Taklitle medeniyet olmaz” diyerek karşı çıkmış olsalar da Batıcıların sesleri daha çok çıktığı, bu ülkenin öz kültürünün temsilcileri gerici, yobaz olarak takdim edildikleri için genellikle de onlar devlet yönetiminde ağırlıklı olarak etkili olduklarından ülkemiz kültür bakımından belirsizliğe sürüklendi.

Bu bakımdan öncelikli olarak toplumun içine sürüklendiği kompleksten kurtulması, kurtarılması gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak ülke yönetiminde etkili olanların bu kompleksten kurtulmaları, kendi değer yargılarına dönmeleri gerekiyor. Aslında toplumda bu yönde bir takım atılımlar olmuş, sadece yardım toplamak için değil, gerçekten kendi değerlerimize inandıkları için topluma gidilen yolun yanlış olduğunu göstermeye çalışanlar da olmuştur. Ancak, ülkemizi bir uydu olarak görmek ve kullanmaktan vazgeçmeyen Haçlı-Siyonist ittifakı bir yandan demokrasi şarkısını dillerinden düşürmeden karşılarında yeni bir güç olarak çıkan kadrolar aleyhine kampanyalar açmışlar, bunun için demokrasi ile darbeyi birlikte yürütmekte(!) bir sakınca görmemişlerdir. Kısaca, darbe eğer onların sesinin gür çıkmasına, ellerini güçlendirmesine hizmet ediyorsa demokrasi açısından bir mahzuru görülmemiştir. Yani, demokrasi ile darbe birlikte yürüyebilmiştir. Ancak, onların etkinliğini zayıflatıyor, toplumu düşünmeye itiyorsa, bu da onların toplumdaki etkisinin sorgulanmasına yol açıyorsa darbe destekçiliğine soyunabilirler/soyunabildiler.

Bu bakımdan ülkemiz yönetiminde çeşitli dönemlerde etkili olmuş bu ülkenin değerlerine sahip çıkan kadroların eylem ve söylemlerinde birlik oluşturmaları, bunun da ötesinde kendi kültür ve inanç değerleri ile çatışmaktan, bir diğer ifadeyle Batı karşısında içine yuvarlandıkları kompleksten kurtulmaları gerekiyor. Şahsen bunun imkânsız olmadığına dair inancımı koruyorum. Aslında toplum bu konuda samimi uyarı ve söylemlere duyarsız kalmıyor. Yani toplum ile birlikte yürümek mümkün. Ancak, toplumun kendi değer yargılarına sarılmasını çıkarlarına aykırı, sömürülerini engelleyici bir gelişme olarak gören Haçlı-Siyonist ittifakı ile onların içerideki bazı işbirlikçileri elbette boş durmuyorlar. Bunun tarihimizde pek çok örnekleri var. Çünkü uzun yıllardan beri Batı’nın arsız âşığı haline getirilmiş yıkanmış beyinleri harekete geçirmek zor olmuyor.

Sonuç olarak Batı’ya benzeyeceğiz diye uğraşırken ne Batılı olabildik ne de kendimiz kalabildiğimizi hissetmek durumundayız. Hâlâ Haçlı ittifakı ulaşılması gereken ideal hedef olarak görülüyorsa, bu kimliksizlikten kurtulmak, gerçek kimliğimize bürünmek kolay olmayacaktır. Ancak, bu zorluğa katlanmak her şeye değer. Ancak, böyle bir mücadelenin bir takım bedeller ödemeyi gündeme getireceğini, bu bedeli ödemeyi göze almak, lafı ile peynir gemisi yürütmeye çalışmaktan bir sonuç alınamayacağı gibi Batı taklitçileri çeşitli hilelerle borularını öttürmeyi sürdüreceklerdir. Bu noktada rahmetli Erbakan Hocamın 50 yıllık mücadelesi hepimize örnek olabilecektir. Çünkü bir yandan Haçlı ittifakı önek alınacak, öbür yandan da biz onları şekillendireceğiz demek sadece kendimizi kandırmak olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.