Yalnız değiliz

Nerede olursak olalım yalnız değiliz. İster köprü altında yaşayalım, ister sarayda yaşayalım yalnız değiliz.

Bu korona günlerinde yalnızlıktan şikâyet eden dostlarıma yalnız olmadığımı hatırlatıyorum.

Sokağa çıkma yasaklarının olduğu bu günlerde bize hizmet konusunda, çocuklarımın birbiriyle yarış yaptıklarını görüyor ve seviniyorum.

Görüntülü telefonlarla hepsi aynı anda telefon edip çoklu konuşma yaparak sanki birlikteymişiz gibi hava estirdiklerini görüyor ve seviniyorum.

Bazı dostlarımı da görüntülü telefonlarda görerek mutlu oluyorum.

Ama bazı yalnız olduğunu hisseden insanlarımız, evlenmemiş veya çocukları onu terk etmiş.

Eve mahkûm kalmış insanlarımız var ve onlar yalnızlıktan şikâyet edecek adam bulamamışlar.

On altı ayrı evde kiracı olarak kaldım. Bütün ev sahiplerimle dostluğumuz hâlâ devam eder.

Çünkü kiramı en geç ayın beşinde öderim.

Hangi sokakta veya sitede oturmuşsam o sokak veya sitede oturanları Ramazan ve Kurban bayramlarında hiçbirini atlamadan ziyaret ederdim.

Bir apartmanın üçüncü katında yaşayan bir adam kapıyı açmamakta ısrar etti ve sonunda açtı.

“21 yıldır bu kapıdan ilk defa siz girdiniz” dedikten sonra geçmişini anlattı ve kimsesiz olduğunu söyledi.

Kimsesiz değilsin. Bak benim çocuklar, evin ihtiyaçlarını karşılarlar. Bakkaldan alıp getirirler.

Ama senin saçını büyüten, ciğerlerine nefes çekme gücünü veren, kapı ve pencerelerden sana havayı parasız gönderen, kalbini tik-tak diye saat gibi demeyeyim saatin pili ve zembereği çabuk biter. Senin kalbini yetmiş yıldır çalıştıran biri var ve sen yalnız değilsin anlamındaki konuşmamdan sonra yüzündeki kasılma gitti ve genleşme meydana geldi.

Bir tek nefesi, dünyanın bütün devlet başkanları bir araya gelseler veremezler.

Hele uyurken nefes almamız bizim irademizin de dışında işliyor.

İşte bizi bizden daha fazla koruyan ve bize bizden daha yakın olan bir Allah celle celalühe imanımız var bizim ve biz yalnız değiliz.

Aynanın karşısında kendimize bakarken, bakımını yaptığımız bütün organlarımızı bize lütfedenin O olduğunu hatırlayalım.

Bir sevdiğimizden ansızın bir hediye gelse yüzümüz güler, gönlümüz ferahlar, göğsümüz kabarır.

Tepeden tırnağa bizim bütün organlarımızı bize lütfeden Rabbimiz, vermekle kalmamış, hepsinin işlevini yerine getirmesini de sağlıyor.

İşte bütün bu nimetleri veren Rabbimiz, bizim öldükten sonra da mutlu olmamız, eşimizle, dostumuzla bir araya gelmemiz ve cennette birlikte olmamız için bir kılavuz kitap göndermiş.

O kitabı okuduğumuzda bu dünyada nerede neyi nasıl ve niçin yapacağımızı söylüyor.

Sevgili Peygamberimiz de onların nasıl yapılacağını göstermiş ve Rabbimiz  de bize o Sevgili Peygamberimizin bizim için örnek olduğunu bildiriyor.

Göz hediye eden Rabbimizin kitabını o gözle okuyalım.

Kulak hediye eden Rabbimizin kitabına kulak verelim.

Binlerce tadı ayırabilme özelliği veren, yılanı deliğinden çıkaracak sözler söyleyen dilimizi bize parasız veren Rabbimizin kitabını o dille okuyalım.

Tepeden tırnağa kadar her hücremizi yaratanın kitabına göre donatalım kendimizi vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.