Virüs torpil tanımaz

Günlerden beri salgın tek gündem konumuz haline geldi. Bunun sonucu olarak her gün akşam açıklanan salgın ile ilgi rakamlar merakla bekleniyor. Rakamların arkasından yapılan değerlendirmeler de aynı heyecanla takip ediliyor ya da ben böyle sanıyorum. Rakamları genellikle iyimser açıdan yorumlayanlar olduğu gibi kötümser açıdan yorumlayanlar da bulunuyor. Her iki kesim de bir panik oluşmasına sebep olacak değerlendirmelerden kaçınıyorlar. Böyle olması da gerekiyor. Ancak, yapılan açıklamalarda zaman zaman çelişkilerde ortaya çıkıyor. Sonuç olarak sanal âlemdeki bir takım tipler hariç herkes elinden geldiğince toplumu bu salgına karşı uyarmaya çalışıyorlar. Tüm bu uyarılar toplumun büyük kesimi tarafından dikkate alınırken, azınlıkta olsalar da bazı tipler hâlâ, “Bana bir şey olmaz” anlayışını sürdürüyorlar.

Yapılan ikazların başında insanlar arasında belli bir mesafe oluşturulmasının gerekliliği geliyor. Ne var ki, bu mesafenin oluşturulması bazılarını fazlaca ilgilendirmiyor. Sokaklarda yan yana omuz omuza yürüyorlar. Hem de etrafları boş olduğu halde. Yürüdükleri kaldırımda kendilerinden başkasının bulunmamasına rağmen mesafe sıfırlanıyor. Pencereden evin önündeki cadde ve biraz ilerdeki meydanı seyrederken aklıma hep mesafe konulması şartına bazılarının hiç dikkat etmemesi, acaba bu tipler koronavirüsten torpilli olduklarını mı düşünüyorlar sorusunu getiriyor. Çünkü yapılan açıklamalarda hastalığın hiçbir belirtisi görülmüyor olsa bile bunun virüsün bulamayacağı anlamına gelemeyeceğine ısrarla dikkat çekiliyor.

Açıklamalar işin uzmanlarına ait olduğuna göre bu uyarıların laf olsun diye yapılmadığı kesin. Zaten yaşadığımız ortamda kimsenin kimseye laf olsun diye bir söz söylemesi düşünülemez. Böyle olunca uzmanların açıklamasını herkesin dikkate alması gerekir. Bunu hem kendi sağlıkları için yapmak zorundalar, hem de diğer insanlara duydukları saygı nedeniyle dikkate almak hastalığın hem kendilerine hem de başkalarına bulaşmasını önlemek için özellikle sosyal mesafe açıklığına dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü insanlar toplum halinde yaşayan varlıklar. Böyle olunca toplumsal sorumlulukları söz konusu. Bu toplumsal sorumluklara uyulmasını insanlar kendiliklerinden sağladıkları takdirde huzur toplumu oluşur. Uymadıklarında devreye yasalar ve emniyet güçlerinin zorlayıcı uygulamaları girer. Böyle olunca insan olmanın gereği toplumsal düzeni sağlamak konusunda ille de yasal uygulamalara ihtiyaç olmaması gerekir. Toplumsal düzenin sağlanmasında elbette yasaların ve uygulayıcılarının önemli yeri vardır. Hâlbuki insan olmanın gereği içinde yaşadığımız toplumun diğer fertlerinin sağlıklarına ve hayatlarına saygı duymayı gerektirir. Çoğu zaman bu yaklaşım toplumların tüm fertleri tarafından benimsenmediği ya da kişisel hırslar sebebiyle uygulanmadığı durumlarda tabii ki yasalara ihtiyaç vardır. Ancak, toplumsal huzurun tek başına yasal zorlamalarla sağlanması mümkün olmayabilir. Bu bakımdan esas olan toplumda her ferdin peşine bir polis takmak değil, gönüllere hak, hukuk kavramının yerleştirilmesi çok daha önemlidir. Ancak, tüm ikazlara rağmen yine kural tanımazlığı sürdürenler söz konusu olduğunda, onlara da gerekenin yapılması, bu tiplerin toplumdan soyutlanması gerekir. Ama buna gerek kalmadan insanın insana duyması gereken saygı gereği söylenenlere uygun davranılsa sanıyorum hem bu tür salgınlarla mücadele kolaylaşır hem de daha fazla insanın acı çekmesi engellenmiş olamaz mı? Derdim birilerini eleştirmek değil. Çünkü kendilerini virüs açısından dokunulmaz(!) sananların ikazdan anlamaları söz konusu olmayabilir. Sadece yaptıklarının yanlışlığını vurgulamaktan ibaret.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.