Salgından korunmanın yolu belli

Salgın sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı her gün artıyor. Bunun için de salgından toplumu korumak ve yayılmayı önlemek için yeni tedbirler alınıyor. Alınan bu yeni tedbirlere toplumun büyük bir bölümü uyuyor ama az sayıda bir kesim nedense yasaklara uymamakta direniyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu şaşkın tiplerin yaptığını anlayamıyorum. İnsanların yıllardan beri sürdürüp geldikleri hayat tarzının birdenbire değişmesine uyum sağlamak zor olabilir. Özelliklede evlerine hapsolmak zorunda kalanların kendilerini sokağa atmak için fırsat kollamalarının da yadırganacak bir yanı olmayabilir. Ancak, bu tiplerin yasakları ihlal etmelerinin zararının sadece kendilerine olmadığını, öncelikli olarak yakın çevrelerinin hayatını tehlikeye attıklarını neden düşünmediklerini anlamak güç.

Kaldı ki, bu tiplerin, hayat benim hayatım nasıl istersem öyle yaşarım deme hakları da yoktur. Çünkü insanlar toplu halde yaşayan sosyal varlıklar, bu bakımdan sadece kendi hayatlarını değil, çevrelerinin hayatını da tehlikeye attıklarını bilmemeleri mümkün değil. Öyle olunca, hayat benim hayatım değil mi deme hakları yoktur, olmamalı.

Salgından korunmanın zor olmadığı, herkesin uyabileceği bazı hususlara dikkat edildiği takdirde salgının kısa sürede önce kontrol altına alınması, daha sonra da hayatımızdan sökülüp atılması mümkün. Bunun şartları hiç de zor değil. Salgının yayılmasını önlemede dikkat edilecek hususların başında zorunlu olunmadıkça evlerden çıkılmaması geliyor. Elbette evden çıkılmaması öncelikli olarak dışarıda virüsü taşıyanlarla yan yana gelmemek büyük önem taşıyor. İkincisi ise dışarı çıkılmak zorunda kalındığında ise insanların birbirleri ile aralarında bir mesafe bırakmalarıdır. Üçüncü olarak da maske takılmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Bu şartlara dikkat edildiği takdirde salgının en kısa zamanda kontrol altına alınması kolaylaşacaktır. Ne var ki, çok az bir grup söz konusu tedbirleri geçersiz hale getirmek için ellerinden gelini yapıyorlar. Böyle olunca da sadece kendilerinin değil, toplumun hayatını tehlikeye atıyorlar. Hâlbuki sık sık tekrarlanan bazı kurallara uymak konusunda insanlar biraz olsun gayret gösterseler belki şimdiye kadar salgın kontrol altına alınmış olabilirdi.

Dikkat çekmek istediğim bir başka husus ise, kural tanımaz tipler sebebiyle kurallara ellerinden geldiği kadar dikkat eden, kendilerini evlerine gönüllü olarak kapatan milyonların bu karantina süreleri uzuyor. Daha da uzayacağa benziyor. Bir bakıma kurallara uyanların hayatını da uzun süreli etkiliyorlar. Bir ayı aşkın süreden beri kendimizi eve kapatmış durumdayız. Bir bakıma kendimizi gönüllü olarak hapse mahkûm etmişiz. Bu durumun kısa zamanda son bulması da arzumuzdur. Çünkü ister bir genel sokağa çıkma yasağı ister belli yaş üstü ve altı kimselere yönelik sokağa çıkma yasağı sebebiyle insanların uzun süreli karantina altına alınmaları ister istemez bir takım psikolojik sorunlara yol açabileceğe benziyor. Bu karantina durumu daha aylarca sürdüğü takdirde salgının maliyeti giderek artacaktır. Bir yandan hayatını kaybedenlerin sayısı artarken, öbür yandan karantina altında uzun süre kalacak olanlarda psikolojik patlamalar söz konusu olabileceği gibi, ekonomik hayatımızda ciddi darbe alabilecektir. Tüm zararların en aza indirilmesi ise kurallara toplum olarak gönüllü bir şekilde riayet etmekten geçiyor. Buna riayet edilmediği takdirde uyumsuz tipler kendi hayatlarını da tehlikeye atacaklardır.

Toplumun önemli bir kesimi uygulanan yasağa sonuna kadar uymaya çalışırken bu halimiz bir takım densizleri sokağa dökmemelidir. Döküldükleri takdirde emniyet güçlerinin buna engel olması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.