Salgın yeni alışkanlıklar oluşturur mu?

Salgın ile mücadelede gelinen aşama toplumları evlerine kapattı. Salgından korunmanın en sağlam yolu insanların ilişkilerinin sınırlandırılması olunca ister istemez sokağa çıkma yasağı olmasa bile eskisi gibi hareket etmenin sakıncaları ortaya çıktığı için toplumlarda yeni alışkanlıkların oluşması gündeme gelebilecek. Yeni bir dünya düzeni hayata geçer mi bilinmez ama insanların eskisi gibi hareketli olmayacağı kesin. Çünkü evin içine hapsolmuş insanlar sınırlı bir alanda yaşamak zorundalar. Bu durum ister istemez genellikle yemek, yatmaktan ibaret bir yaşam tarzını gündeme getiriyor. Elbette bu sınırlı hayat tarzını ibadetlerle ve bazı eylemlerle çeşitlendirebilenler de vardır. Evlerinin içinde belli bir plan dahilinde hareket yapmayı hayat tarzı haline getirmiş olanlar için belki, hareketsizliğin oluşturacağı göbekten kurtulmaları mümkün olabilir ama hareketsizlik insanlarda tembelliği geliştirir ve kalıcı hale gelirse sanıyorum dünya düzeni değişmese de insanların salgından sonraki hayat tarzları bir süre değişecektir.

Dünya düzeninin kökten değişeceğine pek ihtimal vermiyorum. Çünkü tüm açıklamalarda sadece yeni bir dünya düzeninin kurulacağından bahsedilirken bu yeni düzenin şekli ve muhtevasının ne olacağı hiç gündeme gelmiyor. Yeni bir dünya düzeni kurulacaksa ve bunu da insanlar yapacaksa öncelikli olarak hayalini kurdukları yeni düzenin net bir şekilde tarifinin yapılması gerekiyor. Söz gelimi Birleşmiş Milletler Örgütü’nün yapısı değişecek mi? Yani bu örgüt 5 ülkenin kontrolünden çıkıp, tüm ülkelerin çıkarlarını korumak yönünde bir yapıya kavuşturulacak mı? NATO denen askeri teşkilat sömürgeci ülkelerin saldırılarına uluslararası hukuki alt yapı oluşturmaktan çıkartılarak, haksızların ve zalimlerin karşısında mazlumları ve mağdurları koruyan, bunun için gerekirse harekete geçebilen bir örgüt olacak mı? BM’nin 5 ülkenin tahakkümünden kurtarılması için Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin ayrıcalıklı yapısı, onların onaylamadığı hiçbir kararın hayata geçemediği yapısı terk edilecek mi? Kısacası, tüm dünya sömürgeci birkaç ülkenin sömürüsüne aracı olmaktan çıkacak mı? Yeni Dünya Düzeni derken böyle bir değişim mi düşünülüyor? Yoksa küresel sermayenin hakim olduğu para sistemi aynen devam edecek, vahşi kapitalizm eskiden olduğu gibi devam edecek ama sadece adı mı değişecek?

Eğer uluslararası örgütler ve para sistemi olduğu gibi devam edecekse o zaman dünyanın altını üstüne getirseniz ortaya yeni bir dünya düzeni çıkmayacaktır. Sadece bazı sömürü araçlarının adı değişecektir. Söz gelimi bir zamanlar iki kutuplu dünyada bir tarafın NATO’suna karşı diğer tarafın da Varşova Paktı vardı. Bu iki örgüt iki kutuplu dünyanın iki liderinin ve emrinde onların çıkarlarını korumak için oluşturulmuştu. Ama iki kutuplu dünya yıkılıp yerine tek kutuplu bir dünya oluştu ama sömürenler ve sömürülenler konusunda değişen bir şey olmadı. Yine, küresel güçlerin açıktan faaliyetini sürdüren ve dünyayı sömüren küresel sermayenin hakimiyeti devam ediyor. Yani, Varşova Paktı’nın lağvedilmesi bir şeyin değişmesini sağlamadı. Yine eski tas eski hamam…

Hakkı ve adaleti esas alan yeni bir dünya düzeninin kurulacağına dair fazlaca bir ümidim yok. Ancak, insanların salgın sürecinde edinecekleri yeni alışkınlıkları sebebiyle yeni bir döneme başlanacağı kesin görünüyor. Toplum olarak kilolar artacak, buna bağlı olarak hareketsizlik insanları ağır çekin bir görüntüye itebilir. Yani ortaya yeni bir görüntü çıkabilir ama dünya üzerinde yeni düzenin hayata geçmesi fazlaca söz konusu olmaz.  Çünkü İslam Birliği kurulmadan yeryüzündeki gücü esas alan zalimlerin oluşturduğu sistem değişmeyecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.