Salgına dünya hazırlıksız mı yakalandı?

Dünya korona salgını ile tanışalı 4 ay oldu ama hâlâ yapılacaklar ve alınacak tedbirler konusunda belirsizlik ve değişkenlik devam ediyor. Bu duruma bakarak insan, salgına dünyanın hazırlıksız yakalandığı düşüncesine kapılıyor. Özellikle Avrupa ve ABD sanki salgını başlangıçta ciddiye almamışlar gibi. Sanki kendilerine olan güvenleri salgına hazırlıksız yakalanmalarına sebep oldu. İster kendilerine duydukları güvenden ister gafil avlanmış olmalarından olsun, gelinen noktada insanlık ciddi bir bedel ödemekle karşı karşıya.

Özellikle Çin’de başlayan salgın bütün şiddeti ile yayılmayı sürdürürken Batı dünyası nedense ciddi bir tedbir almadı, alamadı. Bu durum, gelinen noktada İtalya, İspanya, Fransa ve ABD gibi ülkelerin sağlık sistemlerinin çökmesine vesile oldu. Belki de çökmüş olan sağlık sistemlerini salgın ortaya çıkardı. Sebep her ne olursa olsun, sonuç olarak dünyanın salgına hazırlıksız yakalandığını söylemek mümkün. Bu arada salgının ortaya çıktığı ve uzun süre her gün hastalığa yakalananların sayısını dehşetle izlerken birdenbire Çin’den gelen haberlerde salgının kontrol altına alındığını duyurmaya başladı. Böyle olunca ister istemez insanın aklına salgına hazırlıksız yakalanmayan ülkelerin başında Çin mi geliyor diye düşünmeden edemiyor sorusu geliyor. Derdim bir komplo teorisi oluşturmak değil. Aylarca salgın ile mücadele ettiği halde bugün bizim bile yaşadığımız maske ve eldiven bulamama sıkıntısı yaşıyor olmamız üzerinde düşünmek gerekiyor.

Özellikle de maske ve eldiven bulmakta tüm çabalara rağmen hâlâ sıkıntı çekiliyor olması, bulunanların da fiyatlarında ciddi artışların olması bu hazırlıksız yakalanmaya bir örnektir diye düşünüyorum. Böyle bir salgın ile karşı karşıya iken eldiven ve maske fiyatlarını ön plana getiriyor değilim. Hazırlıksız yakalanmış olmanın ülkemize yansımış olmasına dikkat çekmek istedim. Bu arada özellikle yakın zamana kadar maske takmanın önemi üzerinde fazlaca durulmadı. Sokağa çıkma yasağının genişletilmesi ile birlikte maske takmanın önemi vurgulanmaya başlandı. İşin acı tarafı, pek çok Batı ülkesi maske bulamıyor. Bir bakıma maske üretimi konusunda aciz kalmış durumdalar. Belli ki böyle bir salgın düşünülmedi, düşünülmüş olsa da bu küreselleşen dünyada var olanlardan temin edilebileceği noktasından hareket edildi. Gerçi elinde fazla olan ülkeler olmayanlara göndermeye çalışsalar da, ihtiyaç tam olarak karşılanamamış olsa da son günlerde bu alandaki üretim ihtiyacı karşılama noktasına gelmiş durumda.

Elbette hangi ülke söz konusu olursa olsun salgınlarla mücadelede devletler kadar vatandaşlara da büyük görevler düşüyor. Söz gelimi kişiler arasında sosyal mesafe konulmasına salgının gündeme geldiği ilk günden beri dikkat çekiliyor olmasına rağmen hâlâ bu konuda toplumun bir bölümünün ikna edilemediği, bunun sonucu olarak da evden çıkma yasağının, şehirlerarası seyahatlerin sınırlandırılması gündeme geldi. Toplum olarak tehlike gündeme geldiği günden itibaren insanımız bazı hassasiyetlere uyabilseydi, sanıyorum salgın bu kadar yayılmaz, sağlık çalışanları evlerinin yolunu şaşırmazdı.

Sanıyorum salgının bir anda bir baştan diğer başa dünyayı esir almasında dünyanın küresel bir köye dönüştürülmüş olmasının önemli payı var. Artık ülkeler bir ülkenin şehirlerine dönüşmüş durumda. Öyle olunca dünyanın bir köşesinde çıkan iyi ya da kötü her şey anında dünyanın her tarafına yayılabiliyor. Ülkeler arasında sınırların kapanması bile salgın hastalığın yayılmasını belki yavaşlatıyor ama durduramıyor. Tüm bunlara rağmen sağlık teşkilatımız, salgın ile mücadele konusunda başarılı bir sınav verdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.