İmdadımıza yetişti!

Koronavirüs öncesi yaşanan “kısır çekişmelerin” koronavirüs sonrasında da devam ettiğini görmenin üzüntüsü içindeyiz.

Biz koronavirüs salgını insanları farklı düşünmeye sevk eder ve birbirlerine karşı eleştirilerinde daha makul olurlar zannetmiştik. Ne gezer! Her şey eskisi gibi aynen devam ediyor.

Ortaya koronavirüs nedeniyle işlerinden güçlerinden olanlara bir yardım meselesi çıkıyor! İktidar da muhalefet de yardım kampanyaları düzenleyip bağış toplamaya başlıyorlar. Kampanyaların başlaması ile birlikte ortalık savaş alanına dönüyor.

İktidar sözcüleri, “Devlet içinde devlet olmaz” diye muhalefet tarafından toplanan paraları bloke ettiklerini açıklıyorlar.

Muhalefet sözcüleri ise el konulan paralarını geri alabilmek için mahkemelere koşuyorlar.

 İktidar sözcülerinin ekranlarda yaptıkları açıklamaları titizlikle dinliyoruz. Bu açıklamalara “şüphecilik” ve “işkillenmenin” öne çıktığı görülüyor. Muhalefetin gerçek amacının koronavirüs mağdurlarına yardım etmek olmadığı gibi bir inanç içindeler.

İktidar sözcülerinin açıklamaları muhalefetin gerçek amacının “iktidarı ele geçirmek olduğu” gibi bir şüphe üzerine oturuyor.

Bağış kampanyaları düzenleyen muhalefet sözcüleri ise bu tür iddiaları reddediyorlar.

Ortaya çıkan bu karmaşa kafamızı karıştırıyor.

Kim haklı, kim haksız diye karar vermeye çabalarken imdadımıza Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun yaptığı açıklamalar yetişiyor. Bakın Temel Karamollaoğlu ne diyor:

“Bu konu siyaset ve mevzuat üstü bir konudur. Derhal bu yanlış adımdan vazgeçilmeli ve bütün enerji süreci birlikte atlatmak için harcanmalıdır. İçinde bulunduğumuz bu ciddi krizde dahi ayrışmayı, kutuplaşmayı körükleyen siyasi hesap sahipleri bilmeli ki bu tavır hem tarih önünde hem de millet vicdanında mahkûm olacaktır. Gün siyasi hesap yapılacak gün değildir.

Bu çerçevede belediyelerin düzenlediği yardım kampanyalarını ‘devlet içinde devlet oluşturuluyor’ mantığı ile engellemek böylesine önemli bir mücadeleyi siyasi hesaplaşmaya çevirme olarak görülür.

Yardımı sadece ben yaparım başka kimse yapamaz anlayışı hizmeti değil partizanlığı gösterir. Geldiğimiz noktada millete uzanacak her eli, her iyilik çalışmasını kıymetli buluyoruz. Ancak vatandaşımızın istediği yere yardım yapmasının engellenmesini ise doğru bulmuyoruz.”

Bu arada aklıselim sahibi iktidar yanlıları bu tavrın yani bağış yasağı uygulamasının seçim iptalinden farksız olduğunu dile getirerek iktidar sözcülerini uyarıyorlar.

Bu açıklamalar imdadımıza yetişti ve gereken dersi aldık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.