İspanya’da 500 yıl sonra ezan

Dünyayı adeta esir alan korona salgını, hayatı çekilmez hale getirse de, yaşanan bir takım olaylar insana ümit veriyor. Bu noktada olaylara bakış açısı büyük önem taşıyor. Çünkü bir olayın çekilmez ya da rahatlatıcı oluşu bakış açısına göre o olaya verilen anlam büyük önem taşıyor. Söz gelimi üç haftadır eve hapsolmuş olmanın, sadece pencereden boş sokakları izlemenin ötesinde bir hareket alanımın olmayışını ölçü alırsak çok sıkıntılı günler yaşıyoruz. Buna karşılık evde kendimizi dinleme, geçmişimizi değerlendirme imkânı bulmamıza vesile olduğu düşünüldüğünde sıkıntının yerini mutluluk alabilir. Hatta yıllardan beri görmediğimiz, hatta telefonla bile birbirimizi aramadığımız eski dostları hatırlayıp aramanın, sohbet etmenin insana mutluluk verdiğini görmek ayrı bir güzellik olarak ortaya çıkıyor. Çünkü yıllardır görüşme imkânımız olmayan dostlarımızı hatırlamak, onlarla geçmişe yönelmek, özellikle de eski güzellikleri hatırlamanın önemli bir kazanım olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu arada uzaktan eğitim vesilesiyle başı örtülü öğretmenlerin ekranlarda görünmesinden rahatsızlık duyanların yanında iki hafta karantinaya alının Ronaldo’nun yaptığı açıklamada bu süre zarfında bol bol kitap okuduğunu, şimdilerde Kur’an-ı Kerim okuduğunu söylemesi ayrı bir mutluk olarak ortaya çıkıyor. Bunun ötesinde İspanya’da 500 yıl sonra ezanın açıktan okunması ve bunun İspanyol halkı tarafından yadırganmaması sanıyorum önemli bir gelişmedir. Bu arada Almanya ve Fransa’da şimdiye kadar izin verilmeyen minarelerden ezan okunmasına karşıda virüs salgını vesilesiyle tahammülün gelişmiş olması milletlerarası hoşgörünün gelişmesi açısından önemlidir. Elbette, salgın sona erince özellikle Avrupa ülkelerinde İslam düşmanlığının yeniden hortlaması söz konusu olmazsa. Çünkü Haçlı anlayışının kolaylıkla köklü bir değişime uğramayacağını düşünüyorum. Bu düşüncemde yanılmayı çok isterim ama tarihi gerçekler insanı fazlaca ümitlendirmiyor.

Bu arada ABD başta olmak üzere İtalya ve diğer ülkelerde ellerin dua için Allah’a açılmasını güzel bir gelişme olarak görmek yanlış olmaz. Yani korona salgını dünyanın hemen hemen tamamını altüst etmiş, insanların can derdine düşmüş olduğu bir dönemde, normal zamanlarda sağlanamayan yaklaşımın felaket vesilesiyle görünür hale gelmesi, bir takım ülkelerin yıllardan beri gizlemeye gerek duymadıkları İslam düşmanlıklarının yerini hoşgörünün almış olması şer gibi görünen bir olaydan hayır, hayır gibi görünen bir gelişmeden de şer çıkabileceği gerçeğini hatırlatmış oldu.

Bu noktada korona salgını vesilesiyle Batıllar arasında Müslümanlara geçici de olsa hoşgörünün gelişmiş olması memnuniyet verici olmakla birlikte aynı gelişmenin içimizdeki bir takım kimselerde oluşturmaması üzüntü vericidir. Çünkü onlar hâlâ başörtülü görünce bir yerlerini iğne batmışçasına tepki vermeyi sürdürüyorlar. Elbette bu başörtüsüne gösterilen tepkinin sebebinin baştaki örtü olmadığını, onun ifade ettiği mana olduğunu bilmiyor değiliz. Bir başka ifadeyle yıllardır Batı’da ortaya çıkan İslam düşmanlığının ülkemizdeki bir takım dinden rahatsızların dışa vurumu olarak ortaya çıkıyor. Bu ülkede hep birlikte yaşamak zorunda olduğumuza göre öncelikli olarak kendi içimizde farklılıkları tahammülü geliştirmemiz gerekiyor. Bunu sağlayamadığımız sürece Haçlılardan tahammül ve hoşgörü beklememizin fazla bir anlamı olmuyor. Böyle olunca salgının sebep olduğu bazı gelişmelerin ülkemizde hayata geçmesi, birbirimize tahammül duygusunun hayıtımızın bir parçası gelmesini beklemek hayalcilik olur. İspanya’da 500 yıldır izin verilmeyen ezanın açıktan okunmasına gösterilen tahammülün aramızda gerçekleşmesi daha zor değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.