Reklamı Kapat

Manevi direniş

Hayatta insanın başa çıkamayacağı anlar var. İnsanın çabası zorlukları aşmak, hayatını kolaylaştırmak. İlk günden beri insanlık arayışlar içinde. Her meslek insan için önemli. Her mesleğin insan hayatına katkısı var. Zor anlarında bu gibi durumlar daha çok çaba gerektirir.

Hayatı anlamlı kılmanın yönü zorlukları aşmak, huzurlu ve güven dolu bir hayat yaşamak. İnsan için her zaman karşılaşabileceği zorlukları var. Zorlukları aşmak için de çaba. İnsanın kendi eliyle üstesinden gelebilecekleri olduğu gibi gelemeyecekleri de var.

Zanaatlar, sanatlar, meslekler insanın ister istemez çalışma alanları. Bunlardan sonuç alanlar hayırlı iş yapmış olurlar.

Büyük felâketler insanı aşıyor genelde. Bunlara karşı tedbirler alınsa da bazen yeterli olmuyor. İnsanın manevi çöküş süreci bu gibi zamanlarda başlıyor. İnsanlığın sığınacağı bir Allah var. Tedbirlerini aldıktan sonra sığınacağı tek yer manevi sığınak. O zaman rahatlar. Bu güvenli alan insanı ayakta tutar.

İnsan büyük felaketler, oluşlar karşısında sarsıntı geçirir. Toparlanması da zaman alır. Büyük travmalara neden olur. Bereket ki insan unutkan. Bir süre sonra yaşananlar unutulur da kendinden kurtulur.

İnsanın maneviyatını bozan insanın maneviliği üzerine yapılan spekülasyonlar. Tartışma konusu yapma. Kültürel karşılaştırmalar. Felâketler gelince insanlar toptan etkilenir. Kimin kim olduğu önemli değil. Felâketlerden insanlık genel olarak nasibini alır. Batı ruhuna takılmış olanların kimi saplantıları bu gibi durumları tartışma konusu yaparlar. Hastalıklar ya da felâketler dini mensubiyete bakmaz. Müslümanlığın kimi durumları hijyenik anlamında korunmalarına katkı sağlar. Günde en az beş vakit abdest alanlar doğal olarak arınırlar. Bu onların hayatını daha bir güvende kılar.

Koronavirüs bulaşıcı hastalığından beri dünyanın en modern teknolojilerine, tıbbi araçlarına ve imkânlarına sahip olmalarına karşın onlar da bu felâketten kurtulamıyorlar. Felâket bütün dünyayı sarmış durumda. İnsanlık bir panik içinde. Korku dağları hemen herkesi kuşatmış bulunuyor.

Müslümanların manevi teslimiyetleri daha bir rahatlatıcı. Ölüm gerçeğini kabullenmesi hayat anlayışını ve bakışını daha bir kolaylaştırır. Geleceğe ait bir umudu var. Müslüman bilir ki öte hayat var. İnanmış iman etmişliği onun için bir güvendir. Bilir ki Allah’a iman eden, hayırlı iş işleyen ve ahiret gününe inanalar için korku yoktur. Bu, Allah’ın inanmışlara muştusu.

Tedbir ve tevekkül birbirini tamamlar. Biri olmadan diğeri olmaz. Tevekkül tedbirsiz olmaz.

Aşk sahibi insanlar vecd içinde olurlar. Teslimiyetin aşkı.

Felâketler geçicidir. Bir süre sonra normal hayata geçilir. İnsanlığa uyarı özelliği taşıyan durumlardır bunlar. Günü gelince kısmen de olsa bundan payını alanlar hayata karşı daha dikkatli olurlar.

Şu hayatımızda nicelerini yaşadık. Geldi geçti. Bunlar şiddetli depremlerdi. 1968 Bingöl depreminde ağaçların yerlere yatış anını gözlerimizle gördük. Bu büyük bir travma idi. Gölcük depreminin şiddeti ve uğultusunun sesi, o derin sarsıntı unutulacak gibi değildi. Ama gene de insan ister istemez unutuyor.

Dünyayı sarsan daha şiddetlileri de oldu, olmaya devam ediyor. Bütün bunlar Allah’ın ayetleridir. Depremleri engelleyemeyeceğine göre, sadece korunma amaçlı kimi tedbirler alınabilir. İnsanın bunlardan ders çıkarması gerekir.

Büyük oluşa her an için hazırlıklı olmalıyız. İnsan tekinin bireysel büyük oluşu ölümüdür. Onun karşısında yapabileceği bir şeyi yoktur. Ölüm anının bekleyişindedir. Günü gelince zaman tamamlanınca ister istemez teslim olur. Müminin manevi sabrı ona güç katar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.