İnsanoğlunu memnun etmek çok zor

Oldum olası büyük şehirlerin kalabalığından, özellikle de trafik yoğunluğundan çevremden sıkça şikâyet alırım. Kalabalıklar içinde yaşamak zorunda kalanlarda genellikle köylerine, ilçelerine bir özlem vardır. Ne var ki, kalabalıklardan kaçıp köylerine gitmezler, gidemezler. Gitseler de rahat edemezler. Kısacası, insanoğlunu memnun etmek oldukça zordur. İnsan ömrü çelişkiler içinde geçer. Kırsal kesimlerde yaşayanların gözü ve aklı büyük şehirlerde, büyük şehirlerde yaşayanların aklı sakin yerleşim yerlerindedir. Aslında bu bir çelişkiden çok insanoğlunun farklı özlemlerinin bir ifadesidir.

Ömrümün çocukluk ve gençliğe geçiş dönemi 4 bin nüfuslu memleketimde geçti. Yaylaya gittiğimiz, çayırda oynadığımız, güreş tuttuğumuz günlerin özlemini hep hissettim. Ancak, orada sürekli kalmak yokluk, sıkıntı anlamına geliyordu. Bu sebeple de rahmetli dedem ebemi ve beni alarak Ankara’ya göç etti. Göç etmeden evvel dedem, ebemin sürekli hastalığını tedavi ettirebileceğimizi, beni de eğer okursam okutabilmek için Ankara’ya göç edeceğimizi söylemişti. İlk geldiğimiz aylar, hatta birkaç yıl Ankara’ya alışmakta zorluk çektiğimi, kendimi yabancı bir diyara gitmiş gibi hissettim. Zamanla alıştık. Sanki memleketimizi unuttuk. Yıllar sonra üniversiteye girerken istenen askerlikle ilişiği yoktur belgesini almak için memleketime gittiğimde, bu defa da kendimi memleketimde yabancı gibi hissettim. Kısacası, yaşadığı çevre insanların davranışlarını, alışkanlıklarını belirliyor. Ancak, gençlikteki alışkanlığı mutlu etse de belli bir yaştan sonra yılların verdiği yorgunluğun da etkisi ile olsa gerek bu defa kalabalıklar içinde hareketli bir yaşam insanları mutlu etmemeye başlıyor. İnsan genellikle köyünde şehri, şehirde köyünü özlüyor.

Durduk yerde köyümü özlediğim için bunları dile getiriyor değilim. İnsanların kendilerini evlerine kapatarak karantinaya tabi tutmalarının oluşturduğu ruh haline temas etmek istiyorum. Çünkü belli bir meşgalesi olmayanların evlere kapanmak zorunda kalmış olmalarının çok sıkıntılı bir hâl olduğunu söylemeye çalışıyorum. Bunu söylerken virüse karşı insanların evlerinden çıkmamaları gerektiği düşüncesine karşı çıkıyor değilim. Hem kendi sağlığımız, hem de yakın çevremiz ve diğer insanların sağlıklarını tehlikeye atmamak için insanların kendilerini evlerine kapatmalarına karşı çıkıyor değilim. Ancak, istedikleri gibi hareket etmek, dışarı çıkmak ve gezmek gibi alışkanlığı olanlar için evlerine kapanmanın hapse atılmaktan farkı olmadığını net bir şekilde görünüyor.

Bu noktada karantina sona erdiğinde insanlar yine kendilerini evlerine hapsetmeyi sürdürürler mi diye düşünüyorum. Kesinlikle bu soruya evet demek imkânı bulamıyorum. Çünkü çevremizdeki insanlar, tanıdıklar kendilerini hapse mecbur oldukları için bu duruma katlanıyorlar. Özellikle gençler okulların da tatil edilmesi sebebiyle kendilerini sanal âleme vermiş durumdalar. Yani, kitap okumak ve ders çalışmaktan çok sanal âlemde dolaşmayı tercih ediyorlar. Sıkça eleştirdiğimiz gençlerimizin akıllı telefon bağımlılığı karantina münasebetiyle daha da katmerleniyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Bir bakıma telefon alışkanlığı biraz daha bağımlılık haline geliyor.

Bu bakımdan sanıyorum mevcut şartlara çok fazla sıkılmadan katlanmayı öğrenmek durumundayız. Çünkü insanoğlunun istekleri bitmiyor. Şehirdeki köyünü özlüyor, köydekinin gözü çeşitli sebeplerden dolayı büyük şehirleri özlüyor. Korona karantinası sebebiyle evlerine kapanmak zorunda kalanlar önceki hali özlüyorlar. Sanıyorum bu da insanoğlunun doyumsuzluğu, mutsuzluğuna sebep oluyor. Bunun için de elindeki ile yetinmeyi öğrenmesi mutluluğunun anahtarı oluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.