Vicdan rahatlatmak değil, genç devşirme

Önce bir televizyon haberinde olayı işittiğimde inanamadım. Ardından 14 yaşından küçük çocukları acaba aileleri ile birlikte mi almak istiyorlar, sorusu aklıma geldi. Bu sorumun cevabını bir gün sonra gazete haberlerinden aldım. Haberde aynen şöyle deniyordu:

“AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Fransa, Portekiz, Lüksemburg, Finlandiya ve Almanya’nın ülkelerine refakatsiz sığınmacı çocuk almayı kabul ettiğini söyledi. Almanya ilk etapta Yunanistan’daki kamplardan 14 yaşından küçük 1500 kimsesiz çocuğu alacağını açıkladı.”

Söz konusu haber gazetelerde farklı başlıklar altında yer aldı. Söz gelimi bir gazetemiz bu haberi, “Almanya: Sadece 14 yaşından küçükleri alırız” üst başlığı atında, “Devşirecek çocuk arıyor” esas başlığı altında verirken bir başka gazete, “AB vicdanını rahatlatıyor” başlığı altında veriyordu. Bu başlık, “AB ülkelerinin vicdanı var mı?” sorusunu akla getirdi. Ardından da vicdanı olanlar niçin sadece sahipsiz çocukların peşine düşüyorlar? İşin içinde vicdan ve vicdan rahatlamak duygusu ilk planda olsaydı, almayı düşündükleri çocukları aileleri ile birlikte alırlar, almak istedikleri çocukların ille de sahip olmasını şart koşmazlardı. Hatta alacağı mülteci sayısını tespit ederek bunları seçmece usulüyle alacağını açıklamazdı.

Kısacası, AB ülkelerinin yıllardan beri mültecilere karşı sergiledikleri tavır ile zaten vicdan konusunda sınıfta kaldıklarını göstermiştir. Böylesine 14 yaşından küçük ve ailesi olmayan çocuk peşine düşmekle çirkinliklerini bir kez daha göstermiş oldular. Kaldı ki, günlerden beri Yunanistan sınırında mültecilere karşı sergilenen vahşilere has tavır onların vicdan rahatlatmak değil, genç devşirmek peşinde olduklarını açıkça gösterdi. Sahipsiz istiyorlar ki, aralarında eritsinler, asimilasyona tabi tutarak, nüfus artışını sağlamak istiyorlar. Çünkü artık AB ülkelerinin pek çoğunun nüfusu artmıyor. Hâlbuki bu işi aileleri ile bir bütün olarak almak suretiyle sağlayabilirler ama bu işlerine gelmiyor. Aileler kendi inanç ve kültür değerlerine bağlılıklarını sürdürüyor, genellikle bu değerlerini çocuklarına da aktarıyorlar. Hâlbuki onlar farklı kültür ve inanç mensuplarına tahammül edemiyorlar.

Elbette ortaya çıkan bu vicdansızlığı gizlemeye yönelik açıklamada söz konusu. Mesela, alacağı bin 500 kimsesiz çocuğun tedaviye ihtiyacı olanlar içinden seçeceklermiş. Böylece devşirmecilik iddiasından kurtularak tedaviye ihtiyacı olanlara el uzatmış görüntüsü vermeye çalışıyorlar. Bu arada bir husus daha var ki, o da sahipsiz kız çocuklarının alımına öncelik vereceklermiş.

Hâlbuki sınırlarına duvarlar ören, dikenli tel örgülerle kapatan AB ülkeleri yıllardan beri 4 milyon Suriyeli mülteciyi adeta ülkemize hapsettiler. Zaman zaman mülteci almak istediklerinde de kendilerine göre bir takım şartlar aradılar. Söz gelimi meslek ve diploma sahibi olanları seçerek götürdüler. Diğerlerini Türkiye’ye bıraktılar. Kısacası, başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinin derdi kesinlikle rahatsızlık duyan vicdanlarını rahatlatmak değil. Eğer onlar da böyle bir duygu olsaydı ülkemize sığınmış mülteciler konusunda vermeyi taahhüt ettikler maddi desteği verirlerdi. Sözlerinde durmadıkları gibi, ülkelerini sığınmacı akınından korumak için Türkiye’yi kullandılar. Türkiye de lafta değil gerçekten vicdan sahibi olduğu için, 4 milyon mülteciyi bağrına bastı. Sözün özü AB’den gelecek her adım kesinlikle vicdanla ilgili değildir. Ardında mutlaka bir takım çıkar hesaplar vardır. Bu gerçeğin unutulmaması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.