Çocuk kaçırmayı medenilik saymışlar

Başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa devletleri de acımasızlıklarını, gaddarlıklarını, insafsızlıklarını kapatmak için, “Mültecilerin küçük çocuklarını alalım” kararı almaya çalışıyorlarmış.

Hani “Kıpti, kahramanlığını anlatmak için hırsızlıklarını sayarmış” ya işte, bunların ki de böyle bir şey.

Öyle bir teklifle insanlığın huzuruna çıkıyorlar ki dünyadaki hayvanların tamamı bu hallerine ağlarlar.

Tavuk civcivini kapmak isteyen köpeğe karşı kahraman kesilir.

Kedi, yavrusu için, aslanla bıyık bıyığa gelmeyi dener.

Her hayvan yavrusunu korurken, Avrupa, medeni görünmek için en vahşi kararı, çocukları ailesinden koparma kararını alırken hayvanların bile aşağısında olduklarını dünyaya deklere ederler.

Çocuğu, anne ve babasından uzaklaştırma konusunda en eski bilgi, Yakup aleyhisselamın oğlu Yusuf’un çocuk yaşta ağabeyleri tarafından kuyuya atılmasıyla başlamıştır.

Yakup aleyhisselamın bu olaydan çok fazla etkilendiğini ve gözlerini kaybettiğini, üzüntü ve kederlere gark olduğunu, Yusuf süresinde haber verirken, hiçbir zaman ümitsizliğe düşmediğini ve aramayı da devam ettirdiğini bildirir.

Ergenlik çağına gelmemiş çocukları, ailesinden rızaları bile olsa uzaklaştırmayı yasaklayan İslam dininin âlimleri, yazdıkları fıkıh kitaplarında bu konuyu enine boyuna araştırıp yasaklığı konusunda karara bağlamışlar.

İhtilafları yedi yaş ile ergenlik çağı arasındadır.

Allah’ın lütfu olan İslam’ı ve rahmeti olan Kur’an’ı, bize gönderirken seçtiği Muhammet Aleyhisselamı Rabbimiz, bize tarif ederken:

“Biz, seni ancak, âlemlere rahmet olarak gönderdik” buyurmuş (Enbiya süresi ayet 21/107).

“Müminlere karşı şefkatli ve merhametli idi” (Tevbe süresi ayet 9/128).

“Allah’tan bir rahmetle o, insanlara yumuşak davranandı” (Al-i İmran 3/159) diye tarif etmiş.

Çocukken Sevgili Peygamberimizle beraber olan Abdullah bin Abbas (Allah ondan razı olsun) Sevgili Peygamberimiz için:

“O her türlü iyiliğin öğreticisi için her şey, istiğfar eder, hatta denizdeki balıklar bile” demiş. (Daremi, Sünen, Bab 32 fazl’ül ilm).

Sevgili Peygamberimizin yolundan giden ve her türlü iyiliği öğretenler için de söylenmiştir.

İşte o rahmet peygamberi, anne ile çocuğunu birbirinden ayıranlar için Avrupa’nın bu kararından 1400 (bin dört yüz) yıl önce:

“Anne ile çocuğunu ayıranları, kıyamet gününde Allah, onunla sevdiklerinin arasını ayırır” buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, K. Siyer, bab 17 Kerahiyyetü’tefrikı beyne’es-seby, Ahmet, Müsned, Ebu Eyyub elEnsari Hadisi, Beyhaki, Sünen-i kübra, K. Siyer bab106 etfrik beyne’l mer’eti ve velediha).

Annesinin sütüyle büyürken çocuklar, aynı zamanda anne ve babanın öpüp okşamaları da ona gıda olmaya devam eder.

Çocuğunu hayatında hiç öpmediğini söyleyen bir bedeviye Sevgili Peygamberimiz:

“Allah senin kalbinden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim?” demiş. (Buhari, Sahih, K. Edep, babü rahmet’ül-veledi ve takbilihi ve muakanetihi).

Para sesi, petrol rengi, altın, dolar borsasının gürültüsüyle kulakları keyif alanların Kur’an’a karşı kulakları kapanır.

Kan, barut, gaz, dumanlı havada hayatlarını sürdürenlerin gözleri doğrulara karşı kapalı olur.

Söylenen hak sözleri de duymazdan gelir.

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur:

“…De ki: O, iman edenler için yol gösterendir ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O (Kur’ân) onlara körlüktür. (Hakkı göremezler). Onlara (sanki) uzak bir yerden bağırılıyormuş gibi (duymazlar).” (Fussılet Süresi ayet 41/44).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.