Sorunu görmezden gelmek çözüm mü?

Okuyucularım zaman zaman asgari ücretin altında maaş alan emeklilerin olduğuna, bunların sayılarının da az olmadığına dikkat çektiğimi ve soruna çözüm bulunmasının gerektiğini vurguladığımı bilirler. Ancak, değişen bir şey yok. Çünkü belli ki tuzu kuruların yüz binlerce insanın açlık sınırının altındaki bir gelir ile geçim mücadelesi veriyor olması umurlarında bile değil. Her fırsatta bir de ekonominin hızla düzeldiği, milli hâsılanın bilmem kaç dolardan bilmem kaç dolara yükseldiğine dair nutuklar atılıyor. Bu arada, ihracatta kırılan rekorlar da işin cabası. Sanırsınız ki, gerek çalışanların gerek emeklilerin hayat seviyesi her geçen gün yükseliyor, kimse geçim sıkıntısı çekmiyor. Keşke gerçekten emekliler ve çalışanların hayat seviyesi her geçen gün biraz daha kötüye gitmese, bizler de iktidar sahipleri gibi hep iyiliklerden ve güzelliklerden bahsetsek.

İnsanımızın hayat şartları ekonomik bakımdan giderek kötüleşirken siyaseti bir arenaya dönüştürüp sürekli karşılıklı atışmalarla tansiyonun yükseltilmesi insanın aklına söz konusu olan sıkıntıları gözlerden gizlemek için mi yükseltiliyor sorusunu getiriyor. İktidar ve muhalefet olarak ortamın sürekli gerilmesinde özellikle de iktidar ile ana muhalefet tansiyonu yükseltmekten başka sorunlara sunacakları bir çözümleri yok da onun için mi karşılıklı atışmalarla toplumun gözünü boyuyorlar diye insan düşünmeden edemiyor.

Genel değerlendirme sanıyorum bu kadar yeter. Üzerinde durmak istediğim esas konu, emeklilere üç yılda bir bankalarca ödenen promosyon miktarının belirlenmesi ile ilgili olarak SGK Başkan Vekili İsmail Yılmaz’ın açıklamasında promosyonun kademeli ödeneceğine dair açıklamasında emekli aylığı bin 500 liraya kadar olanlar 500, bin 500-2 bin 500 lira arasında olanlara 625 lira, 2 bin 500 liranın üzerinde emekli aylığı olanlara ise 750 lira promosyon ödeneceği açıklaması bir gerçeğin yetkili ağızdan dile getirilmesine vesile oldu. Genellikle biz bu husustaki eleştirimizi asgari ücret ya da açlık sınırı rakamlarını esas alarak yapıyor, böylesine emekli aylıklarının bin 500 ve daha aşağısında olanların bulunabileceğini hesaba katmıyorduk. Daha doğrusu o rakamların da altında emekli aylığı alanların bulunmamasını gönül arzu ediyordu. Ne yazık ki, gönlümüzün ne arzu ettiğinden çok gerçekler insanları yakından ilgilendiriyor.

Hemen belirteyim ki, emeklilere ödenecek promosyonun miktarının açıklanması sırasında ilk kademeyi oluşturan aylıkları bin 500 liraya kadar olanların sayısı da önem taşıyor. Asgari ücretin altında aylık alan emeklilerin sayısının milyonlarla ifade edildiğini biliyoruz. Bu husus medyaya da sıkça yansıyor. Bu arada genç işsizlerin sayısının her geçen gün arttığı, işsizler içinde yüzde 27’ye ulaştığı sıkça belirtiliyor. Bu durum gençlerimizin de emekli olmuş yaşlılarımızın da ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde olduklarını gösteriyor. Böyle olunca iktidarı ve muhalefeti ile siyasilerin bu ana sorunları tartışması, bunlara çözüm bulmaları gerekiyor. Bu yapılmadan karşılıklı atışma ile günlerin geçilmesi, bir diğer ifadeyle ana sorunların gündem dışında tutulması sorunlara çözüm getirmiyor.

Dikkat çekmeye çalıştığım söz konusu ekonomik problemlerin yanında bir de dış kaynaklı sorunlar var. Suriye ve Yunanistan sınırımızda olaylar sıcak çatışmaya dönüşmüş durumda. Böyle bir ortamda meselelere çözüm bulunamayacağını özellikle iktidar sahiplerinin görmesi gerekiyor. Çünkü sürekli laf dalaşı, sürekli gerilim toplumun gerilmiş olan sinirlerini daha da geriyor. Mevcut sorunlara bir an evvel çözüm bulunmazsa toplumun siyasilere olan güveni tükenebilir. Bu ise, siyasilerin bastıkları dalı kesmelerinden farklı bir sonuç doğurmaz. Siyasetin karşılıklı laf yetiştirme meselesi olmadığını, bu tür polemikler taraflardan birine geçici olarak üstünlük sağlıyor olsa da, netice itibariyle bu işten siyaset zarar görür. Bunu geçmişte sıkça yaşadık, hepsinden insanımız ve ülkemiz zararlı çıktı. Bunun için tartışmalar sorunlara sunulan teklifler üzerinde yapılmalıdır. Teklifi olmayanların yaptığı iş sadece kısır döngüye laf yetiştirmekten ibaret kalır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.