Ava giden avlanır

Baba Esed ile oğlu Esed yönetimi Suriye üzerinde ellinci yılını doldurdu.

Suriye’de Dürzi asıllı olan bu ailenin nüfusu, hiçbir zaman yüzde onu geçememiş.

Yüzde onla yüzde doksan nüfus üzerinde baskı rejimiyle yüz binlerce Müslüman’ın kanına girmiş ve milyonlarcasını mülteci/sığınmacı durumuna düşürmüş.

Müslümanlara bu talanı yaparken hiçbir zaman Filistin’i işgal eden Siyonistlere ağzını açmamıştır.

1967’de Suriye’nin su deposu olarak bilinen Golan Tepeleri’ni altı gün süren savaşın sonunda Suriye’nin elinden almış Sünni Müslümanları, Golan’dan çıkarmış yalnız yirmi bin dolayında Dürzileri bırakmış.

Golan’da Dürzilerle Yahudiler hiçbir sorun çıkarmadan yaşamaya devam ediyorlar ama Gazze’deki Müslümanlarla Siyonist işgalciler arasında yüz yıldır her gün çatışma çıkıyor.

Golan (kelimenin aslı Cevelan: Gezinti yeri) Tepeleri, Şama altmış kilometre.

Şam ile Türkiye sınırı arası 523 kilometre.

Elli yıldır, Esed’ler dönemi, yalnız ve yalnız Türkiye ve Sünni Müslümanlarla savaşmıştır.

Hama’da, Halep’te, Şam’da yiğit Müslümanları bazen katliam şeklinde bazen bireysel olarak şehit etmiştir.

Suriye toprağı olan Golan Tepeleri elli üç yıldır, İsrail Siyonistlerinin işgali altında ama Dürzi ve Nusayrilerle Yahudiler Golan’da sarmaş dolaş yaşıyorlar.

İsrail, bu günlerde Suriye topraklarında boş arazilere hava saldırısı yaparken ve atış yaptığı yerlerde bir tek insan ölmezken, Suriye’yi Türkiye aleyhine kışkırttığını kapatma oyunu oynuyor.

09.01.2015 Cuma Milli Gazete’deki makalemde şöyle yazmıştım:

“İsrail, henüz Avrupa’dan, en başta da Almanya’dan Yahudi Soykırımının intikamını alamadı.

Kendisinin bu intikamı almaya gücü yetmiyor.

Alman hasmının kanını kene gibi emiyor ama öldürmeye gücü yetmiyor.

Almanları, Türklerle kapıştırırsa her iki taraftan intikam alacağı zannındadır.

Öyle ise Fransa, Filistin’i tanıma teklifinin Fransa meclisinde kabul edilmesi, bu kabulün diğer Avrupa ülkelerine sıçraması, hatta Avrupa Parlamentosu’nda da kabul edilmesi konusunda yapılan oylamada ezici çoğunlukla geçmesi İsrail’i harekete geçirmiş olabilir.

Almanya’daki yabancı karşıtları bu kışkırtmalarda hazır kuvvet olarak kullanılıyor.

İslam’a karşı savaştan daha fazla Türk karşıtlığı körükleniyor.

Saldırı yapılan camilerin yüzde doksan küsuru Türklerin açtığı camiler. Suç istatistiklerini bilen siyasiler, belediye başkanları, polis şefleri, Türklerin temiz olduğunu bilirler.

Türklerle komşuluk yapan Avrupalılar da Türklerin güvenilecek adamlar olduğunu bilirler.

Apartmanlarda gürültümüzün dışında şikâyet yok. Bilmek istemeyenler, en küçük olayı manşete çeken ve çok satan basın-yayın kuruluşları Avrupa’dan intikam almak isteyen gücün emrinde hareket ediyor gibi.

Hitler yanlısı, Siyonist düşmanı Dazlaklar ile Le Pen’cileri nasıl ettilerse ettiler, beyinlerini yıkadılar, mankurtlaştırdılar, Türkler ve camilerinin üzerine saldılar.

Ama insanlar kuş değildir.

Kışkırtanın kimliğini eninde sonunda fark eder.

Kışkırtanla kışkırtılanın arasındaki farkı fark eder.

Bir taşla iki kuş vurmaya çalışan keneyi ezmesini de bilir.

Eh, ‘Ava gidenin kendisi de avlanır’ demiş atalarımız” demiştim.

Şimdi bu dediklerim İsrail tarafından doğrulanmış oldu.

İşgalci Siyonistlerle, Birleşik Arap Emirlikleri yöneticileri ve   Suud yönetimi Müslüman olduğu halde Türkiye’ye karşı kol kola geliyorlar.

Arap kralları da Suriye yönetimiyle kol kola geziyorlar.

Almanların da dikkat etmesi, İsrail’in oyununa gelmemesi gerekir.

Şer ittifakı içinde olan Arap kralları ile işgalci Siyonistlere  atalarımızın diliyle, “Ava giden kendi avlanır” sözünü hatırlatırım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.