Reklamı Kapat

Tembellik, isteksizlik, irade eğitimsizliği…

Türk yükseköğretim sistemindeki öğrenci sayısı 8 milyonu aşmış.

Yükseköğretim kurumu sayısı 207 olarak açıklanırken, 129’unu devlet üniversiteleri, 73’ünü ise vakıf üniversitesi oluşturmakta imiş.

Bu sayı ile Türkiye, Avrupa’daki yükseköğretim alanında ilk sırayı yakalarken ne ki üniversiteli işsiz sayısı artmakta.

Mantar gibi üniversite açılmakta, ordu gibi gençler her sabah üst geçitlerden naylon çiçeklerle dekore edilmiş üniversitelere akmakta adeta fazla da hakiki eğitim verilmediğinin belgesi gibi o naylon ağaçlar.

Üniversitelerin yanında olmazsa olmaz kafeler açılmakta.

Acınacak durum o kafeler tıklım tıklım gençler tarafından dolu.

Üniversite kütüphaneleri ise sınavlardan sınavlara hareketli.

Az ama sürekli çalışma tercih edilmediğinden, sınıf geçecek nota çoktan razı milyon canlarımız.

Tembellik bir gen mi diye artık ciddi olarak düşünmekteyim.

Jules Payot, 1893’te yazdığı “İrade Terbiyesi”nde, mücadele edilecek düşmanlardan birini isteksizlik, birini de tembellik bahaneleri, diğerini kötü arkadaşlar olarak sıralar.

Üniversite çevresinde açılan kafeler adeta bu sayılan düşmanların üreme merkezleri.

Hepimizin başarısızlığında irade zayıflığı başroldedir.

Elimizdeki işle, dağları delercesine uğraşıyormuşuz gibi yılgınlık duyarız.

Konfordan vazgeçmeyişimiz, tembellik, rehavet, sıkıntıya gelememek kendi ürettiğimiz hastalıklar olarak yapılacak işi kemirir, güdükleştirir.

Bu sadece üniversite öğrencisinin hastalığı değil, bugün tohumları dikmeyeyim hava soğuk diyen köylünün, çamaşırı sonra yıkarım diyen ev hanımının, emek vermeden yazan yazarın başının belası olan bariyerler zinciridir.

Spencer’in söylediği gibi: “Birçok insan aklını en az şekilde kullanarak hayattan gelip geçer.”

Annelerin şikâyeti ortaktır, çok uyuyan çocuklar, ses kaydı geliyor deyip okula gitmeye üşenen tembel gençlerin elmalarını dahi soyan ebeveynler, onun hayatını kolaylaştırmak için çırpınır, odasını temizler ama yok, dersine isteği çok düşük.

Okula gitse de oturduğu yer kafeler, dersinin hocalarını beğenmez, mangalda kül bırakmaz, ülkeyi kurtarır, siyasetçileri hizaya çeker.

Geçen zamanla yaptıklarının doğru olmadığını anlamakta, mutsuz olmakta fakat tembellikten kurtulamamaktadır.

Ancak çalışarak, ortaya bir şeyler koyarak mutlu olacağını o da adı gibi bilmektedir.

Acıklı sahneler hızla artmakta.

AVM’lerin tozlu naylon çiçekleri arasında yürüyüş, insan yüreğini yormamakta.

Beyne oksijen veren, orman yürüyüşleri tedavülden kalkmış.

Müzeler bomboş, hayaletler vadisi.

Bursa’da idik önceki gün, pek çok müzeye girdik, üstelik ücretsiz fakat kimsecikler yoktu.

Öğrenmek, tanımak, bilmek istemeyen nesillerin istilası altındayız.

8 milyon yüksek öğretim gencimiz olsa, ne çare; bu iflah olmaz derdimize.

Hani çalışkan toplum, tembel toplum vardı ama artık tembel şehir, çalışkan şehir ayrımı da ortaya çıkmakta.

Bırakın botanik bahçesi gibi, belediyenin şehir meydanının beton cehennemine diktiği birkaç cılız ağacın kolunu kanadını kıran, yeşil düşmanı, tembel, çalışmayan, taş taş üzerine koymayan, binlerce dönümlük arazileri ekmeyip boş bırakan tembel şehirler biliyorum.

Payot, 123 yıl önce günümüzün fotoğrafını çekmiş: “İletişimin kolaylaşması, seyahat sıklığı, gezme alışkanlığı, düşüncelerimizi dağıtmaya sebep olur. Okumaya zaman bile bulamayız. Coşkulu ama bir o kadar da boş bir hayat yaşıyoruz. Günlük gazetelerin yaydığı sahte telaş, dünyanın dört bir yanından gelen üçüncü sayfa haberleri yığını, bazı insanları okumanın ne kadar da tatsız bir şey olduğu duygusuna sevk eder.”

İrade eğitimi yok.

Eğlence, kahkaha, gevezelik, arkadaşlar, kafeler, televizyonların incir çekirdeğini doldurmayan insanları aptallaştıran programları, alık diziler, uzun sohbetlerde katledilen zamanlar çok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.