Reklamı Kapat

Evimizi görmek için meydana çıkalım

Yağmur yağarken camlardan içeri dolan toprak kokusu…

Güneş, toprağın bağrını ısıtırken de toprak kokusu dolar evlerimize.

Her çiçeğin kokusu birbirinden güzeldir.

Hepsi sahasında birincidir.

Toprağın kokusu, bütün kokuların anasıdır, mayasıdır, aslıdır, esasıdır.

Biz de topraktan yaratıldığımızdan, çiçekler gibi güzel kokarız demem eksik olur.

Yeryüzünde en güzel koku, insan kokusudur.

Yeni doğan çocuğun kokusunu, yeryüzünde hiçbir kokuda bulamazsınız.

Anadolu’da yeni doğan çocuk kokusu için, “Cennet kokusu” derler.

İnsanın güzel kokusu ölünceye kadar bitmez.

Anne kokusu, baba kokusu, eşinizin kokusu, yavrunuzun kokusu bir ömür boyu sürer.

Gül kokusu biter, menekşe kokusu biter ama insan kokusu, can bedenden çıkıncaya kadar devam eder.

“Ama farkında değiliz” denebilir.

Bu günlerde çiçekçilerden bir menekşe alınız ve eşinize haber etmeden oturma odasına koyunuz.

Eşiniz, o güzel kokuyu derhal fark edecektir.

İkinci gün ise o kokuyu fark edemeyecektir.

İkinci, üçüncü günlerde menekşenin yanına kadar gider, burnunuzu çiçeğe dayarsanız ilk günkü koku yine gelir.

Onun için annenizin, babanızın eline burnunuzu yaklaştırınız.

O güzel kokuya alışmak diye bir şey vardır.

Baharda gül bahçesinde yaşasanız, ilk girişte ciğerler bayram eder, gözler güler, gönüller coşar ama orada yaşayanlar bunun farkında olmazlar. Hâlbuki çiçek, ilk günkü gibi kokmaya devam etmektedir.

Kalabalık şehirlerde, apartmanlarda yaşayanlar, şehrin kirli havasında toprak kokusunu alamazlar ama büyük şehirlerde de kenar semtlerde yaşayanlar bu nimetten de yararlanırlar.

20 Şubat’ta yani yarın cemre havaya düşecek.

Cemreler, baharın müjdecisidirler.

Havalar, sular, topraklar ısınmaya ve ısıtmaya başlarlar.

Ağaçların bünyesine su yürümeye başlar.

Suyun olduğu yerde hayat vardır.

Kış boyu gecelerin uzun zamanlarında okumakla, ibadetle, dost sohbetleriyle değerlendirdiğimiz bu ömür sermayesini baharla beraber hareketlendirmeye başlayalım.

Hayat mektebinin kurallarına uyalım.

Canlanalım, tomurcuklanalım, çiçeklenelim, meyveye dönüşelim.

Dışarı çıkalım. Dost yüzü görelim. Çiçekler gibi gülelim.

Camilerde, caddelerde, parklarda, hastanelerde çokça bulunan insanların yüzünde açan yüz çiçeklerini görelim.

Rengârenk. Yeni açanlar, tam açılanlar, solmaya yüz tutanlar göreceksiniz ve her birinin yüzünde hiçbir kütüphanede yazmayan ibretli, hikmetli, güzel, faydalı bilgiler okuyacaksınız.

“Bakıyorum da anlamıyorum” denebilir. Doğrudur.

Anlamak nedir ki.

Çiçeği kokladığımızda ne anlarız da.

Gözle herkese güven vermek, yüzle mutluluk saçmak, gülümseme sadakası dağıtmak, toplum tarlasına, baharda tohum saçmak gibidir.

Haydin, kalabalık şehirlerin meydanlarına çıkın ve mutluluk çiftçisi olunuz.

Sokaklar evlerimizin dışa yansıyan tarafıdır.

Meydanlarımız, evlerimizde dönenlerin aksidir.

Meclisimiz, bizim aynada görünen suretimizdir.

Kendimizi seyretmek için dışarı çıkalım, iyi ve kötü taraflarımızın tespitini dışardan bakarak yapıp, tedavisine geçelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.