Reklamı Kapat

Viyana Yolculuğu II

Viyana yazımızın yayımlanması üzerine Avrupa’dan yazan ve arayan arkadaşlar oldu. Özellikle İGMG ile ilgili bölüm üzerine. Türkiye-Almanya veya diğer Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerilim insanımızı ciddi anlamda etkilemiş. Dernekler sıkı takibatta. Her eylemleri gözlemleniyor. Bundan ötürü dernek mensupları suya sabuna dokunmadan idare etmeye çalışıyorlar. Kimi derneklerle ilgili soruşturma var. Asıl sorun Türkiye’deki siyasal değişimden sonra Avrupa’da İGMG’den büyük kopuşlar olmuş. Onlar da sadece cami veya kısmi sosyal faaliyetler ile kendilerini sınırlamışlar. Depolitize olmuşlar açıkçası.

Türkiye’den yükselen yüksek sesli çıkışlar oradaki her insanımızı ciddi anlamda olumsuz olarak etkiliyor. Çünkü bu anında onlara yansıyor.

Dini faaliyetler bakımından etkili birçok cemaat ve topluluk var. Diyanet, Süleymancılar ve diğerleri. Asıl olması gereken medeniyet bilinç yoksunluğu.

Milli Görüş hareketi tam anlamıyla bir bilinç oluşturmuştu. Bu, bu anlamda etkisini iyice yitirmiş. Avusturya’da İGMG’ye bağlı elli cami ve derneklerde aktif yönetici sayısı bin beş yüz civarında, beş yüz öğrenci barınıyor. Geçmişte Milli Gazete aboneliği oldukça yüksek olmasına karşın şimdi yüz sayısının altına düşmüş. Bize itirazda bulunanlar da dağılmanın etkisini inkâr etmiyorlar. Kısmî olan faaliyetlerle yetiniyorlar.

AGD-MGV’li gençler sabah namazlarını değişik camilerde eda ediyor, çay ve sohbet ile bir faaliyet yürütüyor. Bunların önceden duyurusu yapılıyor. Buna bile dernek yöneticileri izin vermiyor. Namaz faaliyetinden bile pipirikleniyorlar. Arkadaşları rahatsız eden de bu. Aidiyetten uzak duruyorlar. Oysa bu birliktelik onları daha aktif ve güçlü kılacak.

Kimsenin bir şey anlatmasına gerek yok. Gözlemlerimiz bile çok şey anlatıyor. Yıllar önce Duisburg’a gitmiş bir hafta kalmıştım. Lokaller, dernekler, camiler arı kovanı gibi cıvıl cıvıldı. Bu gidişimizde Anadolu camiinde namaz sonrası indiğim çay ocağına inen cemaatten sadece baş altı kişi yanımıza geldi. Türkiye’den bir yazar olarak geldiğimiz duyurulduğu halde mesafeli durdular.

Bütün zorluklara karşın AGD-MGV’li gençler büyük bir atılım içinde. Kitap kafede Bosnalı gençlerle de tanıştık. Bu merkez sadece Türkiye’ye hitap etmiyor. Bir de coğrafyamızın hemen her kesiminden gençler var. Toplantıdan sonra köyüme yakın gençlerle tanıştım. Karakoçanlı, Kiğılı gibi. En çok ihtiyaç duyulan durum da bu.

Viyana Bölge Başkanı aziz kardeşim Arif Şen sosyal bilim alanında doktorasını yapmış. Geniş açılımlı ve ufuklu. Öteden beri üzerinde durduğumuz konuları ve kavramları içselleştirmiş. İslâm medeniyeti, İslâm devleti, İslam ümmeti ve İslâm toplumu değerler ekseninde bakıyor durumlara. Bu, elbette sevindirici ve daha çok kucaklayıcı.

Türklerin yoğun olduğu mahalleler var, hatta şu espri yapılıyor, “Buraya Türk pasaportu olmadan girilmiyor” diye. Zaten o bölgeye gidildiğinde çok sayıda iş yerine rastlanıyor. Girişimci olanlar, eğlenceye kendilerini kaptırmayanlar iyi durumda. Lokantalarda görüştüklerimiz gayet memnunlar. Dayımın oğlu Burhan, Avusturya’ya gittiğinde bir oto tamircisinde çalışıyordu, şimdi kendisinin iş yeri var. Bütün zamanı işi. Orada mülk edinmiş ve hatta ayrıca kira gelirine sahip. Genellikle eleman bulmada zorlanıyorlar. Bir engel dil sorunu. İkincisi bir işe başlayan, bir süre sonra çok çabuk iş değiştirebiliyor.

Üniversite öğrencileriyle yaptığımız sohbette, Avusturyalılarla neden ilişki kurmuyorsunuz, arkadaşlık ve dostlukta bulunmuyorsunuz dedik. Üzerlerinde bir çekingenlik var. Özellikle IŞİD çok olumsuz etkilemiş. Çekiniyorlar. Fakat kendilerini tanıdıkça, farklı buluyorlar. Bu anlamda dostluklar ve arkadaşlıklar kurun dedim. Beni havaalanından alan Ahmet kardeşim (kendisine İthal Ahmet deniyor. Türkiye’den sonradan gitme) köyde yaşıyor. O ortamda yerlilerle selamlaştıklarını anlattı. Ama sadece bununla sınırlı.

Başta beni davette ısrar eden Viyana AGD-MGV Başkanı Arif Şen, davet sürecinde işlemleri takip eden Burak Özyürek, havaalanında beni karşılayan Ahmet, iki gün boyunca beni yalnız bırakmayan, dolaştıran, havaalanına kadar getiren Yakup Bey’e, gün boyunca beni yalnız bırakmayan dayımın oğlu sevgili kardeşim Burhan’a müteşekkirim. Sevgilerimi sunuyorum. Orada bulunan ve bizi sabırla dinleyen kardeşlerimi de, sevgi ve dua ile selâmlıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.