Reklamı Kapat

Acılar üst üste geliyor

Ülke ve millet olarak son zamanlarda acı haberler birbirini takip ediyor. Acıların da hayatın bir parçası olduğunu elbette biliyoruz. Yaratıcımızın bize çekemeyeceğimiz yükü yüklemeyeceğinin de bilincindeyiz. Bu bakımdan sabırlı olmamızı, bu acıları yaşamanın dayanma gücümüzü artıracağının da bilincindeyiz. Tüm bunlara rağmen gelen her haber karşısında şahsen sarsıldığımı söylemek istiyorum. Özellikle Marmara ve Ege kıyılarında başlayan sarsıntıların devam ederek Elazığ ve Malatya’da yıkıma ve can kaybına sebep olmasının oluşturduğu acıları millet olarak hep birlikte paylaşırken, ihtiyaç sahiplerinin yardımına hep birlikte koşarken Suriye’den rejim güçlerinin saldırısı sonucunda şehitlerimizin cenazeleri geldi. Bir yandan Esad rejimine duyulan öfkemiz artarak, bunlara hadlerinin bildirilmesi gerektiğini dünürken çok geçmedi Van’da çığ düşmesi sonucu 3 insanımızın hayatını kaybettiği haberlerine üzüldük. Çığ altında kalanları kurtarma çabaları devam ederken kurtarma çalışmalarını sürdüren ilk yardım ekiplerinin üzerine yeni bir çığ düşmesi sonucu 38 insanımızı kaybettik. Millet olarak tüm dikkatimizi Van’a çevirmişken İstanbul’da Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıkan uçak haberi ile sarsıldık. Uzunca bir süre yaralı ve ölü sayası konusunda bir belirsizliğin devam etmesi toplum olarak tedirginliğimizi daha da artırdı. Çok geçmeden yaralı sayısı çok olmakla birlikte o feci kazanın sonunda uçak üçe bölünmüş olmasına rağmen korktuğumuz başımıza gelmemesine şükrettik.

Kısacası, ülkemiz son günlerde her gün şehitlerimize düzenlenen veda törenleri ile çalkalanıyor. Tüm bu gelişmeler karşısında çeşitli şekillerde hayatını kaybeden kardeşlerimize dua etmek ve yakınlarının acılarını paylaşmaktan başka insanın elinden bir şey gelmiyor. Bu bakımdan millet olarak hep birlikte ellerimizi semaya açıp, yaratıcımızın bizleri daha ağır sınavlardan korumasını dilemek, ona yalvarmak durumundayız. Gerçi hemen her vakit yaratıcımıza yöneliyor, ona dua ediyoruz, çünkü bu da bizim inancımızın bir gereği.

Tabii afetler ve bir takım kazaları doğal karşılasak bile acısı insanın yüreğine çöküyor. Bu bakımdan aczimizi bilerek ve Allah’tan bizi daha fazla acılara boğmamasını dilemek ve bunun için yalvarmak durumundayız.

Bu arada özellikle çığ faciasından geleceğe dönük dersler almamız, bir de depremin ardından gündeme getirdiğimiz, deprem değil binalar öldürüyor söylemlerinden ciddi ders almamızı ve artık bu binalarla ilgili söylemlerimizi söz konusu binaların dayanıklı hale getirilmesi için elden geleni yapmamız gerekiyor. Çığ felaketinden de alınacak ders olduğunu düşünüyorum. Çünkü facianın ardından özellikle ilim adamları bir takım açıklamalar yaptılar. Çığ bölgesinde kurtarma çalışması yapılırken alınabilecek önlemlerden ve böylece yeni facialara meydan vermemenin tedbirinin alınmasını gerektiğini dile getirdiler. Sanıyorum, millet özellikle de devlet olarak almamız gereken dersleri alırsak, yeni felaketler karşısında yeni kazalara meydan vermeyiz. Çünkü Van’da ilk çığın altında kalan son iki kişiyi kurtarmak için uğraşılırken yeni bir çığ kütlesinin kurtarma ekiplerinin üzerine gelmesi faciaya yeni bir boyut kazandırdı ve tam bir felaket halini aldı.

Çeşitli olaylarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet dilerken, özellikle yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyor, halen tedavisi süren yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Allah’ıma yönelerek daha büyük felaketlerle bizleri sınamaması, sınarsa da dayanma gücü vermesini diliyor ve dua ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.