Reklamı Kapat

Memleket, Yemen Türküsü

“Havada bulut yok bu ne dumandır?

Mahlede ölen yok bu ne figandır?

Şu Yemen elleri ne de yamandır.”

Memleketimizdeki manzara, Yemen Türküsü gibi.

Şehit haberleri, depremde kaybettiklerimiz, çığda yitirdiklerimiz, uçak kazası kurbanları, yaralıları.

Millet olarak kaostayız, hangi yana dönsek acı.

Olağan dışı hava şartları, küresel ısınma, kış kışlığını yapamaması, gerilen atmosfer.

Önceki gün İzmir yolculuğumuz felaketti. Gün ortasında çıkan rüzgâr neredeyse arabayı savuracak, fırtına adeta hortum hüviyetini almış, insanları uçuracak kadar yoğunlaşmıştı.

Her yanda doğa, gerilimli.

Rize Çamlıhemşin’de kayalar yola savruldu bir çocuk hayatını kaybetti.

Sağanak yağış sonrası yükselen sel suları, Tarsus’ ta bir mahallenin yolunu yuttu, minibüs ve otomobilde mahsur kalan 14 kişi için kurtarma çalışmasında, belediyenin iş makineleri ve onlarca personelle orman içinden 10 kilometre yol açılıp, mahsur kalan vatandaşlar kurtarıldı.

Dünya da hiç rahat değil.

Ülkelerin başında küçük kıyametler.

Ölümcül virüsle boğuşan Çin.

Yangınla cehennemi yaşayan Avustralya, su kaybını önlemek için masum develerine, kangurularına bile öldürme emri çıkardı.

Doğaya yapılan her yanlışla, bir bedel ödeme de söz konusu.

Siz çaresiz varlıklar olan vahşi hayvanları nasıl acımasızca canlı canlı yersiniz.

Musibetle karşılaşınca ancak canlı hayvan pazarı Çin’de yasaklandı.

Avustralya masum hayvanların suyuna göz dikti, bu kez sellerle boğuştu.

Bizim de tedbirsizliğimiz, canları tehlikeye atışımız, önlem almamamız bir başka büyük açmazımız.

Fay hattına evler yapılıyor, bilimsel fizibilite yapılmadan deprem ülkesinde rasgele alanlar imara açılıyor, müteahhitler malzemeden çalıyor, demir demetindeki sayı 10 olacaksa, beton içinde gözükmez deyip 3 kullanıyor, kuvvetli kum değil, deniz kumu katıyor harca.

Deprem esnasında yanındaki binalar sapasağlam dururken, çöken binada ocaklar sönüyor, aileler yok oluyor, üç beş kuruş fazla kazanmak için hayatlar söndürülüyor.

Bunu maden kazalarında da gördük, kömür ocaklarında birkaç bine “hayat odası” yapılabilecekken, paraya kıyamayan ocak sahipleri daha fazla kazanmak için insan hayatını hiçe sayabilmekte.

Yaptığı inşaatının bozuk asansörünü kullanan bir düzine işçiyi ölüme yollayan patronun uykuları ne kadar bölündü acaba.

Dere yatakları doldurulup siteler yapılmakta.

Dolgu zeminin her türlü afette direnecek gücü olmamakta, can kayıpları yaşanmakta.

Elbet kaza ve kadere inanırız lakin tedbir alınacak.

Van’da çığ afetine uğrayanlara yardım için giden gönüllülerin bile can verdiği felaket her birimizin kanını dondurdu.

Bir de yalanla, kinle beslenenler.

Milletin acısı, cenazesi, kaybı, hayatının anlamı olan evladını, eşini yitirmiş; o yasta bile ortalığı karıştıran haberler, ‘şunun yüzünden oldu’ gibi nifak üretim merkezlerinin yalan ayıbından hiç vazgeçmemesi.

Fakat memleket bir Yemen Türküsü.

Deprem bölgesinden yüzlerce kilometre uzakta, yiten canlara gözlerinden sicim gibi yaşlar akıtan kadınlar gördüm.

Çığ felaketinden bin kilometre ötede, dehşetle kalakalan gençler gördüm.

Milletçe Yemen Türküsü, en acı ritminde yüreklerimizde söylenmekte.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.