Reklamı Kapat

Bu bir dünya savaşıdır

11 Eylül 2001 yılında Amerika’da meydana gelen saldırının akşamında Bush oğlu Bush, “Haçlı Seferleri başlamıştır” demişti. O savaş hâlâ artarak devam ediyor.

Amerika, dünyanın her tarafında kurduğu sekiz yüze yakın üsleriyle Çin’i bile dize getirirken, yalnız tek engelin Müslümanlar olduğunu fark ettiğinden, bütün gayr-i müslimlerle birlikte hareket ederek, Müslümanlığa karşı dünya savaşını başlatalı çok oldu. Myanmar’da, ömründe tavuk kesmeyen Budist rahipleri, nasıl etkilediyse, binlerce Müslüman’ı öldürecek caniye dönüştürdü.

Demokrasi putlarını helva gibi yiyorlar.

Yüzde yetmişbeşi Sünni Müslüman olan Suriye’de, sayıları yüzde ona varamayan Nusayri ailenin krallığını devam ettirme konusunda Rusya, Amerika, Avrupa, İngiltere, Çin birlikte hareket edebiliyor. Ekonomik nedenlerle birbirine düşman olan bu ülkeler, İslam’a karşı savaşta birlikte hareket ediyorlar.

Amerika ile Rusya, Suriye petrollerinin kontrolünde birbirlerine düşmanca hareket ederlerken, Nusayri aileyi iktidarda tutmada birlikte hareket ediyorlar. Mezhepler tarihinde “Ğulat’ı Şia/Şiilerin sapkın kolu” diye bilinen Nusayri’ler, dünyanın tamamında sayıları 500 binmiş.

Dünya çingenelerinin sayısının onda biri değiller ama Amerika, Avrupa, Rusya ve Çin tarafından desteklenmekteler. Haçlı Seferleri’nde hep Haçlılara taraf olmuşlar.

Moğol istilasında onlara yol göstermişler.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda Avrupalıların yanında yer almışlar. Şu anda desteklenmelerinin sebebi de bu kirli geçmişleri olabilir. İleriki zamanlarda da İslam düşmanı torunlarımıza da yataklık yapabilirler diye korunuyorlar.

“Ama Suriye İsrail’e karşı” denebilir.

Amerika’da ve Avrupa’da çekilen her filmde en kötü, hilekâr adam Yahudi olarak gösterilir. Daha önceki bir makalemde bin beş yüz yıllık tarih içinde Avrupa devletlerinde katliamlarda kaç Yahudi’nin öldürüldüğü ve kaçının kaçabildiğini rakamlarla vermiştim. Avrupalılar 1940’lı yıllarda beş milyonunu öldürmüşler, öldürmediklerini de damperli arabadan atıkları küllüğe döker gibi Avrupa’dan toplayıp Filistin’e salıvermişler ve 1948 yılında da, “Siz devlet oldunuz” demişler ve hâlâ Birleşmiş Milletler’in himayesinde dünyanın en büyük kampında, devlet olarak yaşamaya mahkûm edilmiş insanlar onlar. Ülkelerimize gelip de başımıza bela olmasınlar da Müslümanların başına bela olsunlar diye Filistin’de tutuyorlar.

İş nedeniyle birkaç yıldır İran’da yaşayan bir tanıdığıma telefonda: “Üç ayrı şehirde en saygın üç tane mollaya, Nusayrileri Müslüman kabul edip etmediklerini sor ve bana bildir” dedim. Birkaç gün sonra cevap, “Müslüman saymadıklarını ama siyasi nedenlerden desteklediklerini” söylemişler.

Suriye halkının yüzde yetmiş beşi Müslüman. Suriye ordusunun yüzde seksen beşi Müslüman. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırıyorlar. Yüzde doksanı Müslüman olan Bangladeş’teki yöneticilere yanlış raporlar vererek, Müslüman önderleri öldürtüyorlar. Bizi birbirimize kırdırtıyorlar.

Suud krallığında bir seçim yapılsa yüzde iki oy alamayacak olan krallığa olan husumetimiz, baskı altında yaşayan Müslüman Suud halkına yansıtılıyor. Biz, halk olarak Türkiye’de ve dünyanın her neresinde olursa olsun, yönünü kıbleye dönen bir Müslüman varsa onun kardeşi olduğumuzu Rabbimiz söylüyor.

Ağabeyiniz ve ablanızın sizin kardeşiniz olduğunu anneniz ve babanız söylüyor. Ama hangi ırk ve renkten olursa olsun Müslüman olanların kardeşiniz olduğunu Rabbimiz söylüyor.

Ona göre hareket edelim.

Dışişleri, şu anda karşı karşıya geldiğimiz ve silahları karşılıklı çektiğimiz ülkelerden öğrendiğimiz monşerlik dilini bıraksa, MİT de CIA döneminden kalan cürufunu tamamen temizlese ve siyaset dilini ve tavrını İslamileştirse işimiz daha kolay olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.