Düşmanı kendi tuzağına düşürelim

İlk defa bir kaplıcayı gezmeye gitmiştim.

Baktım kaplıcaya gelenler, ellerini sıcak suya sokuyorlar ve dayanma yarışı yapıyorlar.

Kazanan kişinin diğerlerinden farkı bir iki saniye sonra elini çekmesinden başka bir şey değil.

Yanımdaki arkadaşa, “Biz de katılalım ve şu adam elini çekinceye kadar biz elimizi çekmemeye kendimizi şartlandıralım” dedim, katıldık ve ben kazandım.

Dayandım ama suyun sıcaklığı, derimizi tahriş edecek durumda değildi.

Suyun derecesi bir derece fazla olsa ben de dayanamazdım.

Kaynar suyun içine elimizi sokmamız bile mümkin değil.

İslam’ın ilk şehitlerinden Yasir bin Amir ile değerli eşi Sümeyye bin Hubbat, “Azimet”i tercih edip Mekkeli kâfirlerin işkenceleri altında şehit olmayı seçmişler ve imanlarından zerre kadar taviz vermemişler.

Bu şehit anne ile babanın gördüğü işkenceyi seyrettirilen çocukları olan Ammar ise “Ruhsat”ı seçmiş ve o kâfirlerin istediği cümleyi söylemiş ve işkenceyle öldürülmekten kurtulmuş.

Kurtulmuş ama ağlayarak Sevgili Peygamberimize gelip durumu anlattığında Sevgili Peygamberimiz:

“O halde iken kalbini nasıl buldun” dediğinde, “İmanla dopdolu idi” deyince Sevgili Peygamberimiz: “Tekrarlarsalar sen de aynısını tekrarla” buyurmuş (Beyhaki, Süneni Kübra, K. Mürted, bab Bab’ül mükreh).

Aynı hadisi, Hakim, “Müstedrek”inde Nahl süresindeki 106’ncı ayetin tefsirinde rivayet etmiş.

Rabbimiz Nahl süresinde:

“Kim imanından sonra Allah’ı inkâr ederse ve göğsünü küfre açarsa, Allah’tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için büyük bir azap vardır. Ancak kalbi imanla mutmain iken, inkâra zorlananlar (kalbi imanlı iken diliyle inkâr edenler) hariç” buyurmuş (Nahl süresi ayet 16/106).

“Müminler, müminlerden başka kâfirleri dost (ve yönetici) edinmesinler. Kim bunu yaparsa, ona Allah’tan hiçbir şey yoktur. Ancak onlardan sakınmak için dost görünmeniz başka. Allah sizi kendisiyle sakındırır. Ve dönüş Allah’adır” (Al-i Imran süresi ayet 3/28).

Sevgili Peygamberimiz o türden insanların yani, baskıyla saygı duyuranların Allah katında en şerli insanlar olduğunu söylüyor:

Hazreti Aişe anamız (Allah ondan razı olsun) anlatıyor: “Bir adam, peygamberin yanına girmek için izin istedi. Peygamberimiz: ‘Kabilesinin en kötü çocuğuna izin verin’ dedi.

Adam girince peygamber, (Alleyhissalatü vesselam) ona çok nazik davrandı, sözünün en yumuşaklarıyla konuştu.

Ben: ‘Ya Rasülelllah, biraz önce onun hakkında dediğini dedin, sonra ona dilini gayet yumuşak kullandın’ dedim.

‘Aişe, Allah katında derecesi en şerli olanlar, insanların onun ahlaksızlığından korktuğu için onu terk etmesi ve onu bırakmasıdır’ dedi”  (Buhari, Sahih, K. Edeb, bab’ül Müdarat).

Hiç sevmediğiniz bir insanı, makamıma, servetime, şanıma, şöhretime zarar gelmesin diye sever göründüğünüz olmadı mı?

İslam âlemi de işte şu anda bizim durumumuzdadır.

Onun için korkudan düşmanın yanına geçenleri, karşınıza dikilenleri, size istemeyerek diş bileyenleri değil, onları o hale getirenleri hedefleyelim.

Yoksa hep Müslümanlarla boğuşmak zorunda kalırız.

Korkudan karşımıza dikilenlerle, el altından ilişki kurabilenler kursunlar ve düşmanın tuzağına düşmanları düşürsünler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.