İnkâr virüsü üzerine seferberlik

“Ben olsaydım…”

“Benim başıma gelseydi yapmazdım”

“Katiyyen ben yapmam” gibi cümlelerden uzak duralım.

Atalarımız, “Büyük lokma ye ama büyük laf etme” demişler.

“Allah, altından kalkamayacağımız imtihanlara sokmasın bizi” diyelim.

Yapanları da ayıplamak için de, kendimizi temize çıkarmak için de yanlışları tekrarlamayalım.

Bazı günahlarla karşı karşıya kaldığımızda nefsimiz ve şeytanımız bizi kandıracak duruma doğru gidiyorsa hemen orayı terk etmekte fayda var.

Her gün yatsı namazının ardından okuduğumuz Bakara süresinin son iki ayetinin bir bölümünde “Rabbimiz, güç yetiremeyeceğimiz yükü bize yükleme” diye dua ediyoruz.

Aslında okuduğumuz bu dua ile biz, kendimizi uyarıyoruz.

Altından kalkamayacağımız borçlanmaların altına girmediğimiz gibi, başa çıkamayacağımız işlere de girmeyelim.

Cennete doğru yürürken cehennem yoluna sapıp “Ben bilinçli yapıyorum, cehennem yolunun bir kısmında yükümü tutar, tekrar cennet yoluna girer ve hacca gider, sıfır kilometre hayata yeniden başlarım” diyenler geri dönememişler.

Kimse, nerede, ne zaman öleceğini bilemediğinden “ileride dönerim” derken ansızın gidiverdiler.

Zekâ fazlalığı olan bir uyuşturucu müptelasına “Sen akıllı bir adamsın, nasıl oldu da kendini kaptırdın” dediğimde “Akıl fazla olduğundan” dedi ve açıkladı: “Ben aklı başında bir adamım. Zarar vermeye başladığında, istediğim zaman bırakırım’ dedim ama o zamanı bilemedim” demişti.

İslam adına yazdığı kitaplarla köşeyi dönen birine yayıncı, “Fazla tenkit geliyor. İslam dışı hayat yaşayanların hoşuna gidenleri yazıyormuşsun. Ben bundan sonrasını devam ettiremem, senin kitapları yayına hazırlamaktan vazgeçiyorum” dediğinde “En sonunda bütün bu yanlışların doğrularını yazarız, bir de o zaman kazanır ve temize çıkarız” der ama temize çıkacağı kitabı yazamadan gitti.

Şeyh Sadi Şirazi anlatır, salih bir zata, “Bir güzelle bir evde baş başa kalsanız ve o güzel size “gel” dese, kimselerin de duyma imkânı olmasa, el değmeden sabahı eder miydiniz?” denildiğini, o da “Allah, beni öyle bir durumla imtihan etmesin’ dedi” diyor.

Kapalıçarşı'da bir sarraf anlattı: “Komiserlikten emekli olmuş bir polise İstanbul dışında bir büyükşehirde sarraf dükkânı olan bir işadamı komisere beraber çalışma teklifi yapmış.

Komiserin ruhsatlı tabancası olması, bir de suçluyla suçsuzu anlama kabiliyetinin gelişmiş olması bu teklifi ona götürmesinde etkili olmuş.

Dükkânda duracak, ayda bir veya iki defa elden İstanbul’a yüklü bir para götürecek ve altın getirecek.

Beş yüz bin lirayla İstanbul’a gelirken nefsi ve şeytanı bin bir türlü tuzakları, planları onun aklına sokmuşlar ama kendini korumasını bilmiş ve dükkân sahibi ikinci defa bir milyonla onu İstanbul’a göndermek isteyince “Ben, beş yüz bin lirada kendimi korudum ama bir milyonda koruyamam. Beni gönderirsen hem ben kaybederim hem sen kaybedersin. Beş yüz bin ve aşağısında ben gideyim, üstünde olan rakamlarda başkası gitsin” demiş ve hem kendini hem işadamını korumuş.

Şehvette, şöhrette, makamda ve servette hepimizin bir piyasası olabilir.

Daha önce adını vermeden yazmıştım, bir arkadaşımın milletvekilliği de yapmış birini ziyarete gittiklerinde, yeni kurulan parti ve kurucusu için akıl almaz olumsuz sözler sarf eden adamı, bir hafta sonra televizyonda o partiye giriş merasiminde gördüğünü, hemen yanına gidip, bir hafta önceki konuşmasını anlattım, “Valla yeğenim biz milletvekilliğine fena alışmışız” demiş ve ilk seçimde milletvekili olduğunu söyledi bana.

Haramlardan korunmanın en kestirme yolu, haram mıntıkasından  uzakta durmaya,

İslam cemaatinden ayrılmamaya,

Salih insanlarla beraber olmaya,

Allah’ın emrettiklerini yapmaya,

Yasaklarından kaçınmaya dikkat edeceğiz.

Yanlışların içinde olanları uyarmak için giderken bulaşıcı hastalıkların tedavisini yapan doktor hassasiyeti içinde olacağız.

İnkâr veya günah virüsü, en öldürücü virüslerden daha tehlikelidir.

Hastalık yayan virüslerin ateşi kırkla elli arasında olur ve sonu gelir ama, inkâr virüsünün vereceği cehennem ateşini ölçecek dünyada alet  yoktur ve cehennemde sonsuza değin yanacaktır.

Haydin, buyurun, seksen milyon Müslüman olarak dünya genelindeki inkâr virüsü üzerine bir tedavi seferberliği başlatalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.