Reklamı Kapat

Rusya, Esad ve Hafter’i engelleyemiyor mu?

Güya Türkiye ve Rusya, Suriye ve Libya’da çatışmaları engellemek için ortak bir karar aldılar ve bu kararlarını Esad ve Hafter’e bildirdiler. Alınan karar gereği Suriye’de Esad, Libya’da Hafter Rusya tarafından silah bırakmaya ikna edilecek, ikna edilemezse zorlanacaktı. Ancak, aradan geçen bunca zamana rağmen bırakın çatışmaların durdurulmasını, Suriye ve Libya’da barışın sağlanmasını saldırı ve katliamlar eskiye göre daha da hız kazandı. Böyle bir ateşkes çağrısında bulunulmasaydı sanki daha az kan akacaktı gibi bir görüntü ortaya çıktı. Hemen belirteyim ki, Türkiye Suriye başta olmak üzere çatışmaların son bulmasını, artık kan akmamasını samimiyetle isteyen taraf. Zaten bu yaklaşımı sebebiyle Rusya ile görüşerek ortak bir kararla taraflara ateşkes çağrısında bulunuldu. Ancak ateşkes kararı ve çağrısının ardından Rusya birlikte hareket ettiği Esad ve Hafter’e yönelik hiçbir tepkide ve uyarıda bulunmadı. Aksine çatışmalar şiddetlendi, akan kan arttı. Suriye’den ülkemize yönelik göç hızlandı, insanlar adeta bataklığa dönmüş alanlarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Kısacası görünen o ki, Rusya, Suriye ve Libya’da akan kandan rahatsız değil. Eğer öyle olmasaydı Rusya Hafter saflarında çatışan Rus paralı askerleri geri çeker, Suriye’de Rus savaş uçakları Esad birlikleri ile sivillere bomba yağdırmazdı.

Böyle olunca da ABD, AB ve Rusya’nın diş politikalarında ciddi bir fark yok, onlar için tek hedef çıkarları, uzun ve kısa vadeli çıkarlarını garantiye almak demek yanlış olmaz. Bunun için akan kan kesinlikle vicdanlarını rahatsız etmiyor. Özelliklede akan kan Müslümanlara ait ise, kalplerini bilmem mümkün değil ama sadistçe zevk aldıklarını söylemek abartma olmaz sanıyorum. Aksi olsaydı Irak, Suriye, Libya hatta Afganistan’da çatışmaların durması, kan akmasının engellenmesi için bir adım atarlardı. Kaldı ki, isteseler İslam dünyasında akan kanın durmasını çok kısa bir sürede sağlayabilirler. Bunun için cepheye asker sevk etmelerine bile gerek yok. Sadece, çatışma ortamlarındaki terör örgütlerine verdikleri desteği çekmeleri bile yeterli olacaktır.

Söz gelimi ülkemize yönelik terör örgütüne ABD ve AB ülkeleri desteklerini kesmiş olsalar söz konusu örgüt varlığını koruyabilir mi? Bir adım daha atarsak Suriye’de bir takım terör örgütleri faaliyetlerini, Rusya’da Esad’dan desteğini çekse vahşetini sürdürebilir mi? Ateşkes çağrısı ile ilgili Rusya ve Berlin toplantılarına rağmen Hafter Libya’da saldırılarını hızlandırmayı bırakın, sürdürebilir mi? Bu soruların cevapları çok açık biliniyor.

Bölgemizde ve dünya üzerindeki çatışmaların son bulması için ABD, AB ülkeleri ve Rusya ile birlikte hareket etmekten sonuç çıkmayacağı artık kesinlik kazanmış durumda. Dünyanın baş belası ülkelerden derde derman beklemek kendimizi kandırmaktan öte gitmiyor. ABD terör örgütlerini destekliyor diye Rusya’ya yaklaşmak, aynı tehdidi Rusya yapıyor diye ABD’nin kanatları altına girmek kan akmasının önlenmesi için çözüm değil, olması düşünülemez. Kaldı ki ABD ile Rusya arasında soğuk savaş dönemindeki karşılıklı yardımlaşma bugün de aynen devam ediyor.

Bu köşede zaman zaman dile getirdim. Hatta bu tespitimi iki kutuplu dünya dönemlerinde de dile getirdim. Dünya Rusya ile ABD ve diğer Batılı ülkeler arasında İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru nüfuz yani çıkar alanları olarak paylaşılmış. İki taraf paylarına düşen alanı sömürmekle meşguller. Bunun içindir ki aralarında ciddi bir çatışma olmuyor. Bunun yerine vekâlet savaşlarını sürdürüyorlar, askerlerinin burnu kanamadan İslam dünyası sömürülüyor. Bunun içindir ki, artık iki kan emici vampirden birine kızıp diğeri ile birlikte olmak yaklaşımından vazgeçilmesi gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.