Reklamı Kapat

Linç Kültürü

Duygusal toplumlarda sağlıklı bir düşünüş beklenemez. Böyle kesin bir yaklaşım ile bir hükümde bulunmamız rastlantı değil. Yaşanmışlıklarımız ve deneyimlerimizin sonucu bunu ifade ediyoruz.

Bulunduğumuz ortam ve koşullarda dönemsel kimi durumlar bizi fazlasıyla geriyor. Kimi durumları baskılamak için de bu psikoloji âdeta işimize geliyor.

Dalgalı bir milletiz vesselam ve bir türlü durulamıyoruz. Öfkelerimizi boşaltmak için sanki bahaneler oluşturmak gerekiyor gibi bir durum söz konusu. Bir milletin sağlıklı düşünebilmesi için sağlıklı ve sakin ortamlara ihtiyacı var. Var da buna fırsat bulunamıyor.

Bir toplumu yönlendirenler veya yönetenler çıkar duygularıyla hareket ediyorlar. Ya konumlarını korumak, ya da can havliyle kimi durumları sağlıklı düşünememe gibi olunuyor.

Kıstırılmış bir millet gibiyiz. Dört bir yandan. Soluk alınamayacak bir durum ile baş başayız.

Toplum, genel anlamda psikolojilerle yönlendiriliyor ve yönetiliyor.

Bu milletin sanki her dönemde ve mutlaka bir düşmanı olmalı. Yoksa bir varlık gösterememe gibi yaşanıyor.

Şu son yirmi otuz yıla bakmada yarar var. Her dönemde içeride ve dışarıda bir düşmanımız var ve mutlaka olmalı. İtalya, Yunanistan, Rusya, Bulgaristan, İran, Suriye, Fransa, Hollanda, Almanya, Mısır gibi. Bunları çoğalmak mümkün. Bir de içeride durum değişmiyor. Kürtler, Şiiler, Aleviler, Solcular, Sağcılar, Milliyetçiler, Laikler, dindarlar, askerler gibi. Bu toplumun farklı unsurlarının neredeyse tamamı birbirine hasım ve düşman.

Bu gerilimli ruh hâli insanı sağlıklı olmaktan çıkarıyor.

Doğrusu biz dışarıdan yönetilmeye teşneyiz ve hazırız. Doğrudan olmasa da kimi nedenler bunu sağlıyor zaten.

Nefret ve linçin en somut olanını şu sıralar yaşıyoruz. Ülkenin bir ucundan diğerine kadar, sürekli olarak kendilerine pompalanan duygularla hareket ediyorlar.

Bir millet; tarih bilincinden, inanç ve düşünce bilincinden yoksunsa zaten dış nedenler yeter de artar da.

Sosyal medya dalgası bu nedenler için şu dönemde yetiyor.

Amasya’da, Mardin’de, Edirne’de, Yozgat’ta veya başka bir yerde birileri, bilgi ve düşünce birikiminden yoksun olmalarına karşın etkileşim kanalıyla birbirilerini yönlendiriyor ve gaza getiriyorlar.

Birçok masum durum veya insan bir anda linçin hedefi olabiliyor. Sonuçları ne olmuş hiç de önemli olmuyor. Bir insan veya kesim linç edilmiş, mağdur edilmiş, dünyası karartılmış umursanmıyor. Anında unutuluyor. Çünkü o, o kitle veya birey içindeki öfkeyi şöyle ya da böyle boşaltıyor ve rahatlıyor.

İnsanlar geçmişlerine, yaptıklarına bakmıyor. Bunu daha çok siyasal gerilimlerde görüyoruz. Dün birbiriyle kanlı bıçaklı olanlar bir süre sonra sarmaş dolaş olabiliyorlar. Çıkarlar ya da kimi durumlar değişince eski rollerine bürünebiliyorlar.

İslâm milletinin rahat yüzü görmeyişinin nedeni uzun yıllara dayanan bölünmeler ve parçalanmaların nedenlerine bakılmaksızın aynı tarz ile sürdürme çabasında oluşlarıdır. Bu da, ne yazık ki gün yüzü görmemizi engelliyor.

Linç kültürü ile birbirimizi yok etmemiz zor değil. Her hazır duruma gelebiliyoruz.

Biz birbirimizi kazanmak ve birlikte olmak yerine birbirimizi tüketerek yok olmayı tercih ediyoruz. Kazanımlarımız öfke ve nefretimizin dinmemesi! Bugün yaşanmakta olan kimi durumlar yerine yarın bir başkası mutlaka tezgâhtadır.

Sorun İslâm düşünce bilincinden uzak olmak. Kendilerini sultan, kral, lider sanan her birey hüküm makamındadır. Öldürme araçları hazırdadır. İnsanı kazanmak yerine bu araçlarla insanı öldürürken kendisini öldürdüğünün farkında bile değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.