Faizler ve enflasyon düşüyor, işsizlik artıyor

İlgililer her fırsatta önümüzdeki aylarda enflasyon ve faizlerin tek haneli rakamlara ineceğini belirtiyorlar. Yapılan değerlendirmelerde bu yönde bir gelişmenin de olduğu görülüyor. Hemen belirteyim ki, ülkemizin özellikle faiz batağından bir an evvel kurtulmasını, insanımızın bankalara mecburiyetten kurtulmasını arzu ederiz. Çünkü yayınlanan verilere göre ülkemizde bankaların kârları giderek artıyor, bu ise dar ve sabit gelirlilerin giderek fakirleştiği anlamına geliyor. Sonuç olarak çalışanların ve emeklilerin refah seviyesinde bir iyileşme görünmüyor. Özellikle ücretlerde sağlanan artışlar, fiyat artışları karşısında çalışanın ve emeklinin eline geçmeden eriyip gidiyor. Sonuç olarak ülkede orta gelir seviyesindeki insanların sayısı giderek azalırken bir tarafta zenginler, öbür yanda yoksulların sayısı artıyor. Bu bakımdan ekonomide bazı rakamları ölçü alarak iyimser tablolar çizmenin belki zararı yoktur ama, ekonomik göstergeler sadece faizler ve enflasyondan ibaret değil.

Bu noktada özellikle işsizler ordusuna her geçen gün yenilerinin katılıyor oluşu üzerinde durmak, buna bir çare bulmak gerekiyor. Eğer bir ülkede işsizler sayısında sürekli bir artış oluyorsa üretimi artırıcı yatırımların yapılamıyor, yapılmıyor olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bir ülkede hiçbir yatırım yapılmaması söz konusu olmaz. Ancak toplumun refah seviyesinin yükseltilmesi, işsizliğin giderek düşmesi için üretim ağırlıklı yatırımlara ihtiyaç vardır. Hemen belirteyim ki, her yatırım toplumda bir değişime katkı verir ama, esas olan insanımızın işsizlikten kurtarılması, refah seviyesinin yükseltilmesidir. Bir ülkede açlık ve yoksulluk sınırı rakamları altında asgari ücret belirleniyor ise ortada yanlış giden bir şeyler var demektir. Bu arada her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına rağmen, bir türlü emeklilerimizin ve çalışanlarımızın önemli bir kısmı bu açıklanan rakamların altında gelir elde edebiliyor olmalarına toplum olarak çare bulmak mecburiyeti vardır.

Enflasyonda ve faizlerde düşüş ile birlikte başlıkta dikkat çektiğim işsiz sayısının artışı üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü özellikle işsizlerin yüzde 28’i üniversite mezunları ise sanıyorum eğitim, özellikle yüksek öğretim sisteminin gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü giderek üniversite mezunları arasında işsizlerin sayısının artıyor olması üniversite eğitiminde ülke ihtiyaçlarının dikkate alınmadığını akla getiriyor. Her fırsatta her ilde bir ve daha fazla üniversite, hatta ilçelerde yüksek okullar açmakla övünüyoruz. Ancak gençlerimizi üniversite ve yüksek okul mezunu haline getirdikten sonra onlara bir iş imkânı sağlayamıyorsak toplumun geleceği bakımından bu durumun iyi mi kötü mü olduğunu bu ülkeyi yönetenlerin düşünmesi gerekiyor.

TÜİK’in açıklamasına göre geçen ay işsizlerin sayısı 608 bin artarak 4,5 milyona ulaşmış. İşsizlerin oranı yüzde 13,4 olmuş. Üniversite mezunlarının durumuna ise yukarıda temas ettim. Bu noktada bir başka hususa daha temas etmekte yarar var. Üniversite ve yüksek okul mezunlarında işsizlerin sayısı artarken ülkemizde pek çok alanda iyi yetişmiş ara elemanlara ihtiyaç olduğu da bir vakıa. Yani hemen her alanda alınan kararlar ve uygulamalarda ülkenin ihtiyaçlarından çok biz yaptık oldu mantığının egemenliği devam ediyor. Bu ise  insanımızın ihtiyaçlarına cevap vermekten çok, toplumda kırgın, gelecekten ümitsiz insanların sayısını artırıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.