Reklamı Kapat

Emperyalizmin yapamadığını Müslümanlar kendi kendine yapıyor

Müslümanların birlikteliğini emperyalizm uzun zaman çözemedi. Oryantalistler Müslümanların iç dünyasını, haremini kavramak için çok çaba gösterdi. Hemen hemen bütün gezginlerin tek amacı bu gizi çözmek ve anlamak. Müslümanların yaşadığı coğrafyaya gelemeyenler de oryantalistlerin yazdıklarından yola çıkarak değerlendirmelerde bulunuyorlar. Bunlardan birkaçı; Victor Hugo, Voltaire, Goethe ve daha başkaları.

Voltaire, özellikle Müslümanların birlikteliğinin farkında. Kur’an-ı Kerim’in bir ve tek oluşu, en doğudan en batıya aynı oluşunun üzerinde durur. Müslümanların bu anlamda bir bütün olduğunu ifade eder. Müslümanların bölünebilmesi için iki ana kolun birbirine düşürülmesi gerektiğini söyler: Ömerciler ve Aliciler.

Avrupa’nın muhatabı Osmanlı Devleti. Osmanlılar ile doğrudan yüzleştiklerinden bu büyük gücü etkisiz kılabilmek için Müslümanlar içinden bir gruba yanaşmak gerekiyor. Batılıların İran’a ilgi göstermesinin tek nedeni bu. Bunda da tarih boyunca çok da başarılı olamıyorlar.

Ancak yakın zamanda coğrafyamızın işgali söz konusu olunca, zaten geçen yüzyılın başından beri milliyetçilik ile büyük ölçüde parçalandı. Arnavutlar, Araplar Osmanlı ilk ayrılanlar oluyor. Araplar ise aralarında çok parçalı hâle geliyor, kabile devletçiklerini kuruyorlar.

Milliyetçi bölünmeler Müslümanların asıl belâsı. Irki bölünmeler ile birbirine hasım olan Müslümanlar artık bir araya gelme şanslarını yitirdiler. Irkî fanatizm giderek derinleşti, artık önü alınamaz bir uçuruma dönüştü. Yakalar asla bir araya gelemez bundan böyle.

Bir de buna mezhep gerilimi eklendi. Emperyalizmin oluşturduğu bir psikoloji ile bu anlamda da uçurumlarını derinleştirdiler. Asıl derinleşmeyi sağlayan Müslümanların kendileri. Sünniler İran’ı mezhepçiliğin yanında bir de İslâm öncesi Pers paganlığını ileri sürüyorlar. Elbette ki ırkçılık bizde olduğu gibi İran’da da söz konusu. Batılılaşma ile birlikte İran’ın en avantajlı yanı alfabesini değiştirmemesi. Yani, Pers veya mezhep gerilimi ile suçlanan İran, İslâm, yani Arap alfabesinden vazgeçmedi.

Türkiye ise İttihat ve Terakki sonrası, Cumhuriyet ile birlikte, İslâm öncesi paganizme yönelirken, daha da önemlisi alfabesini değiştirdi. Bize ait olmayan Latin alfabesine geçti. Bizim Sünnilerin asıl açmazı onları Perslikle suçlarken kendilerinin İslam öncesi paganizme sürükleyen milliyetçiliği hiç de dikkate almıyor.

Burada bütünüyle İran’ı olumluyoruz anlamı çıkmasını. Bizdeki gibi onlarda da milliyetçi derin bir güç elbette ki var. Bizim Cumhuriyet ideolojisinin derin milliyetçileri gibi. Aralarında bir fark yok.

Gelinen son durum şu ki, emperyalizmin gönüllü hizmetinde bulunan Müslümanlar birbirlerinden uzaklaşmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Öyle ki emperyalizm Müslümanları öldürüyor, buna seviniyorlar ve alkış tutuyorlar içlerinin yağları eriyor âdeta.

Mezhep taassubu o kadar önemli ki, milliyetçilik taassubu artık çok geride kalabiliyor. Müslümanların asıl paradoksu, özellikle bizim düşünce geleneğimizde olanların giderek ırkçı bir anlayışa, ulusalcılığa evriliyor olmasıdır. Bunun sonucu da Kemalizm’de karar kılınması.

Mezhep gerilimine kapılanlar düştükleri bu durumlarını nedense görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar.

Sünni Müslümanlık ya da ehl-i sünnet Müslümanları kendi kusurlarını, yanlışlarını görmüyor. Sonuna kadar faize, kredi kartlarına bulaşmışlar, iyice liberalleşmişler dolayısıyla sekülerleşmişler, bu yanlarını nedense hiç ne dikkate alıyorlar ne de düşünüyorlar.

Müslümanların sorunları sadece mezhep ve ırk sorunu değil ki, ne yandan bakılırsa bakılsın tutunacak bir yanları yok gibi.

Umutsuzluk üzerine kendimizi kurgulamıyoruz. İnsanın olduğu yerde, iman sahipleri oldukça asla umut kesilmez. Allah’ın takdiri her şeyin üzerindedir. En karanlık olunduğu zamanlarda mutlaka bir çıkış yolu bulunur. Çünkü Müslüman olma gücü var, kendini mutlaka bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.