Nereden nereye?

ABD’nin İran politikasında kullanmış olduğu söylemlere bakınca “Nereden nereye” diye sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Başkan Trump işin başında yükseklerden uçuyor ve İran’ın gözünü “ağır yaptırımlar” tehdidi ile korkutmaya çalışıyordu.

Irak’taki ABD elçiliğinin basılmasından İran’ı sorumlu tutuyor ve bu tür hareketlerin karşılıksız kalmayacağını söylüyordu.

İranlı General Süleymani’nin öldürüşü de bu söylemi doğrular nitelikteydi! Süleymani’yi öldürdükten sonra yaptığı açıklamalarda ise İran’a gözdağı vermeyi sürdürüyor ve ABD’ye karşılık verilmesi halinde “ağır yaptırımların” gündeme geleceğini ilan ediyordu.

ABD Başkanı Trump’ın tehditlerine rağmen İran sessiz kalmayarak Irak’taki ABD üslerini füze atışlarının hedefi haline getirdi.

ABD’nin Süleymani’yi öldürmesi, İran’ın buna misilleme olarak Irak’taki ABD üslerini hedef olarak seçmesi üzerine “büyük bir savaş” beklentisi içine girildi.

Trump’ın bu saldırılar karşısında daha azgınlaşacağı ve iki ülke arasındaki savaşın dallanıp budaklanacağı düşünülürken beklenmedik bir gelişme yaşandı ve Başkan Trump’tan ılımlı mesajlar gelmeye başladı.

Başkan Trump Birleşmiş Milletler’e yaptığı çağrıda İran ile “ön koşulsuz görüşmeye” hazır olduklarını açıkladı.

Ağır yaptırımlar tehdidinin ardından ön koşulsuz görüşmeye hazın olunduğunun açıklanması bizim, “Nereden nereye” sorusuna cevap aramamıza yol açtı.

ABD’lilerin böylesine ılımlı mesajlar vermelerini aldıkları bir takım istihbaratlar ile ilişkilendirme gayreti içine girdikleri görüyoruz.

Aslında daha sert şeyler söyleyeceklermiş de İran’ın milislere Amerikan hedeflerine saldırmama talimatı verdiğini öğrendiklerini için işi ağırdan aldıkları gibi laflar etmeye başladılar.Bize kalırsa Başkan Trump tarafından izlenen politikalar yüzünden burunlarının pislikten kurtulmayacağını gören Amerikalılar yeni arayışlar içine girmiş bulunuyor.

Ve işi bir takım istihbarat raporlarına bağlayarak kendilerini kenara çekme kararı almış gibiler.

Yani bölgede artık istedikleri gibi at koşturamayacaklarını görerek yapacakları her saldırının anında cevaplanacağını anladılar.

Dolayısıyla da ılımlı mesajlar vererek yükselen gerilimi düşürmeye çalışıyor olmalılar. Kendilerini güçlü hissetseler böyle alttan alırlar mıydı?

Sanki Amerikalılar hiç beklemedikleri tepki karşısında biraz “tırsmış” gibi değiller mi? Açıktan “tırstık” diyemedikleri için farklı gerekçelerin ardına saklanarak“barıştan yanaymış” gibi görünmeye çabalıyorlar. Tırsmasalar “askerlerimiz Ortadoğu’dan çekilebiliriz” türünden laflar ederler mi? Niye çark ettiklerini anlıyor gibiyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.