Suluova’da bir güz masalı

Belki çok cezbedici manzarası yoktu.

Hani Amasya gibi süslü gelin çalımından geçilmeyen bir yer değildi.

Hani ne görkemli bir ırmağı, ne de büyük göl.

Yemyeşil dağlardan yana da fazla şansı yoktu.

Hatta tayini Suluova’ya çıkan büyük şehir insanı bocalar, “ne yani köye mi geldim” diye kaçmaya bakardı.

Ne ki ben çok sevdim.

Eşimin tayini çıkıp da beş yıl yaşadığım bu büyük ilçe, anne gibi sevdiğim diyar oldu.

Güzel dostluklar yaşandı.

Geçmişin o acımasız örtü yasağından mustarip olduğumdan öğretmenlikten uzak kaldım fakat eşimin öğrencileri son otuz yılda gittiğim her yerde, yurt dışında ya da uzak bir yurt köşesinde samimiyetlerini gösterdiler sanki ben onların hocasıymışım gibi saygılarını eksiltmediler.

Kasım sonunda, uzun yıllar sonra bir konferans için Suluova’ya gidince aynı samimiyeti tekrar görmek beni çok mutlu etti.

O küçük çocuklar büyümüş, başlarına karlar yağmış ama her biri çok güzel yerlere gelmişlerdi.

Suluova Belediyesi Kültür Merkezi’nde eski öğrencilerimizi yolumuzu bekler görmek bizi ziyadesiyle memnun etti.

Konferansta, Kız İmam Hatip Lisesi öğrencileri, başlarında bayan idarecileri ve öğretmenleri olmak üzere salonu doldurmuşlardı.

Öğrenciler sordukları sorularla, beni hayran bıraktılar, onları yetiştiren değerli öğretmenlerini ve idealist müdürlerini kutluyorum.

Demek ki Suluova, görkemli göllerle, nehirlerle talebeleri oyalamayıp; daha fazla derslerini çalışmalarını telkin etmişti.

Fakat aradan otuz yıl geçmemiş gibi bu vefalı diyar, bizi dostlukla, samimiyetle, kardeşlikle karşılamış ve misafir etmişti.

Konferanstan sonra toplandığımız eski arkadaşım Nurdan Güder’in evinde yöresel Suluova yemekleri eşliğinde eski dostlukları yâd ettik. Akşam Saliha Karayılan ablamızın evinde, maziyi olanca albenisiyle yaşadık.

Ne ki eski dostlardan kimi rahmetli olmuştu.

O küçük evinden iyilik meleği olarak dört bir yana koşturan Hanım Abla, eşi, annesi, hele fakir öğrencilere el arabası ile kömür taşıyan muhterem babası, Pervin Hoca, terzi Ali Amca, konferanslara beni yetiştirmeye çalışan dava delisi terzi Avni Abi, ev sahibim teyze ve eşi de artık öteye geçmişti.

Eski dostlardan kimse kalmamıştı pek, yüreğimiz sızlayarak haberlerini aldık gidenlerin.

Çoğu da emekli olunca, Suluova’dan ayrılmıştı.

Aynı evde kiracı olarak oturduğumuz eski arkadaşım Şenel Demir ile hoş sada bırakan maziyi andık, asla Şenel gibi yapamadığım yaprak sarmalarının sırrını, kekinin lezzetini sordum eskiden olduğu gibi.

Suluova bence bir güz kraliçesi.

Ne yaz, ne bahar ille de güz şöleni.

Becerikli hanımlar evleri yanındaki bahçelerine kazanları kurup konserveleri yapıp, erişteleri keser, tarhanaları hazırlarlardı.

İlle de kuşburnu marmeladı.

Pazardan tenekelerle alınan kuşburnular belki de en güzel Suluova’ da hazırlanırdı.

Tezek ateşinde ağır ağır kaynayan armut ya da elma pekmezleri.

Suluova’da eskiden pek kimsede araba yoktu, karlı kış gecelerinde minik bebeklerimizi alır uzun yollar kat eder, dostların evinde toplanırdık.

Çaylar eşliğinde akait, edebiyat, tarih, sosyoloji, felsefe, fıkıh sohbetleri yapılırdı.

Galiba o akşam toplanmaları da tarihe karıştı, kimse kimseye vakit ayırmamakta artık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.