Bilimsiz üniversite

Eğitim meselesi, niteliği itibariyle toplumun tüm sinir uçlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen bir büyük sorun. Bu sorunu çözüme kavuşturan ülkeler, gelişip kalkınmakta iken, takılıp kalanlar ise yerinde sayıyor. Eğitim meselesini halletmek, hem ekonomik, kültürel, toplumsal sonuçlar doğuruyor, hem de “insan yetiştirme” gibi bir büyük işin en önemli aracı oluyor.

İlk ve orta öğretimde de bir sürü sorun, çözülmeyi bekleyen birçok husus var ama “iş hayatına atılma” ve “hayatını kurma” aşamasına en yakın nokta olması bakımından yüksek öğrenimdeki sıkıntılar, bir bakıma “zurnanın zırt dediği yer” sayılabilir. Bu aşamaya seçilip gelen öğrenci, bu noktadan sonra en iyi şekilde yetişecek ki hem kendi hayatını hale yola koyacak hem de bu toplum faydasına çalışmalarda bulunabilecek.

“Her ile üniversite” gibi fazlasıyla popülist bir ifade, ilk bakışta kitlelere cazip gelebilir. Bunun dile getirmek, miting meydanlarına sükse yaptırabilir, bol sıfırlı reklam kampanyalarında janjanlı bir seçim vaadi olarak parlatılabilir. Ancak işin doğası gereği, “nicelik”ten ziyade “nitelik” ön planda olması gerekirken, sanki süpermarket zinciri açıyormuş gibi her boştaki binaya üniversite tabelası asmakla da pek bir yere varılmıyor. Konu, insan yetiştirmek olunca “nitelik” her şey demek oluyor.

Ne yeterli öğretim kadrosuna ne de sahip olduğu kadrosu gerekli donanıma sahip olan okullar, sadece miting meydanlarındaki kitlelere anlatacak uydurma bir “başarı hikayesi”nden öte gidemiyor gelinen nokta itibariyle.

Hele ki, ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın açılmış olan bu üniversiteler, gençler arasındaki işsizliğin yüzde 26’yı bulduğu bir ortamda daha da sorgulanabilir durumdadır. Üniversite, “işsizliği erteleme müessesesi” gibi bir konuma indirgenmiştir adeta. “Diplomalı işsizler” ordusu her geçen gün daha da artarken, çıkıp da “her ile üniversite” açıldığını söylemek pek de anlamlı değildir.

Türkiye’de şu anda 130’u devlet, 73’ü vakıf olmak üzere 203 üniversite bulunuyor. Bu üniversiteler bünyesinde yer alan öğrenci sayısı ise 7,5 milyon; adeta küçük bir ülke nüfusu! Böylesine bir kitleye sadece “nicelik” hesabı yapan bir yaklaşımla bakılamaz. Üniversitenin bilimsel nitelikteki yapısını zedeleyerek, onu adeta bir “lise bozması” şekle şemale sokarak ama sayısını da alabildiğine artırarak, “diplomalı işsizler” ve yeterince eğitilememiş kitleler üretilebilir ancak.

Bu noktada, bu bilimsel ve düşünsel nitelik standardını sağlamak için de “işi ehline” ve “hak edene vermek gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Üniversiteye rektör atamak, apartmana yönetici veya köy derneğine veya partinin ilçe teşkilatına başkan seçmek gibi bir şey değildir, olamaz. Bilimsel yeterlilik ve akademik namus, maalesef ikinci planda kalmış vaziyettedir. Bunu anlatan en güzel örnek, üniversite rektörlerinden 71 tanesinin çalışmalarına hiçbir atıf yapılmaması ve 68 rektörün hiçbir uluslararası yayınının olmamasıdır.

Bu durumu şöyle mi yorumlamalı? Ehliyet, liyakat yerine “güce sadakati”, bilimsellik yerine politik tavrı koyunca netice böyle mi oluyor yani? İlgili ilgisiz her mesele hakkında twit atıp ne kadar da “taraf” olduğunu gösteren veyahut TV ekranlarında, siyasi tartışma programlarında “bir partinin” aleni savunuculuğunu yapan ve zerre gocunmayan rektörlerin olduğu ortamda bu sonuç normal midir?

Bilim adamı tavrı ve üslubu yerine parti çığırtkanı pozlarını “makam” açısından elzem gören bir anlayışa sapmak büyük bir tehlikedir. Asli işini unutup veya belki de yetersizliğinden yapamayıp, üstüne vazife olmayan işlerin peşinde koşan bir zihin yapısı da üniversitenin içini oyan bir durumdur. İdarecilerin, öğrenci kalitesi kadar öğretici kalitesine de kafa yorması gerektiğinin delili bir durumdur bu.

Siyaseti her yere bulaştırmanın bedeli olarak “bilimsiz üniversite” kalacaktır geriye.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.