Eski kavramlarla

Bugünü Anlamaya Çalışmak

Her dönemin kendine özgü bir ruhu ve mantığı var. İnsanlık için kimi şeyler değişmese de koşullar birçok şeyi değiştiriyor.

Bizim için en temel sorun insan ve insanın kurtarılışı, dirilişi, sağlıklı bir yol sürdürüşü. Olumlu anlamda atılan her adım insanı umutlandırır, gelecek duygusunu heyecanlandırır.

Kadın, çocuk ölümlerinin giderek artışını geçmiş dönem kavramları üzerinden ele almak sağlıklı değil, gerçekleri de yansıtmıyor.

Her gün bir biçimde insan ölüyor. Acımasız ve haksız olarak. Her insan ölümü bir canın yakımı ve yıkımı.

Büyük yıkım insanlığın ölümü, yani duyarsızlığın giderek insanda yer bulması. Kendileri dışındakilerin ölümünü ırgalamaması.

Genç veya yaşlı kadınların, çocukların ölümü derin bir acı ve büyük bir yara. Kapanılmayacak kadar da dehşet verici.

Sosyal medya üzerinde tarafların aşırılıklar ve dayanaksızlıklar üzerine paylamışları hem sorumsuzluk, hem bilgisizlik hem de çarpıtmaya dönük.

Bugün dünü yaşamıyoruz bugünü yaşıyoruz. Dünün kimi kavramları kendi koşullarında birçok gerçeği tanımlıyordu. O kavramların bugün için bir karşılığı yok.

Genç kadınların acımasız ve vahşice öldürülüşleri “ataerkil” kavramıyla tanımlanıyor. Bunda kasıt, geleneksel olana bir göndermedir. Daha açık bir ifade ile İslâm veya Müslümanlar töhmet altına alınıyorlar. Bugün ataerkil değil modernekil bir süreçteyiz. Bugünün insanı dünün ruhunu taşımıyor. Dünün özelliklerini ve ruhunu içselleştirmiş, özümsemiş değil. Cinayetlerin nedenleri sonuçları tanımlamıyor. Cinayet işleyenlerin çoğu cinsel açlıklarının, ya da tüketim çılgınlığının açtığı sonuçlar. Bugünün insanı dünün manevi eğitiminden geçmemiş. Bugünün insanın üzerinde aile içi eğitimin manevi duygusunun etkisi hemen hiç yok gibi. Bugünün insanının özellikle cinayet işleyenlerin tamamı bugünün eğitiminden geçenler. Canilerin yaş ortalamasına bakılırsa bir sonuca varılabilir.

“Modernekil” diye bir kavram ileri sürdük. Elhak bu bugün için yerli yerine oturuyor. Tüketim çılgını olan bu insanların arzuları sınır tanımıyor. Güç yetireni var yetirmeyeni var. Yetirenlerin de sınırsızlığı toplumu genel anlamda etkiliyor.

Sanatçı diye tanımlanan, sanatın s’sinden bile yoksun medya ve reklâm pazarlamalarıyla topluma sunulanların toplumdaki karşılıkları nedir? Her gün eş değiştiren, yetinmeyen ve sürekli açlıklarının son demine kadar saldırganlıkları bu insanların gözleri önündeki örnekler değil midir?

Toplum psikolojisi görünenler üzerinde oluşuyor. Birbirini etkiliyor ve yansımaları artıyor. Zaman zaman bu köşede üzerinde durduğumuz bu gibi konuları irdeliyoruz. Aslında bizi üzen bu gibi olayların geleneğe, dolayısıyla İslâm’a dayandırılması.

İnsanların saldırganlıkları, cinsel açlıkları veya benzeri yaklaşımları geçmiş tanımlamalar ile açığa çıkmaz. Sorunları daha çok bulanıklaştırır.

Vahşi saldırılarda ölen sayısız insanların, çatışmaların ve savaşların nedeni de mi gelenek ve İslâm?

İnsanın ruhunu bozan, yabancılaştıran, özünden uzaklaştıran vahşilikler faşizan ruhların bir sonucu. Bütün bunların hiçbiri nedensiz olmadığı gibi nedenlerin nedenleri de yerinde ve sağlıklı olarak ele alınmalı.

Saldırılar çok cepheli. Modern diye bilinenlerin kendileri gibi olmayanlara saldırıları neyle ve nasıl izah edilecek? Onlar da mı ataerkil?

Hastalık çok boyutlu ve bulaşıcı. Tüketimin sonsuz çılgınlığında insanların gözleri dönüyor, kararıyor. Sorun sadece gücü temsil eden baskıcı olan erkekler değil, onları o yola iten başka sorunlara da göz atmada yarar var. Sorunlar bir bütün olarak görülmeli, üzerinde durulmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.