NATO’da Haçlı Ruhu Belirleyici

Bugün Londra’da toplanacak olan zirve sebebiyle günlerden beri NATO’ya yönelik eleştiriler gündemde. Özellikle de NATO’nun YPG terör örgütünü terör örgütü görmek istememesi, bazı NATO ülkelerinin YPG’yi sahada müttefik olarak görmeleri ve kullanmaları bu uluslararası örgütü terör örgütünü koruyan bir noktaya sürükledi. Bu bakımdan bugün gerçekleşecek olan NATO Liderler Zirvesi’nde öncelikli olarak ele alınacak. NATO’nun bu tavrının değerlendirilmesi sırasında, NATO’nun ittifak ruhunu yeniden diriltmesi gerektiğine vurgu yapılarak bir temennide bulunuluyor. Öte yandan Cumhurbaşkanımızı Erdoğan Londra’ya uçmadan öce yaptığı bir açıklamada NATO’nun terör örgütü ile yan yana görünmekte bir sakınca görmeyişini, “NATO dünyadaki yeni tehditleri okuyamadı” şeklinde nitelendirdi. Bu değerlendirmeler olayın bütününden çok genel bir görünüşü değerlendirmede doğrudur. Ancak, Sovyetler’in dağılmasının ardından Varşova Paktı’nın kendini feshetmesi üzerine NATO’nun varlığına gerek kalmadığı yaklaşımı yaygınlık kazanınca NATO için yeni bir düşman ve tehdit unsuru bulunması gerekiyordu. Bu tehdit ve yeni düşman İslam ve İslam dünyası olarak belirlendi. Bu tespit ve yeni duruş aslında NATO’nun ittifak ruhunu Haçlı ruhunun oluşturduğunun bir göstergesi idi. Ne var ki, bu konu üzerinde fazlaca durulmadı.

Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı’nın, “NATO dünyadaki yeni tehditleri okuyamadı” değerlendirmesi bize göre üyesi olduğumuz bir örgütü cepheden vurmak istemeyişin bir soncudur. Yani, NATO ülkelerinin dünyanın yeni tehditlerini okuyamamış olmaları ile ilgili değil, Haçlı ruhunun sonucu olarak yeni düşman arayışını girildiğinde akla ilk gelen Müslümanlar olmuştur. Çünkü Haçlılar için yüzyıllardan beri tek düşman vardır o da İslam ve Müslümanlardır. Böyle olmasaydı, komünizmin yayılmacılığını önlemek amacıyla oluşturulmuş olan NATO’nun bu tehdidin ortadan kalkması ile kendini feshetmesi gerekirken bu yapılmayıp yeni düşman olarak Müslümanların ve İslam’ın ilan edilmesi gerçek tehlikeyi okuyamamaktan değil, Haçlı ruhuna teslim olmanın bir sonucudur.

Varşova Paktı’nın dağılmasının ardından NATO’nun varlığını koruyabilmek için İslam ve İslam dünyası tehdit olarak ilan edildiğinde bunun bir zemine oturtulması gerekiyordu. İşte bu sebeple birdenbire İslam dünyasında bir takım terör örgütleri ortaya çıktı/çıkartıldı. Haçlı zihniyetinin sahiplerinde Müslümanları terörist ilan etmelerinin bir gerekçesi oluşturuldu. Hatta daha da ileri giderek “İslami terör” gibi bir kavram oluşturuldu. Yani, terör ile İslam yan yana getirildi. Tüm bunların yanlış değerlendirmeler olduğunu Haçlıların bilmemesi söz konusu değil. Bu bakımdan Müslümanları hedef alan bu suçlayıcı değerlendirmeler bilerek yapılıyor ve yaygınlaştırılıyor. Haçlılarla yan yana konum belirledikten sonra onlardan dostluk ve eşit müttefikler olarak tavır sergilemelerini beklemek yanlış değerlendirme olacaktır. Bu bakımdan NATO’da ittifak ruhunun yeniden diriltilmesini beklemek bir temenni olabilir ama Haçlı ruhu yok olmadığı sürece sonuç değişmeyecektir. Bu arada NATO’nun dünyadaki yeni tehditleri okuyamadığı yaklaşımı da yıllar önce düşman olarak İslam ve Müslümanların belirlenmesi gerçeğini görmezden gelmek demektir. Bu gerçekleri görerek Türkiye olarak bizim NATO ile ilgili yeni bir tavır belirlememiz gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece kendimizi kandırmaya devam edeceğiz demektir ki, bu da kendi kendimize tepkilerimizi dile getirip duracağız ama sonuç değişmeyecek demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.