Yeni operasyon planı yok mu?

Güvenli bölge olarak belirlenen alandan ABD ve Rusya teröristleri çekmediği ya da teröristler çekilmediği takdirde Barış Pınarı Harekâtı’nın yeniden başlatılacağı başta Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu olmak üzere yetkili ağızlardan sıkça tekrarlanıyor. ABD ve Rusya ile varılan mutabakat gereği böyle bir açıklama yapmaya gerek duyulmadan şartlar yerine getirilmediği takdirde ikinci harekâtın başlaması gayet doğal bir hareket olur. Ne var ki, gazetelere yansıyan bir habere göre Rusya Dışişleri Başkanı Lavrov, “Türkiye’nin yeni operasyon planı yok” demiş. Hatta, “Türkiye bize güvence verdi” demeyi de ihmal etmemiş. Görünen o ki, ABD ve Rusya Türkiye’ye verdikleri sözü unuttukları gibi, bu sözü unutmalarına gerekçe olarak Türkiye’yi gösteriyorlar.

Lavrov böyle bir açıklama yapmaya neden gerek duymuştur? Gerçekten Türkiye ikinci bir harekât yapmama güvencesi vermiş midir? Bu sorulara ezbere cevap vermeden bu konuda Türkiye’nin gerekli açıklamayı yapmasını beklemek gerekir. Ancak, başından beri sıkça dile getirdiğim bir hususu bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum. Buna geçmeden Lavrov’un açıklamasından kısa bir alıntıyı aktarmakta yarar var:



“PKK’lı teröristler için, ‘SDG içindeki Kürt muhataplarımız’ diyen Lavrov: Türkiye sınırından çekilmeleri neredeyse tamamlandı.”

Varılan mutabakat gereği ABD teröristleri güvenli bölgeden 120 saat içinde, Rusya ise 150 saat içinde çekecekti. Yani, bölge teröristlerden temizlenecekti. Ne var ki, bırakın verilen sözlerin tutulmasını sanki Rusya ile Türkiye arasında yeni bir mutabakat sağlanmış, daha doğrusu ilan edilen mutabakat metninin yenilendiği gibi bir hava estiriliyor. Bu da Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov tarafından ilan ediliyor.

Tüm bunlar gösteriyor ki, Rusya da ABD gibi Suriye’de Kürt terör gruplarını yandaş edinmiş. Yani bölgenin bu teröristlerden temizlenmesinden yana değiller. Zaten böyle olmasaydı, Barış Pınarı Harekâtı başladığından birkaç gün sonra Türkiye’nin ilerlemesi, ilan ettiği güvenli bölgeyi teröristlerden temizleyeceği kesinlik kazanınca devreye önce ABD girdi ve sözde mutabakat sağlanarak harekâtın durdurulması sağlandı. Böyle olunca birdenbire ABD ve Rusya’nın harekete geçerek harekâtın durdurulmasını sağlamalarının tek hedefinin teröristleri korumak ve kollamak olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise, ABD ve Rusya’nın Suriye’nin karıştırılması ve paylaşılmasında ortak hareket ediyorlar, hatta birbirlerinin elini güçlendirmek için yardımlaşıyorlar. Hemen belirtelim ki, bu sömürü konusunda Rusya ve ABD’nin ortak hareket etmeleri sadece Suriye’ye has bir davranış biçimi de değil. İkinci Dünya Savışı’nın hemen ardından varılan dünyayı paylaşma anlaşması soğuk savaş yıllarında olduğu gibi şimdilerde tek kutuplu olarak tarif edilen dünyada da sömürü ortaklaşa yürütülüyor.



Sonuç olarak diyebiliriz ki, sömürgeci küresel güçlerle yapılacak anlaşmalara fazla güvenmemek, verilen sözlere inanmamak gerekiyor. Aksi halde aldatılmak kaçınılmaz hale gelecektir. Böyle olunca başta İslam dünyası olmak üzere yeni bir güç oluşturulması gerekiyor. Bu sağlanamadığı sürece sömürgeciler sahip oldukları güce güvenerek kendilerini her istediklerini yapabilir kabul etmeleri devam edecektir. Bunun için öncelikli olarak rahmetli Erbakan Hocamın D-8’lerle temelini attığı İslam Birliği’nin hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi halde zalimler sömürüyü daha ileri boyutlara ulaştıracaklardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.