Yaşama hakkı

Bu İnsanın alanını ve yaşama hakkını daraltan insan. İnsanı huzuru ve ferahlığa kavuşturan da insan. Hemen her şeyin başı insan.

İnsan her durumda üstünlük kurma çabasında. En alt katmandakinden en üsttekine kadar durum bu. İnsanlar birlikte yaşamak zorundadırlar. İnsanları derleyip toparlayacak yönetenlere her zaman gereksinim var. Bu, en küçük birimden en üst olanına kadar böyledir. Geleneğimizde de üç kişi bir araya geldiğinde biri başkan seçilir. Birlikte karar verilir ve uyulur.

İnsanların yaşama alanlarını ve haklarını daraltma değildir bu. İnsanı daha adil ve hakkaniyetle hak sahibi kılmak için gerekli.

İnsanların deneyimleri, yetenekleri ve çabaları birilerini bir yere getirir.

İnsan yönetmek ve onlara başkanlıkta bulunmak en zor alanlardan biri. Bir toplumu yönetmeye aday olmak zorun zoru. Bu bir bakıma büyük bir yük ve sorumluluk altına girmedir.

Bir toplumu, topluluğu yönetmek adalet ve hakkaniyet üzere olursa bir sorun çıkmaz. Yönetim tarzının niyeti de önemli. İnsanı aşabilecek durumlar elbette olur.

Günümüz yönetim tarzında ciddi sorunlar var. Hemen her şey ayrımcılık üzerine inşa olunmuş. Belli kesimler öncelenerek, ya da kayırılarak olan yönetimlerde hakkaniyet olmaz.

Sistem hak ve adalet üzere yönetmeye izin vermiyor. Aşırılıklar hayata egemen. Güç en önemli etkin alanı. Gücü olan diğerlerini bastırıyor.

Sermaye gücü devletlerde etkili. Onlar daha çok bir ülke yönetimini doğrudan ya da dolaylı olarak çekip çeviriyorlar. Sermaye iktidarları değiştirebiliyor kendisiyle uyumlu olanları yönetime getirebiliyor. Ya da gücü elinde bulunduran siyasal oluşlar da kendi sermaye gücünü oluşturuyor bununla baskı kurarak konumunu güçlendiriyor. Bunu Türkiye ölçeğinde görebiliyoruz. Daha çok kapitalist sistemin merkezi olan Amerika’da görüyoruz. Uluslararası sermaye gücü dünyayı kendi eksenine çekiyor ve istediği gibi yönlendiriyor. Savaşların çatışmaların, kimi ülkelerdeki iç karışıklıkların başlıca nedeni bu. İktidarları alaşağı ediyor yenilerini getiriyor.

Bizi asıl ilgilendiren sorunların başında bu geliyor. Kitleler ise neyin ne olduğunun farkında bile olamıyorlar. Yazılı ya da görsel olan güçlü medya kanalları ile insanların düşünme alanlarına müdahalede bulunuluyor. Bir ülkenin hayrına olan yöneticiler alaşağı ediliyor, çıkarcıların lehine olanlar yönetime getiriliyor. Kampanyalar o kadar güçlü oluşturuluyor ki, kim neyin ne olduğunun farkına bile varamıyor.

Şu son yirmi yıl içinde dünyada olup bitenler dikkatle bakıldığında çok şey anlaşılabilir. Ne yazık ki insan unutkan. Yaşanan yeni dönem travmasından ne olup bitiğini ayırt etmeye zaman bile bulamıyor. Çünkü zihinler başka şeylerle meşgul ediliyor, işgal altında tutuluyor.

Pişmanlıkların ve yazıklanmaların hiçbir yararı olmuyor. Geçen geçip gidiyor.

Korku ve tehditle yaşanan bir dünya. Yakın zamanda bunun en somut örneğini Arap ülkeleri üzerinde gördük. Krallar konumlarını korumak adına her türlü ödünü verdiler ve büyük bedel olan rüşvetlerle durumu kurtardılar. Suudi Arabistan Trump’ın Suud’a gelişinden sonra üç yüz elli milyar dolarlık bir ipotek ile bağlandı. Kızına elli milyar dolarlık bağışta bulunuldu. Suriye faturasının bedeli olarak da yüz milyar dolar alındı. Bu sadece Suud örneği. Bu, hemen hemen bütün bölge ülkeleri için geçerli.

Suriye işgalinden petrol bölgelerinin bir kısmını Amerika bir kısmını da Rusya aldı.

Irak petrollerine önceden ipotek konulduğundan ülkenin gelirinin büyük kısmı emperyalizme akıyor. Dolayısıyla halkına yeterince pay veremiyor. Ülkedeki ayaklanmaların başlıca nedeni bu. Dünyayı hükümranlığı altına alan, yaşama hakkı vermeyen güçlü bir emperyalizm var. Bolivya’da olanları bundan ayrı tutamayız. Dünya onlara mülk başkalarına haram.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.