Duyarsızlıklar yurdu

İnsan değerinin olmadığı bir dönem yaşanıyor. Doğal olmayan insan ölümleri bile sıradan. Kimi ölümler çok değere biniyor kimileri ise asla umursanmıyor. İnsanlık adına korkunç bir durumdur bu.

Fatih’te dört kız kardeş onurlu bir şekilde birlikte intihar ediyorlar. Bu, o mahallenin, ilçenin, kentin ve yurdun bir utanç vesikası. Kardeşler kötü bir yola düşmeden, kendilerini pazarlamadan, onurlarını koruyarak birlikte ölüme gidiyorlar. Bu, çaresizliğin bir sonucu.

Ne yazık ki her gün insanların öyle ya da böyle öldüğü, öldürüldüğü, intiharların sıklıkla yaşandığı bir dönemde insan insanın umuru olamıyorsa bu büyük bir vahim. Hiç kimsenin bizim bundan haberimiz yok olmuyor deme gibi bir sorumsuzluğu olamaz.

Dikkatler insan üzerine olunmayınca insanlar ancak yaşadıkları lüksün ve saltanatın, tantananın içinde boğuluyorlar. Gözleri bir başka şeyi görmüyor.

Dengesi bozuk bir düzenin asla bir savunması olamaz. Varlıklılar ile varlığı olmayanların arasındaki uçurumun bir göstergesidir bu.

Bunun sorumlusu kimdir, o çevrede bulunan hemen herkes. Yönetenlerin tamamı. STK diye geçinen lüks ve gösterinin peşinde olanların tamamı. Gözleri, kulakları kapalı olan herkes sorumlu.

Kim etrafını gözetir, kim bakar.

Bir kurban bayramı geçti, o mahallede bulunanlar hiç bu durumun farkında değillerdi. Bakkalı, fırını, mahalleli ve komşuların hiç mi haberi olmaz? İmamı, muhtarı, öğretmeni nasıl habersiz olur böylesi bir durumdan. Kim kimin derdinde umurunda.

Müslüman duyarlıklı olanların geçmişten beri belli dayanakları ve sloganları vardı. Merhum Akif’in şiirleştirdiği Hz. Ömer’e atfen söylenen artık dillendirilmiyor neden?

“Fırat’ın kıyısında bir kurt kaparsa kuzuyu

Adli İlahi gelir Ömer’den sorar onu”.

Deyişi yıllar yılı kürsülerde dile getirilirdi. Sanırım artık buna gerek görülmüyor. Çünkü Müslüman görünümlüler seküler bir hayatın debdebesi ve lüksü içinde saltanat sürüyorlar. Artık onların fakiri görme gözetme gibi bir dertleri olamaz.

Gösteri için uluslar arası koşulur da kapının önündeki mağdurlar görülmez. İstense görülemez mi? Üstelik Fatih gibi bir semtte. Bugün Müslümanlar bu tutumlarından ötürü sorgulanıyorlarsa vah şu onların hâline.

İçeride güçlü ve tutarlı olunmayınca dışarıda güçlü görünmenin hiçbir değeri yoktur. Artık o meşhur meseller, örnek hayatların bugün için neden bir karşılığı yok?

Bunun sorumlusu İslâmî duyarlığı olanlardır. İnsan olarak elbette ki herkes herkesten sorumludur ama İslâm düşüncesine mensup olanların zekât diye bir kurumları var, fitre gibi bir ibadetleri var. Fitre de zorunludur bir bakıma. Müslüman Müslüman’a karşı sorumludur.

O çevrede bulunanların lüks yaşayışları onları belki şu an için kurtarır ve lüks içinde yaşatır ama onların vebalinden kurtulacaklar mıdır?

Türkiye’yi yönetmeye aday olan sahih olan kesimler, partiler, dernekler, STK’lar kendilerini yeniden gözden geçirmelidirler. Komşusundan ve insanından bilgisiz ve habersiz olanlar hiç de yönetmeye aday olmasınlar.

İnsanlar arasında ekonomik olarak uçurumlar var. Kendilerine ve etrafına bakanlar dünyayı oradan ibaret görenler asla gerçekçi olamazlar.

İçi yanmayanlar konuşmasın, milletin önüne çıkmasın. Bin düşünsün kendini gözden geçirsin.

Not: Değerli sevenlerim, ameliyatımın patoloji sonucu temiz çıktı, bu sevincimizi sizlerle paylaşıyorum. Şükrediyor ve hamd ediyorum. Dua hayır dilekleriniz için müteşekkirim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.