Güvenli Bölge ne durumda?

Hemen sözün başında Haçlılar ile işbirliğinde işe yarar bir sonuç almamızın mümkün olmadığı bir kez daha ortaya çıktığını belirtmek istiyorum. Barış Pınarı Harekâtı başarılı bir şekilde devam ederken birden bire Trump Türkiye ile bir mutabakata varılabileceğini açıkladı. Hem de bir kez değil, çeşitli defalar telefonla arayarak ya da sosyal medya üzerinden Türkiye’nin Güvenli Bölge teklifinin kabul edildiği gibi bir hava estirdi. Oluşan bu hava sonucu Türkiye’ye gelen bir ABD heyeti ile yapılan görüşmeler ardından mutabakata varıldığı açıklandı. Buna göre doğudan batıya 444 kilometre, derinliği de 30 kilometre olan bir alandan ABD, PKK/YPG terör örgütünün çekilmesini sağlayacak ve buralarda düzen sağlanarak ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların iki milyonunun gönüllü olarak ülkelerine dönmeleri sağlanacaktı. Sağlandı mı derseniz bu soruya ‘evet’ demek mümkün değil.



ABD ile varılan mutabakatın ardından benzer görüşmeler Rusya ile gerçekleşti ve sonunda mutabakata varıldığı, “İstediğimiz her şeyi aldık” sözleri ile ilan edildi. Bu arada belirlenen bölgeden teröristlerin temizlenmesi için ABD’ye verilen sürenin sonunda havadan ve karadan birlikte devriyeye çıkıldı. Daha sonra Rusya ile varılan mutabakatın ardından bu ülke ile ortak devriyeye çıkıldı. Tüm bunların ardından görüldü ki, bir defa Türkiye’nin ilan ettiği 444 kilometre eninde ve 30 kilometre derinliğinde Güvenli Bölge oluşturulması söz konusu değil. Belli ki ilan edilen alanın oluşturulması olabilirse zaman içinde gerçekleşecek. Çünkü ortaya çıkan manzaraya göre ortada 444 kilometre eninde bir alan en azından şimdilik söz konusu değil. Derinlik ise ilan edildiği gibi 30 kilometre değil. Şimdilik 10 kilometrelik bölgede ortak devriye söz konusu. Tüm bunların ötesinde özellikle ABD ile varılan mutabakat gereği verilen sözler laftan öte geçmedi. Çünkü ABD söz verdiği alanı teröristlerden temizlemediği gibi, başlangıçta Suriye’den tamamen çekileceği açıklamalarını da bir kenara itmiş durumda. Çünkü bir yandan Suriye’den çekilen ABD askerleri petrol bölgesini kontrol etmek iddiası ile geri gelirken, boşaltılmış karakolları da yeniden doldurulmaya başlamış durumda. Sonuç olarak ABD Başkanı Trump için önemli olanın petrol, FETÖ ve PKK/YPG terör örgütleri olduğunu söyleyebiliriz. Artık bu hususta hiçbir tereddüt kalmadı. Çekiliyoruz dediler Suriye petrollerine el koydular, PKK/YPG’yi Güvenli Bölge’den çekeceğiz dediler, çekmedikleri görüldü. Hatta teröristler söz konusu bölgede faaliyetlerini artırdılar. Bununla da yetinmediler Türkiye’nin FETÖ elebaşının iadesi talebine karşılık FETÖ elebaşı sürgündeki din adamı olarak nitelendirildi. Sıkça dile getirdiğimiz, ABD’nin terörist seviciliği bu vesileyle bir kez daha görülmüş oldu. Böyle olunca, özellikle ABD ve müttefiki bazı AB ülkeleri Türkiye’ye karşı terör örgütlerini kullanmaktan vazgeçmedikleri gibi vazgeçmeye niyetli olmadıklarını da görmüş olduk. Böyle olunca ya kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ya da verilen sözleri gerçekmiş gibi kabul edip ilan etmeyeceğiz.



Bu noktada Haçlılarla kapalı kapılar ardında sağlanan anlaşmalardan istediğimiz sonucu almamızın mümkün olmadığını bilerek söz konusu ilişkilere şeffaflık kazandıracağız. Bunca gayrete rağmen gelinen noktada görüyoruz ki, Türkiye’nin istekleri kabul edilmiş gibi bir tavır takınanlar, farklı bir uygulama sergiliyorlar. Kısacası yalan söylüyorlar. O zaman hiç olmazsa çizdiğimiz yolda yürüyerek istediğimiz hedefe ulaşmak durumundayız. Artık, Haçlılarla kol kola girerek çıkarlarımızı korumanın mümkün olmadığı bir kez daha görülmüş durumda. Çünkü ilan ettiğimiz Güvenli Bölge konusunda ABD ve Rusya ile mutabakat sağlandığı iddialarına rağmen Güvenli Bölge dar bir alana sıkıştırılmış durumda.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.