Arınç: “KHK bir faciadır, özür diliyorum”

FETÖ ile mücadelede yanlış ve haksız uygulamaların olduğu ısrarlı bir şekilde dile getirildi/getiriliyor. Ne var ki, bu tür iddialar muhalefetten geldiğinde doğru olup olmadığı hiç düşünülmeden hemen terör yanlısı yaftası vuruldu. Böylece yapılanlar sanki haklıymış görüntüsü verilmeye çalışıldı. Ancak, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Sayın Bülent Arınç katıldığı bir programda vicdan azabı çektiğini, uygulamadan rahatsız olduğunu dile getirince medyada yankı buldu. Elbette, insanların vicdanlarının sesini dinleyerek duygularını dile getirmeleri, bu duyguları dile getiren Cumhurbaşkanlığı YİK üyesi olunca insanda bu yanlış uygulamaların son bulabileceği duygusu gelişiyor. Dileriz böyle olur. Sözü uzatmadan şimdiye kadar özellikle KHK ile kamudan uzaklaştırılanlarla ilgili insanın yüreğini sızlatan olayları dile getirenler en azından bundan sonra olsun terör örgütü yandaşlığı ile itham edilmezler ve konu çözüme kavuşturulur. Bu duyguyla Sayın Arınç’ın, “KHK bir faciadır, özür diliyorum” başlığı altında özetlenebilecek sözlerini aktarmak istiyorum:



“KHK bir faciadır. Çevremde o kadar çok bu felaketi yaşayan insan var ki. Ben onlara acıyorum, merhamet ediyorum. Aslında onlardan da özür diliyorum. Evime temizlik yapmaya gelen, daire başkanlığından ihraç edilmiş bir kadını görünce, eşi polis ihraç edilmiş bir başka kadını gördükçe ben yerin dibine geçiyorum. Kırıkkale’den yumurta getirip de kapı kapı satmaya çalışan bir genel müdür yardımcısı görünce felaket görüyorum. Bir benzinliğe gittiğimde bir Danıştay üyesinin pompa tuttuğunu gördüğümde acı duyuyorum. Bir lokantada, restoranda bulaşıkçı olarak çalışan bir genel müdür gördüğüm zaman perişan oluyorum. Tüm bunları yaşıyor Türkiye. Kimse savunamaz bunu.

………………

15 Temmuz’da bir facia yaşandı, ardından OHAL ilan edildi. Bu karar doğruydu. Devletin güvenliğine tehlike oluşturan örgütlere aidiyeti, mensubiyeti, iltisakı olanlar ihraç edildiler. Bu hukuki bir tanımlama değil, tedbir. Hukuki tanımlama böyle olmaz. Çünkü bu bir kanaattir. Kanaat delil değildir. Ve aidiyeti, iltisakı, irtibatı konusunda en çok kamu kurumlarından alınan görüşe bağlı kaldılar. İdari bir karar. Yargı kararı değil. 100 binden fazla kişi ihraç edildi, maddi hata olduysa düzeltilenler oldu. İçlerinde bu durumu hak edenler var ama pek çok kişi mağdur edildi. Büyük bir çoğunluk kurum kanaatiyle ihraç edilmiş oldu ve bunlara yüklenen aidiyet, iltisak, mensubiyet sadece gazete okumaya, Bank Asya’da para artışı var mı yok mu, çocuğunu okullarına göndermiş mi, göndermemiş mi, hangi dershaneye gitmiş, ona bağlı kaldı.”



Sayın Arınç konuşmasında bu mağduriyetlerin en aza indirilmesinin mümkün olduğuna dikkat çekerek, terörist damgası vurularak kamudan ihraç edilenlerin özel sektörde de çalışma imkânı bulamadığını hatırlatıyor. Kısacası, KHK mağdurlarının sorununu kalbinin sesini dinleyerek dile getirmiş. Ancak, bu dile getiriş bu haksızlığı gidermeye yetecek mi? Sanıyorum bugün cevabı bulunması gereken husus bu. Eğer, Sayın Arınç’ın yaptığı da muhalefet liderlerinin yaptığından ibaret kalacaksa, iş çok daha ciddi bir boyuta taşınacaktır. Çünkü özellikle iktidar mensuplarının yaptığı da sıradan vatandaşlar gibi sadece yanlışı söylemekten ibaret kalacaksa zulüm ve haksızlıklar devam edecek demektir. Olayın çözümü karar merciinde bulananların dikkat çekilen yanlıştan dönmelerini sağlayacak etkiye sahip olup olmadıklarını düşünmek gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.