Ortada müttefik var mı, ruhu olsun?

Artık başımızı iki elimizin arasına alıp düşünme ve ABD’yi sorgulama zamanı gelmedi mi? Söylenen bunca yalan, sergilenen düşmanca tavra rağmen hâlâ ABD’nin müttefiklik ile bağdaşmayan eylemleri karşısında bir şaşkınlık yaşıyoruz. Hâlbuki ABD’nin bunca yıllık çıkara dayalı alışkanlığını terk edip gerçek bir dostmuş gibi davranmaya kalkışması karşısında şaşırmamız gerekmiyor mu? Sadece Suriye konusunda sergilediği tavrı düşünmek bile bu ülke ile ilişkilerimizi ille de sürdürmek durumundaysak bu ilişkilerin kesinlikle dost ve müttefiklik sınırları içinde olmadığını/olmayacağını görmek durumundayız ve adımlarımızı da buna göre atmak zorundayız. Aksi halde ABD’nin sergilediği bunca çirkinliğe; bunca ikiyüzlü tavrına rağmen hâlâ bu ülkeden söz edilirken ısrarla dost ve müttefik nitelendirmesini kullanıyor olmamız bizim bir yanlışımız, yanlış değerlendirmemizin sonucu değil mi? Kaldı ki, ABD ve Haçlı ittifakı mensupları Türkiye’ye yalandan bile olsa dostluk gösterisi sergilemiyor, her zaman aleyhimizde adımlar atıyor, bir takım açıklamalar yapıyorlar.



Bir de öylesine yüzsüzler ve dünyayı kör ve sağır sanıyorlar ki, tarihlerindeki katliamlar ve soykırımları bir kenara iterek ABD Temsilciler Meclisi’nde Ermeni Soykırım Karar Tasarısı ve Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle yaptırım öngören yasa tasarısı da alelacele 405 evet oyuna karşı 16 ret oyu ile kabul ediliyor. Hâlbuki eğer bir ülke soykırım iddiası ile cezalandırılacaksa bunların başında ABD gelmelidir. Önce kendi işledikleri cinayetlerin hesabını vermeleri, ondan sonra ellerinde bir delil varsa başkalarından hesap sorabilirler.

Söz konusu karar tasarılarının ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilmesi haklı olarak tepkiye yol açtı. Ancak, karşımızdaki ABD olunca verilen tepkilerin dozajı ve haklılığı bir anlam ifade etmiyor. Çünkü onlar kendilerinden başkasının haklı olabileceğini kabul etmiyorlar. Diyebiliriz ki, Amerika’nın işgali yıllarında Avrupalı beyaz adamların kovboy kılığında koskoca bir kıtanın yerli halkını nasıl yok ettiklerini, kalanlarını da nasıl toplumdan dışlayıp ya insan geçmez kuş uçmaz alanlara ya da yağmur ormanlarına sürdüklerini hatırlatmanın da bunlarda bir utanç duygusu oluşturmadığı ortada. Japonya’ya attıkları atom bombaları, Vietnam’da sergiledikleri çirkinlik ve cinayetler, Kore’de yaptıkları işin bir başka boyutu.



Hemen belirteyim ki, ABD’nin çirkinliklerini sergilemenin fazla bir anlamı yok. Bilinen bunca çirkinliğe rağmen hâlâ bu ülkeden dost ve müttefik olarak bahsediliyor oluşu, sanırım onların değil bizim yanılgımızı yansıtıyor.

ABD Temsilciler Meclisi’nin aldığı kararlar karşısında verilen tepkilerin hepsine katılıyor hatta hafif bile buluyorum. Bu haklı tepkileri başlıkları ile aktarmakta yarar var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Atılan adımı da alınan kararı da tanımıyoruz.” Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “İki kararın sebebi Suriye’de özellikle oyunu bozmamızdır. Bunun intikamını almaya çalışıyorlar.” Milli Savunma Bakanı Akar: “Müttefiklik ruhuna aykırı.”

Bu açıklamalara ilaveten Meclis oy birliği ile alınan kararla ortak tepki verdi. Sergilenen bu birliktelik iktidarın elini güçlendirmiştir. Böylesine ortak bir duruş ortaya çıktığına göre artık vakit geçirilmeden, atılan adımın, alınan kararın yanlışlığını ifade eden bir açıklama beklemenin anlamı yoktur. Çünkü bugüne kadar söyledikleri bir takım sözlerin sadece gönül almaya ve zaman kazanmaya yönelik olduğu biliniyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.