ABD’den istediğimiz her şeyi aldık mı?

Barış Pınarı Harekâtı’nı ABD ile varılan mutabakatın ardından 120 saatliğine durdurmuştuk. O süre bitmeden bu defa da Rusya ile benzer bir mutabakata varıldı. Bu defa 150 saat süre verildi. ABD ile varılan ve her istediğimizi aldık diyerek kamuoyuna takdim edilen mutabakat gerçekten her istediğimizi almamızı sağladı mı? Söz gelimi 440 kilometrelik sınır boyunda 30 kilometre derinlikteki güvenli bölge tanınan 120 saatte teröristlerden gerçekten temizlendi mi? Gelen haberler bu temizlik işinin gerçekleşmediğini gösteriyor. Ama Barış Pınarı Harekâtı durduruldu. Çünkü bu defa Rusya ve Suriye’ye 150 saatlik bir süre tanındı. Bu süre içinde varılan anlaşma gereği güvenli bölgeden teröristler atılacak. Bunu da Suriye ve Rusya birlikte yapacak. Ancak, ABD ile varılan anlaşmada da benzer bir hüküm yok muydu? Beş gün içinde güvenli bölge sınırları içindeki teröristler ABD tarafından temizlenmeyecek miydi? Eğer temizlendi deniyorsa Rusya ile hem de bu defa Suriye rejimi de devreye sokularak yeni bir mutabakata gerek kalır mıydı?



Sözü uzatmadan diyebiliriz ki, ABD hep yaptığı gibi bu defa da sözünde durmadı. Türkiye’yi memnun etmekten çok teröristleri memnun etmeyi tercih etti. Böylece bir kez daha sözüne güvenilmeyeceği, birlikte yürünemeyeceğini gösterdi.

Rusya ile varılan mutabakat sonucu bölgede ABD devre dışı mı bırakıldı? Bu hususta net bir şey yok. Ancak, düne kadar güvenli bölge oluşturulması hususunda ABD ile hareket edilirken şimdi devreye Rusya’nın aracılığı ile Suriye rejimi girmiş bulunuyor. Böyle olunca diyelim ki Rusya verdiği sözü tutacak, peki Suriye rejimine güvenilebilir mi? Rusya tüm iyi niyetine rağmen Suriye yönetimi kendine göre bir takım adımlar atacak olursa Rusya bunu engellemek için ne ölçüde direnç gösterecek? Bir başka ifadeyle Rusya, Suriye ile şimdiye kadar geliştirdiği ilişkilerini değiştirebilecek mi?

Tüm bu soruları bir kötümserlik ifadesi olarak sıralıyor değilim. Sadece, Suriye’de yaşanan olaylar sırasında Rusya hep rejimin yanında yer aldı. Bu yer alış yıllar önce iki ülke arasında imzalanmış bir anlaşmanın mı sonucudur? Yoksa Rusya’nın tavrı sadece çıkarlarının korunmasına mı yöneliktir bunu da zaman gösterecek. Ancak, ABD’den her istediğimizi aldık açıklamaları ile varılan mutabakatın ardından benzer bir mutabakatın Rusya ile sağlanması gösteriyor ki, ABD’den istediklerimiz tam olarak alamadık. Çünkü hep olduğu gibi ABD Yalan Rüzgârı dizisinin yeni bölümlerini piyasaya sürüyor. Bir yandan Suriye’den askerlerini çektiğini, bunları Irak’a gönderdiğini söylerken ardından Suriye’de petrolü korumak için gerektiği kadar ABD askeri kalacağı haberleri medyaya yansıyor. Öbür yandan güvenli bölgenin teröristlerden temizlenmesi için ABD’nin ciddi bir çaba göstermediği, çekilmenin terör örgütünün inisiyatifine bırakıldığı da bir gerçek.



Bu arada, ABD’nin YPG’nin bölgeden çekilmesini tamamladığını bildirdiği açıklanıyor. ABD’nin bu açıklamasının ne kadar doğru olduğunu başta MSB olmak üzere ilgililerin bildiğinden şüphem yok. Ancak, eğer güvenli bölgeden 120 saatte teröristlerin çekilmesi tamamlanmış ise Rusya ile aynı maksat için 150 saatlik bir mutabakat niçin gündeme geldi? Bu arada üzerinde düşünülmesi gereken bir başka husus da bir yandan güvenli bölgenin teröristlerden temizlenmesi söz konusu diğer yandan Rusya ile varılan mutabakatta terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılık vurgulanıyor. Yani, Rusya ve Suriye önce güvenli bölgeyi teröristlerden temizleyecek, ardından da tüm Suriye temizlenecek. Bu hususta öncelikli olarak Rusya ve Suriye’nin 150 saat sonunda neler yaptıklarını görmek gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.