İslâm milletinin dağınıklığı ve dramı

İslâm’ın değil Müslümanların hâli içler acısı. Emperyalizmin kuşatmasında ve emperyalizmin oyuncağı durumunda. Sorun dinde değil, Müslümanlarda. Çok parçalı ve dağınık. Kendi mantıklarına göre yeni dinler ihdas eden ve tapınan Müslümanlarda.

Müslümanlar hakikat bilincinden uzaklaştıkça kendilerine göre tanımlar ve yorumlara merkezden çok uzaklaşmaktadırlar. Şu kritik zamanlarda değerlendirmelerde bulunmanın zorluğunu bir düşünürsek, hakikatleri söylememenin ne denli ağır geldiği bir bilinse.

Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Müslüman’ın elbette bir ırkı, bir meşrebi bir tarzı vardır. Ancak İslâm bir özdür. Kur’an, değişmeyen tek kitap, hükümleri ve esasları olduğu gibi duruyor. Sünnet bu hakikatin yorumu ve yaşanmışlıkları. Bunlar hiçbir zaman değişmeyen esaslar. Böyle olmasına karşın Müslümanların değişmişlikleri ve dağılmışlıkları giderek artıyor.



Adeta, ırklar, kabileler, meşrepler kendilerine yeni dinler ihdas ediyorlar. Irk vurgusunu özellikle burada öne çıkarıyorum. Peygamberimiz Arap, Kureyş ve Haşimi ailesinden. Allah’ın kitabı bir ırkın ve kabilenin dini değil. İnsanlığa hitap eden bir din ve kitap. Böyle olmasına karşın özellikle şu son iki yüzyıl içinde insanlar yeni dinler ihdas ediyorlar. Irk dini.

Emperyalizmin veya yabancı sistemlerin kuşatmasında olan Müslümanlar değerleri dışında başka değerler ile kendilerini tanımlıyorlar. Ya da İslâm’ın öz değerlerini başka sistemlere yamıyorlar. Ve kimi durumları özden uzak tutarak putlaştırıyorlar. Nesneler ve durumlar birer put hâline getiriliyor.

Müslümanların yaşadığı topraklar Müslümanların ortak mülküdür. Dünya insanlığın mülkü. Böyle olmasına karşın toprak ve sınırların birer put olarak tanımlanması zihinsel daralmalara neden oluyor. “Vatan sevgisi imandandır” sloganının temeli nedir? Türkiye için sınırları iman gerekçesi ise Mekke, Medine, Bağdat, Şam, Sarayevo, Kahire, Marakeş hangi dinin iman gerekçesi olur sorusu akla gelmiyor mu? Biz, sadece sınırlarımız içinde yer alan beldeleri kutsarken, İslâm milletine ait olan Kudüs’ü, Bağdat’ı, Şam’ı, Halep’i, Mekke ve Medine’yi savunabilir miyiz? Onlar Arap ırkının kentleridir bizi ilgilendirmiyor diyebilir miyiz?



Irk dini kavramını ele alışımızın nedeni de bu. Müslümanlar tek millet olduklarına göre onların bir bütün olarak korunmaları değerlendirilmeleri gerekmez mi? İnsanların bulundukları ideolojik tanımlamalar ile dar bir çerçeveye sıkıştırırsak o zaman Peygamberi bu hayatın dışına itmek oluyor.

Elbette ki her insanın bir soyu var. Bu, insanlık ve İslâm medeniyeti bütünlüğünde bir ayrıntı. Öz olan İslâm ve Müslümanların toplamı.

Müslümanların açmazı kendilerini savunacak bütüncül bir güce sahip olamayışları. Emperyalizmin silâhları ile silâhlanıyorlar ve birbirlerini vuruyorlar.

Bu durumda şöyle bir soru sorma zorunluluğu doğuyor. Abede emperyalizmi Kuzey Suriye’ye neden kırk bin TIR silâh ve mühimmat yığıyor? Abede Başkanı Trump, “Biz bu saçma savaştan çekiliyoruz” derken neyi amaçlıyor? Oraya en modern silâhlarını yığarak hadi artık siz birbirinizi yiyin demek istiyor. Uzun yıllardır üzerinde durduğumuz şu: Emperyalizm Irak ve Afganistan işgallerinden sonra taktik değiştirdi Müslümanları birbirine vurduruyor. Hem zayiat vermiyor hem de takır takır silâhlarını satıyor.

Müslümanların öz düşünlerinden uzaklaşmaları kendilerini köleleştiriyor. Çıkarları ve konumlarını korumak isteyenler ise bu kuralın oyunlarını oynuyorlar.

Sorun İslâm’da mı, Müslümanlarda mı? Asıl sorulması gereken soru da budur

Müslümanlar birbirlerini öldürürken de cihat ediyorlar! Asıl dram burada. Emperyalizmin silâhlarıyla birbirimizi öldürüyor ve cihat ediyoruz

Müslümanların birliği güç katar, emperyalizmin oyununu bozarak gerçekleştirebiliriz. Yoksa oyunun bir parçası olup birbirimizi tüketiyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.