Kavga etmeden tartışabilmek lazım


Siyaset demek giderek kavga etmek, sesi en fazla çıkanın haklı olduğu gibi bir yanlış algı anlamına gelmeye başladı. Hâlbuki farklı partilerin varlığı, farklı düşüncelerin varlığı anlamına gelir. Eğer, bir ülkede farklılıklara tahammül kalmamış ise demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi nutukların atılmasına gerek kalmaz. Çünkü farklılıkları hep kavga sebebi haline getirmek demokrasiye inancı zayıflatır. Kaldı ki, ülkemizin çözüm bekleyen bir yığın sorunu var. Bu sorunları yeri geldikçe sıralamaya çalışıyoruz. Bu arada sorunlara çözüm bulmak için iktidar ve muhalefetin birbirini dinlemeyi bilmesine ihtiyaç var. Özellikle de iktidar sahiplerinin muhalefetten gelen her farklı düşünceyi kavga ve muhataplarını suçlama sebebi yapmaması gerekiyor. İktidar olmanın farklı sorumlulukları beraberinde getirdiğini sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Kaldı ki, iktidar sahiplerinin muhalefetin sesini bastırmak, toplumun duymasını engellemek için sesini yükseltmesine de gerek yok. Sahip olunan medya gücü zaten sürekli olarak iktidarın açıklamalarını millete duyuruyor. Muhalefet ise yapacağı salon toplantılarıyla düşüncelerini açıklama imkânı bulabiliyor. Bu ise, iktidarın sahip olduğu medya gücü sebebiyle muhalefet sözcülerinin söylediklerini ya tamamen duyulmaz hale getiriyor ya da tamamen tersyüz edilerek topluma yansıtılmasını sağlıyor.



Bunun son örneği AK Partili eski Bakan Faruk Çelik yaptığı bir açıklamada, “Cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50+1 Türkiye’yi yorar. Yüzde 40+1 olmalı” diyerek sorun olan bir hususu gündeme getirdi. Bu teklif birden bire iktidar sözcülerinin muhalefete yüklenmesi için bir vesile haline getirildi. Bu değerlendirme Faruk Çelik’in kişisel bir tavrı olabilir. O zaman iktidar sözcüleri, “Gündemimizde böyle bir konu yok” diyerek tartışmayı kapatabilirlerdi. Ama olmadı. İktidar kanadından böyle bir teklifin gelmesini muhalefet bir yanlışın görülmesi ve bundan iktidar partisinin dönme hazırlığı olarak nitelendirdi. Kısacası, tartışmada sesler yükselmeye başladı. Öyle anlaşılıyor ki, ülke gündemine bir de bu konu gelmiş oluyor. Daha önemli konular en azından şimdilik bir kenara itilmiş olacak.

Aslında Faruk Çelik büyük bir değişiklik önermiyor. Sistemin esasını değiştirecek bir teklif getirmiyor. Sadece, ilk turda yüzde 40+1 oy alan adayın seçimi kazanmış olmasını istiyor. İlk turda bu oy alınamadığı takdirde zaten seçim otomatik olarak ikinci tura kalacak ve birinci turda en çok oyu alan iki aday arasından yine eskiden olduğu gibi yüzde 50+1 alan başkan seçilmiş olacak. Yine Cumhurbaşkanlığı Sistemi varlığını koruyacak, eskiye dönüş söz konusu olmayacak. Ne var ki, bu kadarcık bir değişiklik teklifine açıklamayı yapanın kendi partisinden gelen tepkileri anlamak mümkün değil.



Bu tür algılama farklılıkları tabi ki olabilir. Ancak, öyle görünüyor ki, giderek iktidar mensupları farklı düşünceler ve tekliflere tahammüllerini iyice kaybediyorlar. Bu ise sağlıklı bir yaklaşım değildir. Unutulmasın ki, bir evde 5 kardeşin beşi de zaman zaman farklı düşüncede olabilirler ama bu onların kardeş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Bu arada iktidar kanadından yapılan bir açıklamada, “Muhalefet bunu istiyorsa tekliflerini hazırlayıp Meclis’e getirsinler mesele orada görüşülür” denilerek top muhalefete atılıyor. Böylece hem kendi getirdikleri sistemi değiştirmek istiyor görüntüsünden kurtulacaklar hem de Meclis’te çoğunluğu olmayan muhalefete bu yolla bir gol atmış olunacaktır. Böyle olunca da sonuç alınmayacak konuları tartışarak ülkenin acil çözüm bekleyen meseleleri bir kenara itilmiş oluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.