Bu zorba düzeni böyle gitmez

Zorbalar karar veriyor, uygulamaya koyuyor ve bu uygulanmakta olan eşkiyalık dünya tarafından kabule zorlanıyor. Tam bir güç gösterisi ve ben güçlüyüm öyle ise haklıyım anlayışı dünyaya dayatılıyor. Bunun dışında bir takım uluslararası kuruluşların toplantılarında söylenen sözler, fazla bir anlam ifade etmiyor. Eğer zorbalar sık sık haktan, hukuktan, barıştan söz ediyorlarsa bilinmelidir ki tüm bunlar kendi zorbalıklarını gizlemek, daha doğrusu bir kılıfa sarmak içindir. Aslında yaptıkları haydutlukları bir kılıfa sarmalarına da ihtiyaç yok ama galiba göstere göstere haydutluklarını sürdürmelerinin bir gün tepkiye yol açabileceği endişesin taşıyor olabilirler. Ancak, en azından şimdilik fazlaca rol yapmaya ihtiyaç duymuyorlar. Çünkü haydutlarca oluşturulan dünya düzeni hep haydutlardan yana çalışıyor.



Japonya’ya atılan atom bombasının hesabı sorulmadığı gibi, Vietnam’da öldürülen ve ırzına geçilen milyonlarca kadının hesabı da sorulmadı, sorulamadı. Afganistan’ın NATO şemsiyesi altında işgali, o günden bugüne akan ve akmaya devam eden Müslüman kanının da hesabı sorulmadı, sorulamadı. Irak’ın işgali, Saddam’ın ve Libya lideri Kaddafi’nin katledilmesinin de hesabı sorulmadı, sorulamadı. Hesabı sorulmayan ve sorulamayan olaylar sadece bunlardan da ibaret değil. Dünyada emirlerine uymayan ya da çıkarlarına ters düşen liderlere karşı darbeler yaptırıldı ve bunların da hesabı sorulmadı, sorulamadı.

Dünyanın başına bir terör belası sarıldı, bunu saranlar açıkça biliniyor olmasına rağmen hâlâ, bu terör örgütlerini iyi insanlar olarak takdim etmeyi hiç utanmadan sürdürüyorlar. Bu haydutluğun başını ABD çekmekle birlikte sonuç olarak yeryüzünde Haçlı ittifakı haydutluğu sürüyor. İşin akıl almaz boyutu ise tüm bunları kuzu postuna bürünmüş kurt misali sergiliyorlar. Tüm dünyada bu kuzu görünümlü katilin kurt olduğunu biliyor. Yeryüzüne sanki bir çaresizlik duygusu hâkim olmuş, her şeye razı bir görünüm sergileniyor. İş sadece bundan da ibaret değil. Haydutlar attıkları mermi, kullandıkları tüfek, füze, tank, uçak hepsinin parasını da mazlumlardan fazlası ile tahsil ediyorlar. Diyebiliriz ki, haydutlar bir yandan can alıyor, kan döküyor öbür yandan kullandıkları silah sanayini de kanını döktüklerinden tahsil ettikleri paralarla besliyorlar.



Olaya ülkemiz açısından baktığımızda durum çok farklı değil. Tek fark petrol gelirine sahip olmadığımız için bizden işlendikleri cinayetlerinin karşılığını petrodolar olarak nakit tahsil edemiyorlar. Ancak, ülkemizde darbe girişiminde bulunan bir terör örgütünün başını ve bir takım yöneticilerini ülkelerinde koruma altında tutarlarken en ufak bir utanma duygusu göstermiyorlar hem de ülkelerinde bu durum yüzlerine haykırıldığı halde.

Suriye’de yaşananlar sonucunda ülkemize 4 milyon civarında sığınmış mülteciyi ülkelerine geri göndermek için bir güvenli bölge oluşturulmasını rahatlıkla engelliyorlar. Bunu da terör örgütlerini korumak adına yapıyorlar. Bir yandan bazı örgütleri terör örgütü olarak ilan ediyorlar ama bir anda bir hokus pokus ile adlarını değiştirerek yedek güç olarak ellerinin altında bulundurmaya devam ediyorlar. Yani, yalan söylemekten de utanmıyorlar. Böyle olunca bu anlayışın sahipleri ile aynı dünyayı paylaşıyor olmak bile insan onurunu yaralıyor. Buna rağmen aynı masa etrafında buluşarak, tüm yalanları biliniyor olmasına rağmen bilmezden gelerek boşa zaman harcanıyor.

Öyle anlaşılıyor ki, bu haydutlara birileri çıkıp hadlerini bildirene kadar sergiledikleri oyun alkışlanmaya devam edilecek. Ancak, bunun böyle sürüp gitmesi mümkün değil. Elbet bir gün mazlumlar ayağa kalkacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.