Bu karmaşada kimin ne söylediğinin ne önemi var

Değerler yitimi mi, boş zihinlerin dünyası mı, güçlülerin egemenliğindeki ruh hâlinin istilası mı? Sorular sorular. Bir sürü daha sökün eder böylesi bir durumda. Belki de bu karmaşada üstesinden gelinemeyecek olanların insanda oluşturduğu bir kaos mu?

Bir insanın bir insana üstünlük taslaması, bir grubun başka grupları yok sayması, bir kesimin başka kesimleri kendilerine köle var sayması ve daha neler var şu tuhaf ortamda. Bazı durumlara takıldığımızdan değil, bazı durumların bir bunalım hâlinin oluşumundan yararlandığını nasıl görmezden gelebiliriz.

Bir milletin millet olma unsurlarını yok sayılmasıyla başlayan bir süreçte başladı bütün karmaşalar ve çıkmazlar. Yaşanmışlıklar ve geçmiş her halükarda bir tarihtir. İnsanların birliktelikleri, kültürel yapı oluşturuşları, birlikte yaşamaları bir kader ve bir takdirdir. Bugün bulunulan yerden gücün aşırılıkların getirdiği duygular ile geçmiş yok sayılamaz.



Zaman ileriye doğru akıp gidiyor. Geçen zaman yaşanmış olanlardır. Anadolu coğrafyasına sıkışmış bulunan Müslümanların ve diğer gayrilerin varlığı yadsınamaz. Bu coğrafyada millet oluşumunun temel unsurları bulunuyor.

Irkçı bir siyasal partinin bir sözcüsünün Anadolu’da birlikte yaşamış ve bir tarih oluşturmuş İslâm milletinin unsurlarının bir kısmını yok sayması ve hatta yaşanmışlıkların asla söz konusu edilemeyeceği bir duygu ile egemenliğin üstünlüğüne yaslanarak bir despotluk oluşturduğu bir gerçeği yadsıyor olması bu koşullarda garipsenemiyor. Bir insan kendini bir hayvan yerine koyarak uluması ve bunun bir üstünlük olduğu duygusunu hissettirmesinin tuhaflığı elbette yadırganamaz şu ortamda.

Tarihte şu coğrafyada birlikte yaşayanların kader birlikleri var. Çünkü aynı milletin mensuplarının birlikteliklerinden bir tarih oluşmuş ve bu yadsınamayacak bir gerçek. Çanakkale’de emperyalizme karşı birlikte omuz omuza vermiş insanların yok sayılmasının bir tuhaflığıdır. Irkçı fanatizm ile bakanlar bırakın şimdiyi geçmişi bile kabullenemiyorlar. Ve ne yazık ki gücü baskıcı bir hâle dönüştürebiliyorlar. Bugün için bizi ilgilendiren bir Anadolu gerçeği var ve yaşıyoruz ya da yaşanıyor. Temel sorunumuz da bu gerçeğin dışında başka gerçeklerin baskıcı tutumunun aşırılıklarının bir sonu da yok ne yazık ki.



Bu ırkçı anlayış şu topraklarda uluyan hayvan nesline kendilerine bağlayanlar ve bunu bir sembole dönüştürenlerin tuhaflığını aşırılıklarıyla daha bir belirgin. Müslüman görünenler bu kesimler kendilerine bir din olgusu oluşturuyorlar. Irklarından olmayanları Müslüman göremeyecek kadar bir din anlayışının baskınlığıdır bu. Bu, daha ileri bir noktaya doğru hızla gidiyor ve insanlar bu ruh hâli içinde ırkçı bir evrilmeyle uyduruk bir tarih ve geçmiş oluşturuyorlar. Başkalarını yok sayıyorlar.

Bu ırkçı anlayışla tarihin değerlerini ve kıymetlerini bir arada anmaktan şiddetle kaçınıyorlar. Bu ırkçı anlayışın başka bir anlayışı zorla aşırılıklara itmeye neden olduklarını bile hesaba katmıyorlar. Çünkü tarihi onlar yazıyor, onlar uyduruyor, onlardan başka bu topraklarda tarih oluşturan hiç kimse bulunmuyor.

Bu çatışma hâli ve bu savaş bitmeyecek bu gidişle. Kendilerini üstün görenler başkalarına yaşama hakkı tanımıyor, tanımayacaklar. Geçmişimiz ırk merkezli değildir. Geçmişimiz İslâm milletinin medeniyet bütünlüğüdür. Geçmişimiz zulüm merkezli değildir, adalet merkezlidir ki yüzyıllarca birlikte yaşana gelinmiştir. Buradan bakarak tarih kitaplarında var olan bir durumu yok sayma ancak akıl dışı fanatik bir zihnin yansıması olarak görülebilinir. Bu zihni anlayış birlikte yaşanamayacağı tezi üzerinde duruyor ve bunu baskın hâle getiriyor. Türkçülük fanatizmi ile -ve ne yazık ki egemen bakışın bir sonucudur bu- başka unsurları yok saymak kendiliğinden oluşabilen bir durum değildir. Bu topraklarda birilerinin diğerlerini yok sayması bir körlük değil bir bakış ve bir zihin. Onun içindir ki bazı anneler annedir, bazıları değildir. Bazı annelerin çocukları insan bile değildir, olamaz onlara göre.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.